Amerikan devlet mekanizmasının en hassas noktalarından biri olan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) koltuğunda oturan ve geçtiğimiz ay istifasını duyuran Tulsi Gabbard'ın açıklamaları ve kendisinin ortaya çıkarılan açıklamaları üzerinden patlayan skandallar modern istihbarat düzeninin arka planını gözler önüne seriyor. Önce Gabbard'ın resmi kaynaklara dayanarak servis ettiği Kovid-19 ifşaatı, hemen ardından ise kendisini hedef alan "tarikat yazışmaları"nın sızdırılması, gündeme bomba gibi düştü.
ABD'li ve Çinli bilim adamlarının koronavirüsü laboratuvarda ürettiği itirafı
Tulsi Gabbard tarafından sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna sunulan ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi (ODNI) kaynaklı olduğu belirtilen gizli yazışmalar, salgının ilk günlerinden beri tartışılan pek çok iddiayı somut belgelere kavuşturdu. Ancak bu belgeler sadece teknik bir laboratuvar sızıntısını değil, küresel güçlerin insanlığı biyolojik bir vesayet altına alma noktasındaki ortak iradesini deşifre etmektedir.
Belgelerin ortaya koyduğu tahliller ve bunun arka planındaki abluka girişimine dair şu detaylar öne çıkıyor:
-
Ortak Biyolojik Hegemonya Sinerjisi: Kovid-19 virüsünün, kağıt üstünde birbirine düşman görünen ABD ve Çinli bilim insanlarının ortak bütçesi ve araştırmalarıyla Vuhan Viroloji Enstitüsü’nde geliştirildiğine dair veriler. Bu durum, insanlığı kontrol altına alma noktasında küresel elitlerin ideolojik bir "konsensüs" içinde hareket ettiğini, ulusal sınırların üstünde bir abluka planı işletildiğini göstermektedir.
-
Gerçeklerin İpotek Altına Alınması: Dr. Anthony Fauci’nin öncülüğünde, virüsün doğal yollarla yayıldığına dair sahte bilimsel makalelerin yazdırılması ve bu propagandanın fonlanması. Bu hamle, kitlelerin zihnini yönlendirmek ve onları küresel teslimiyete hazırlamak için bilimin nasıl bir ideolojik baskı aracı olarak kullanıldığının somut kanıtıdır.
-
Küresel Sansür Çarkı: İlaç firmalarının Fauci üzerinden basını ve istihbaratı yönlendirerek aksi yönde konuşan bilim insanlarını itibarsızlaştırması. Amaç, küresel güçlerin dayattığı tıbbi dogmalara karşı çıkabilecek her türlü bağımsız sesi daha baştan boğmaktır.
Stratejist Murat Akan’ın da bu gelişmeler üzerine yaptığı analizde dikkat çektiği üzere, bu süreç sadece bir sağlık yönetimi krizi değil; kitleleri "korku" faktörüyle felç edip rızasız kontrol mekanizmalarına boyun eğdirme provasıydı. Sadece ABD genelinde yaklaşık 50{trilyon}$ dolarlık bir servetin el değiştirmesine yol açan bu finansal ve sosyal hareketlilik, sermayenin tek elde toplanması ve kitlelerin biyolojik bir abluka altına alınmasıyla sonuçlandı.
Bugün aynı küresel aktörlerin, Kolombiya ve Brezilya gibi ülkelerde doğaya genetiği değiştirilmiş milyarlarca sivrisinek salması da bu ablukanın ikinci aşamasıdır. Gönüllü olarak kabul ettirilemeyen teslimiyet, doğanın ve ilahi döngünün genetiğiyle oynanarak, biyolojik aparatlar üzerinden zorla dayatılmaktadır.
Gabbard'ın sızdırılan e posta arşivi
Gabbard’ın küresel ilaç kartellerini ve devlet içi bürokrasiyi sarsan bu belgeleri yayımlamasının hemen ardından, karşı taraftan gecikmeksizin çok büyük bir veri sızıntısı gerçekleştirildi. Gabbard’ın eski kampanya çalışanı Rebecca Saltzburg tarafından paylaşılan 25 bin sayfalık şifreli e-posta arşivi, eski istihbarat şefinin tüm siyasi kariyerinin arkasındaki soru işaretlerini hedef alıyor.
Bu belgelerin bazı detayları ise şu şekilde:
-
Tarikat Bağlantısı ve Dikte Mekanizması: Gabbard’ın çocukluğunun geçtiği Kimlik Bilimi Vakfı (SIF) adlı ezoterik grubun lideri Chris Butler’ın, şifreli e-postalar aracılığıyla Gabbard’ın sunacağı yasa tasarılarından televizyon programlarındaki mimiklerine kadar her adımı dikte ettiği iddiası.
-
Algı Yönetimi: Sosyal medyada "bağımsız, cesur ve vatansever" bir figür imajı oluşturmak amacıyla tarikat üyeleri tarafından kurulan sahte trol ordularının ve takma adlı hesapların bizzat koordine edilmesi.
-
Söylem Analizleri: Yapay zeka destekli stilometrik analizlerin, Gabbard’ın televizyon röportajlarının büyük bölümünde Butler’a özgü terminolojiyi birebir kullandığını doğrulaması.
Gabbard’ın ekibi bu iddiaları "Hindufobi" argümanı ve eski bir çalışanın şantaj girişimi olarak nitelendirip reddetse de, sızan yazışmaların detayı ve somutluğu, "bağımsız siyasetçi" portresinin arkasındaki vesayet ilişkilerini ciddi şekilde tartışmaya açmıştır.
Bu tablo, Batı dışı bağımsız bir medeniyet tasavvurunun neden hayati bir gereklilik olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
Türkiye Gazetesi, A Haber, Baran Dergisi





