Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, son açıklamasında İsrail’in Golan Tepeleri’nde sürdürdüğü işgal faaliyetlerini hedef aldı. Şara, İsrail’in 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ettiğini vurgulayarak, bu ihlalin yalnızca askerî değil, aynı zamanda siyasî ve hukuki bir meydan okuma anlamına geldiğini ifade etti. Şam yönetimi, İsrail’in son dönemde ilerlediği bölgelerden çekilmesini sağlayacak bir güvenlik çerçevesi üzerinde çalıştığını duyurdu.
1974 anlaşması yeniden gündemde
1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması, Suriye ile İsrail arasında doğrudan çatışmayı durduran ve iki taraf arasında bir tampon bölge oluşturan kritik bir düzenleme olarak biliniyor. Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen bu sistem, uzun yıllar boyunca sahada görece bir denge sağlamıştı. Ancak Şam’a göre İsrail, özellikle son dönemde bu dengeyi bozacak adımlar atarak anlaşmanın fiilî olarak ortadan kalkmasına yol açtı.
Şara’nın açıklamaları, bu anlaşmanın yeniden işler hâle getirilmesini hedefleyen diplomatik bir hattın devrede olduğunu gösteriyor. Suriye yönetimi, ilk aşamada İsrail’in son dönemde işgal ettiği alanlardan çekilmesini ve 1974 sınır hattına dönmesini esas alıyor.
Yeni güvenlik anlaşması ihtimali
Şam’ın gündeminde sadece eski anlaşmaya dönüş yok. Şara, mevcut şartlar altında her iki tarafın güvenliğini garanti altına alacak yeni bir anlaşma ihtimalinin de değerlendirildiğini açıkladı. Bu yaklaşım, sahadaki fiilî durumun değiştiğini kabul eden ancak bu değişimi kalıcı hâle getirmeden kontrol altına almayı hedefleyen bir stratejiye işaret ediyor.
Diplomatik kaynaklara göre, bu süreçte uluslararası aktörlerin arabuluculuğu da belirleyici rol oynayabilir. Özellikle ABD’nin geçmişte benzer güvenlik düzenlemelerinde üstlendiği rolün yeniden devreye girme ihtimali konuşuluyor.
Suriye’nin bu diplomatik hamlesine karşılık terörist İsrail’in sahadaki adımları dikkat çekiyor. Tel Aviv yönetimi, Golan Tepeleri’ndeki yerleşim alanlarını genişletmeye yönelik yeni planları devreye alırken, bölgedeki askerî varlığını da tahkim ediyor. Bu durum, Şam’ın “çekilme” talebi ile İsrail’in “kalıcılık” stratejisinin doğrudan karşı karşıya geldiğini ortaya koyuyor.
Uluslararası hukuk açısından Golan Tepeleri hâlen Suriye toprağı kabul edilmesine rağmen, İsrail’in bölgede sürdürdüğü işgal ve askerî faaliyetleri fiilî bir durum oluşturmuş durumda. Bu tablo, diplomatik çözüm arayışlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.
Şam’ın doğrudan mesajı
Şara’nın açıklamaları, Suriye’nin Golan meselesini yeniden merkezî bir gündem maddesi hâline getirdiğini gösteriyor. Şam yönetimi, doğrudan bir askerî tırmanıştan ziyade, uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde İsrail’i geri adım atmaya zorlayacak bir strateji izliyor.
Ortaya konan çerçeve açık: İsrail ya 1974 anlaşmasının gereğine dönerek işgal ettiği yeni alanlardan çekilecek ya da sahada oluşan gerilim, daha geniş bir kriz başlığına dönüşecek. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Golan hattı, yalnızca Suriye-İsrail ilişkilerinin değil, bölgesel dengelerin de belirleyici başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.




