Geçmiş yılların verileriyle kıyaslandığında, İsrail’e duyulan geleneksel sempatinin yerini belirgin bir mesafe alışa bıraktığı görülüyor.
Anket sonuçları, siyasi kimliklerin bu meseledeki tutumlarını net bir şekilde ayrıştırıyor. Demokrat seçmenlerin yüzde 65’i Filistin’e yakınlık duyarken, İsrail’e destek verenlerin oranı yüzde 17 seviyesinde kalarak istikrarını korudu. Asıl çarpıcı değişim ise Cumhuriyetçi kanatta yaşandı. Cumhuriyetçilerin yüzde 70’i hala İsrail tarafında dursa da, bu oran 2024 yılına göre 10 puanlık bir gerilemeye işaret ediyor. Bu düşüş, 2004’ten bu yana Cumhuriyetçiler arasında kaydedilen en düşük destek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Bu tablonun değişmesinde asıl belirleyici güç "bağımsızlar" oldu. Geçmişte İsrail’e daha sıcak bakan bu grup, bu yıl yüzde 41 oranında Filistin’i, yüzde 30 oranında ise İsrail’i desteklediğini beyan etti. Bu durum, merkez seçmenin tercihini Filistin lehine değiştirdiğini gösteriyor.
Genç nesil tercihini Filistin’den yana kullandı
Yaş gruplarına göre yapılan analizler, gelecekteki ABD dış politikasını şekillendirecek olan genç kuşakların tutumunu gözler önüne seriyor:
- 18-34 Yaş Aralığı: Bu grubun yüzde 53’ü Filistin’e sempati duyuyor. İsrail’e destek ise yüzde 23 ile tarihsel bir dip noktasına ulaştı.
- 35-54 Yaş Aralığı: Geçen yıl İsrail lehine olan tablo bu yıl tam tersine döndü. Grubun yüzde 46’sı Filistin’e, yüzde 28’i İsrail’e yakınlık hissediyor.
- 55 Yaş ve Üzeri: İsrail’in en güçlü kalesi olan bu yaş grubunda bile ilk kez bir çözülme var. 2005’ten bu yana ilk defa bu grubun İsrail’e desteği yüzde 50’nin altına inerek yüzde 49’a geriledi.
Sempatiden Devletleşme Desteğine
Genel sempati oranlarına bakıldığında, 2025 yılına kıyasla Filistin’e yönelik olumlu bakış 10 puan artış göstererek yüzde 41’e yükseldi. Buna karşılık İsrail’e duyulan sempati bir yıl içinde yüzde 46’dan yüzde 36’ya geriledi. Bu duygusal değişim, siyasi taleplere de yansımış durumda. Katılımcıların yüzde 57’si İsrail ile yan yana var olacak bağımsız bir Filistin devletini desteklediğini ifade ediyor. Bu fikir, Demokratlar arasında yüzde 77 gibi çok güçlü bir kabul görürken, bağımsızlar arasında yüzde 57, Cumhuriyetçiler arasında ise yüzde 33 oranında karşılık buluyor.
Toplumun geniş kesimlerinde gözlemlenen bu değişim, Orta Doğu’daki güncel olayların Amerikan seçmeni üzerindeki etkisinin derinleşmesine sebep oldu. Özellikle bağımsızlar ve gençler arasındaki bu hızlı dönüşüm, ABD iç siyasetindeki dengelerin de yeniden kurulmasına kapı aralıyor.




