İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, iktidardaki İtalya'nın Kardeşleri (FdI) partisinin Roma’da düzenlenen gençlik festivali Fenix’te yaptığı açıklamada, okullarda burka ve nikap gibi yüzü örten kıyafetlerin yasaklanmasını içeren kanun tasarısını Bakanlar Kurulu’na sunacaklarını ilan etti.
Kıyafet Özgürlüğünden Sistemli Tesettür Yasağına
İtalya’daki tasarısının tarihsel arka planında, Fransa’nın 2004 yılında yürürlüğe koyduğu 2004-228 sayılı kanun yer alıyor. Fransa, devlet okullarında dini sembol ve başörtüsü kullanımını yasaklayarak başlattığı süreci, 2010 yılındaki 2010-1192 sayılı kanunla kamusal alanın tamamında yüzün kapatılmasını suç kapsamına alarak genişletti. Paris yönetimi, Ağustos 2023’te ise Eğitim Bakanlığı genelgesiyle "abaya" olarak adlandırılan bol dış elbiselerin de okullarda giyilmesini tamamen menetti. Fransız Danıştayı (Conseil d'État) ayrıca Fransız Futbol Federasyonu’nun kadın sporculara yönelik başörtüsü yasağını hukuka uygun bularak kararı onadı.
Benzer şekilde Avusturya’da 2017 yılında kabul edilen Kamusal Alanda Yüzün Örtülmesi Yasağı (Anti-Gesichtsverhüllungsgesetz) ve ilkokullardaki başörtüsü kısıtlamaları, Eylül 2026 itibarıyla 14 yaşına kadar olan tüm kız öğrencileri kapsayacak şekilde genişletildi. Belçika’da 2011, İsviçre’de ise 2021 yılında yapılan halk oylamalarıyla kabul edilen peçe yasakları genel mevzuata girerken; Hollanda’da 2019’dan bu yana okullar, hastaneler, kamu binaları ve toplu taşıma araçlarında tesettür kıyafetleri giymek adli cezaya tabi tutuluyor.
Mabetler Hedefte: Ezan, Minare ve Cami Kapatmaları
Müslümanların dini kimliğine yönelik müdahaleler kılık kıyafetle sınırlı kalmayıp ibadethanelerin varlığına ve sesine kadar uzanıyor. İsviçre’de 2009 yılında yapılan anayasa referandumunda yüzde 57,5 oyla kabul edilen "minare yapımı yasağı", Batı hukukunda dini mimariye getirilen ilk doğrudan anayasal engel oldu. Almanya ve Hollanda’da ezan okunması yerel yönetimlerin desibel sınırlamaları, saat kısıtlamaları ve idari mahkeme kararlarıyla fiilen imkansız hale getirildi.
Almanya İçişleri Bakanlığı, Temmuz 2024’te ülkenin dini kurumlarından biri olan Hamburg İslam Merkezi’ni (IZH) ve buna bağlı dernekleri yasaklayarak tarihi Mavi Cami dahil olmak üzere 8 eyaletteki 53 ayrı mülke el koydu. Fransa’da ise 2021 yılında yasalaşan "Cumhuriyet İlkelerine Saygıyı Güçlendiren Kanun" (Ayrılıkçılıkla Mücadele Yasası) kapsamında İçişleri Bakanlığı kararıyla 25’ten fazla cami kapatıldı, onlarca Müslüman sivil toplum kuruluşu ve dernek lağvedildi. Avusturya’da 2015 tarihli İslami Yasa (Islamgesetz) uyarınca camilerin ve din görevlilerinin yurt dışından finansman alması tamamen yasaklanarak mabetler finansal denetim kıskacına alındı.
Helal Gıda ve Dini Eğitime Yönelik Engeller
İslami yaşam tarzının temel şartlarından olan helal gıdaya erişim de idari ve hukuki engellerle kısıtlanıyor. Belçika’nın Flandre ve Valon bölgelerinde sersemletilmeden hayvan kesilmesini yasaklayan düzenlemeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Adalet Divanı tarafından onaylanarak içtihat haline getirildi. Danimarka, İsveç ve Slovenya’da benzer idari kararlarla helal kurban kesimi imkansız kılınırken; Avusturya ve Fransa’da "Siyasal İslam ile Mücadele" birimleri ve polis denetimleriyle çocuklara Kur'an-ı Kerim eğitimi veren kurslar ve dernekler kapatıldı.
Hukuki Çifte Standart: Artan İslam Düşmanlığı
Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) "AB'de Müslüman Olmak" başlıklı raporu, tırmanan kurumsal İslam düşmanlığını somut verilerle göz önüne seriyor. Rapor sonuçlarına göre, AB genelinde Müslümanların yüzde 47’si gündelik yaşamlarında doğrudan ayrımcılığa maruz kaldığını belirtirken, bu oran Avusturya’da yüzde 71’e, Almanya’da ise yüzde 68’e ulaşıyor. Dini kıyafet ve tesettür kullanan Müslüman kadınlarda iş arama süreçlerinde ayrımcılığa uğrama oranı yüzde 45’e, 16-24 yaş arası genç kadınlarda ise yüzde 58’e yükseliyor.
Batı hukuk sisteminde Kur'an-ı Kerim yakma eylemleri ve mukaddesata yönelik saldırılar "ifade özgürlüğü" kılıfı altında polis korumasında gerçekleştirilirken; tesettür, ezan, cami, helal kesim ve Kur'an eğitimi gibi en temel dini hakların guya "sekülerizm", "entegrasyon" ve "kamu düzeni" adı altında yasaklanması, uygulanan politikaların çifte standartlı yapısını gösteriyor.





