Avrupa Birliği tarafından fonlanan, LGBT propagandası merkezlerine verdiği destekle dikkat çeken Tunç Soyer'in yeniden aday gösterilmemesi Avrupa'da rahatsızlık oluşturdu.

LGBT VE HDP DESTEĞİYLE ÜNLÜ

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2024 yılında LGBT kampanyaları ve tanıtımıyla görevli daire başkanlıklarına 60 milyon liralık bütçe ayıran Tunç Soyer, aynı zamanda Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Bölgeler Meclisi Başkanlığı görevini de yürütüyordu.

Yeniden aday gösterilmediği için Avrupa Konseyi'ndeki görevini de kaybedecek olan Soyer için Özgür Özel'e dikkat çeken mektup geldi. Sözcü Gazetesi'nden Saygı Öztürk'ün köşesine taşıdığı mektubu, Avrupa Konseyi Kongresi Sosyalist Grubu Başkanı ve Türkiye’de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanmasının izlenmesi için görev alan "yerel demokrasi" raportörü Prof. Dr. Vladimir Prebilic yazdı.

HDP'ye verdiği destekle de sık sık gündem olan Soyer'in, CHP'den aday gösterilmediğinin açıklanmasının ardından DEM Parti'den adaylığı da gündeme gelmişti. Özgür Özel'e mektup yazan ismin de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanmasının izlenmesi için görev alan yerel demokrasi raportörü olması bu nedenle dikkat çekti.

AVRUPA'DAN 'TUNÇ SOYER' MEKTUBU

Tunç Soyer'in yeniden aday gösterilmemesinin "Türkiye için de paha biçilemez bir kayıp olacağının" savunulduğu mektup şöyle:

"İnsan hakları ve temel özgürlüklerin korunması ve hukukun üstünlüğünün uygulanması için gerekli tüm önlemlerin hayata geçirilmesi konusunda demokratik standartlar ile Avrupa normlarını yılmadan gerçekleştirmeye çalışan kişilerin, ülkelerini ileriye taşıdıklarından dolayı desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Soyer’in birçok siyasi vasfına ek olarak Avrupa Konseyi Kongresi’ndeki en önemli ikinci siyasi göreve atanmasında işte tam da bu yüzden ısrarcı oldum.

WCK çalışanlarının öldürülmesi ile Batı'nın İsrail'e yaklaşımı değişmeye başladı WCK çalışanlarının öldürülmesi ile Batı'nın İsrail'e yaklaşımı değişmeye başladı

AVRUPA İÇİN SOYER 'PAHA BİÇİLEMEZ'

"Çalışmaları, Türkiye’de yerel demokrasinin işleyişinin karmaşık yapısını daha iyi anlamamıza yardımcı olması açısından vazgeçilmezdir. Türkiye’deki yerel seçimlerden dışlanmasına yönelik olası bir karar, sadece Kongre’nin siyasi liderliğindeki seçkin bir figürün kaybı anlamına gelmeyecek, aynı zamanda bu uluslararası siyasi mecliste gurur ve bağlılıkla temsil ettiği Türkiye için de paha biçilemez bir kayıp olacaktır."