Savaş sebebiyle Türkiye'de yaşayan insanlar, kime hizmet ettiği bilinmeyen Göç İdaresi tarafından zulme maruz kalıyor. Irkçı Göç İdaresi, kanuna aykırı bir şekilde kimlikleri iptal ediyor, mahkeme kararlarını takmıyor, aileleri birbirinden koparıyor.

Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından sürekli evlerine baskın yapılan ve Geri Gönderme Merkezleri’ne gönderilen Çeçenler, bu zulmün bir an önce bitmesini istiyor.

Bu zulme uğrayan Çeçenlerden birisi de Çeçenistan’da şehit düşmüş bir komutanın eşi olan Aset. Yazdığı bir mektupta eşi şehit olunca küçük kızlarıyla 2013'te Türkiye’ye sığındığını ve uluslararası koruma başvurusunda bulunup çocuklarıyla mutlu bir hayat yaşadığını ancak geçtiğimiz haftalarda kimlik yenilemeye gittiğinde kanuna aykırı bir şekilde kimliğinin iptal edildiğini ifade etti.

Çeçen Aset, bir süre sonra da gece baskınıyla evinden alındı ve Urfa Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldü. Aset, hijyenik olmayan bir bodrum katında tutulduğunu ve namaz kılmasına dahi izin verilmediğini beyan etti.

Bahsi geçen mektup:

Son günlerde yaklaşık 30 kadar Çeçen muhacirinin (içlerinde şehit eşleri ve çocukları da bulunuyor) Geri Gönderme Merkezleri'nde tutulduğu iddia ediliyor.

“Göç İdaresi açıkça zulmediyor”

Avukat Zeynep Ertekin, Türkiye'ye sığınan Çeçenler hakkında Rusya’dan gelen bilgilere istinaden sınır dışı edilme kararları alındığını belirtti.

Ertekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

Mektupta adı geçen bir ablanın avukatlığını yapıyorum. 2022 yılının Ekim ayında Rusya’dan gelen bilgilere istinaden tesis edilen giriş yasakları sonrası ikamet izni iptal edilerek hakkında “kamu güvenliği” nedeniyle sınır dışı kararı alındı ve 2022 doğumlu kızı Lııa ile beraber Selimpaşa GGM’ye alındı. Davalarını kazandık, ablayı özgürlüğüne kavuşturduk ve insani ikamet izni alabilmesi için Kocaeli İl Göç idaresine yönlendirdik. Akabinde ‘unuttukları’ G-87 tahdit kaydını sisteme işleyip 15.12.2023’te 4 çocuğu ile beraber çağırıp tekrar aldılar.

Elindeki mahkeme kararlarına rağmen yeniden ‘kamu güvenliği’ gerekçesiyle sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alındı. Davalarını açtık ve 17.01.2024’te sulh ceza hakimliği kararı ile idari gözetimi sonlandırıldı. Sonra ne oldu dersiniz?

Aradan 16 gün geçti ve 03.02.2024 gecesi evine tekrar gidildi ve bu sefer de yine kızı Liia ve eşi ile beraber yakalandı. Yeniden sınır dışı etme ve idari gözetim kararları tesis edildi. (15.12.2023’te açtığımız sınır dışı davası devam etmesine rağmen) Kocaeli’den Şanlıurfa’ya sevk edildi. Tüm çabamıza rağmen bu mektup dışında bir haber alamadık ve Ş.Urfa Ggmye giden avukat arkadaşımıza orada olmadığını söylediler. Bugün ise Erzurum’a sevk edildiği bilgisini aldık. Abla, metanetli olmasına rağmen çok yoruldu, onunla beraber biz de yorulduk.

Ama en çok Lila… 2022 doğumlu bir bebek 3. Defa geri gönderme merkezine alınıyor. Tüm davaları kazanmamıza rağmen buna devam eden @Gocidaresi açıkça zulmediyor. Ve bize de bu zulme karşı elimizle, dilimizle, tüm gücümüzle direnmek kalıyor.

Zulüm bununla da bitmiyor

Göç İdaresi sorgusuz sualsiz mültecilere zulmediyor, hukuksuzluklara imza atıyor.

Yıllardır Türkiye’de hayatını düzene oturtmuş, iş güç sahibi olmuş insanlar, Göç İdaresi tarafından tutuklanıp, geri gönderme merkezlerine alınıyor. Özellikle Antep, Urfa ve Van’daki geri gönderme merkezlerindeki şartlar içler acısı.

Sosyal medyada @digermesele isimli bir kullanıcı, Göç İdaresi’nin zulmünü gündeme taşıdı. Göç İdaresi tarafından korkunç muamelelere tabi tutulduğunu aktaran kullanıcı, “Bu insanlara aileleri ve avukatları bile ulaşamıyor, dünyayla bağlantıları tamamen kesiliyor. Akıbetleri bazen haftalarca bazen aylarca belirsiz kalıyor. Bu nasıl bir düzendir? Her türlü zulmü ve felaketi yaşamış Çeçen halkına Türk milletinin muamelesi bu olabilir mi?

Veya Filistinliler… Kanuna göre bu insanlara ülkelerinde aktif bir savaş olduğu için insanî ikamet izni verilmesi gerekir. Bunu Göç İdaresi’ndeki memurlar da tasdik ediyor ama gereğini yapmıyorlar. Savaştan önce vizeyle Türkiye’ye gelip burada mahsur kalmış Filistinliler metro çıkışlarında, cami bahçelerinde yakalanıp geri gönderme merkezlerine gönderiliyorlar. Allah aşkına bu soykırımın ortasında, ailesini kaybetmiş çaresiz insanlara reva mı bu? Sadece biz, bu durumu yaşayan kaç Filistinli ile ilgilendik, geri gönderme merkezlerinde daha kaç tanesi var Allah bilir.

STK'lar Gazze için Fatih Camii'nde bir araya geliyor STK'lar Gazze için Fatih Camii'nde bir araya geliyor

Şunu da not düşeyim: Bu sıkıntıları sadece Çeçenler veya Filistinliler yaşamıyor. Türk soylu kardeşlerimiz bile bazen bu muameleye maruz kalıyor ve hatta sınırdışı edilebiliyor, arada sırada medyaya yansıyor ve görüyorsunuz sizler de.

En büyük sorunlardan birisi de @Gocidaresi’nin kendini kanundan bile yukarda görmesi. Bu şekilde mağdur edilen insanlar için dava açıyoruz. Mahkeme diyor ki evet siz haklısınız, kanuna göre Göç İdaresi’nin yaptığı yanlış. Gel gör ki Göç İdaresi mahkeme kararını dahi dikkate almayacağını açıkça beyan ediyor.

Daha ne acı hikayeler var ama uzatmaya lüzum yok. Anlattığımız her şeye dair yüzlerce dosya, binlerce şahit var. Bize düşen, adına bu işlemlerin yapıldığı yetkililere ve halka bu zulüm düzenini duyurmak. Gerisi mühür sahiplerinde…”

Göç İdaresi'ni hangi hak tanımaz kadro yönetiyor?

İlahiyatçı Mehmet Ali Büyükkara da bu probleme dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Irkçı desem ırkçı değil, Arab'ın Afganlı'nın yanında Uygur'a Özbek'e Kafkasyalı'ya da zulüm-eziyet var. Göç idaresi hangi ideolojinin elinde! Yahut hangi işbilmez, baştansağmacı hak tanımaz eyyamcı kadro yönetiyor?”

"Göç İdaresi bunu ilk defa yapmıyor"

Avukat Enes Kafadar ise Göç İdaresi'nin bu zulümleri ilk defa yapmadığını sosyal medyadan paylaştığı şu bilgilerle ortaya koyuyor:

"Göç İdaresi bunu ilk defa yapmıyor. 2015 yılında yaşanan benzer olaylar Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansımıştı. Delil soranlar için AYM'nin 2016/5604 numaralı dosyasından verilen ihlal kararının ufak bir kısmını paylaşıyorum."

Baran Haber