Türkiye üzerinde oynanan oyunlar artık sadece sınır boylarında veya diplomatik masalarda değil, doğrudan gençlerimizin ekranlarında, YouTube kanallarında yürütülüyor. Bu operasyonun en stratejik üssü ise hiç şüphesiz +90 adlı kanal. "Bağımsız habercilik" ve "özgür platform" maskesi takan bu yapı; ABD (VOA), İngiltere (BBC), Almanya (DW) ve Fransa’nın (France 24) ortak sermayesiyle kurulan, dört devletin istihbarat ve propaganda reflekslerini tek bir merkezde toplayan modern bir psikolojik harp merkezidir.

Rand Corporation’dan YouTube’a: Dürüst düşman

2014’te Silivri duvarlarının yıkılması ve 15 Temmuz 2016’da Amerikancı FETÖ darbe girişiminin milletin sinesine çarpmasıyla büyük yara alan emperyalizm, Türkiye’ye karşı strateji değişikliğine gitti. CIA’ya raporlar hazırlayan Rand Corporation’ın 2020 tarihli "Türkiye’nin Milliyetçi Rotası" raporunda itiraf edildiği üzere; Türkiye halkının emperyalizme karşı direnci ancak içeriden, kültürel ve psikolojik saldırılarla kırılabilirdi.

İşte +90, bu "içeriden kuşatma" harekatının bir parçası olarak devreye sokuldu. Fakat bu kanal dürüst bir düşman olarak nitelendirilmektedir. Niyetini saklamaz, fonunu gizlemez; doğrudan gençliğin zihnini hedef alır.

İçtimai çürümenin katalizörü: İçeriklerdeki sinsi ajanda

Kanalın yayın çizelgesi incelendiğinde, Türkiye'nin toplumsal dokusunu tahrip etmeye yönelik sistematik bir saldırı planı göze çarpmaktadır:

  • Fuhşun meşrulaştırılması ve "seks işçiliği" aldatmacası: Gençliğe "özgürlük" diye pazarlanan şey, aslında iffetin ve namusun ayaklar altına alınmasıdır. Fuhşu bir meslek gibi gösteren videolarla, genç kızların bedeni ve karakteri üzerinden bir yozlaşma dalgası estirilmektedir.

  • Aile yapısına dinamit: "Aile evi" travması: Kanalda sıkça işlenen "aile yanında yaşamanın zorluğu" ve "bireysel özgürlük" temaları, aslında gençleri ailelerinden koparıp yalnızlaştırmayı amaçlamaktadır. Yalnız kalan genç, dışarıdan gelen her türlü manipülasyona açık hale getirilmektedir.

  • LGBT ve cinsiyetsizlik dayatması: Emperyalizmin yeni silahı olan cinsiyetsizlik, +90 üzerinden "trans çocuk" ve "aşkın cinsiyeti yoktur" sloganlarıyla servis edilmektedir. Amaç; biyolojik gerçekleri yok sayan, köksüz ve kimliksiz bir toplum inşa etmektir.

Yeni nesil için göç tezgahı

Kanalın en sinsi hedeflerinden biri, Türkiye'yi "yaşanmaz bir cehennem" gibi göstererek yetişmiş insan kaynağımızı Batı’ya "modern köle" olarak devşirmektir. Yavuz Yiğit'in ifadesiyle kanal, Batılı devletlerin Türkiye'deki ücretsiz İnsan Kaynakları ofisi gibi çalışmaktadır. Gençlere sürekli olarak "Burada gelecek yok, Batı’da özgürlük var" yalanı pompalanmakta, böylece Türkiye'nin yarınları elinden alınmak istenmektedir.

Felaketin asli menbaı: Batıcı Sistemin İflası

+90 gibi yabancı 5. kol faaliyeti tetikçilerinin ekmeğine yağ süren, onlara bu propoganda zeminini hazırlayan asıl mevzu, içerideki laik-seküler-batıcı sistemin oluşturduğu büyük çöküştür.

İran: Elimiz tetikte düşmanın hareketlerini izliyoruz
İran: Elimiz tetikte düşmanın hareketlerini izliyoruz
İçeriği Görüntüle
  • İçerideki zafiyet: Memleketi her alanda batılılaşma adı altında kimliksizleştiren anlayış, toplumu manevi bir boşluğa itmiştir. İslami, manevi ve bu topraklara ait kadim değerler sürekli hayatın dışına itilmiş, görmezden gelinmiş ve hor görülmüştür.

  • Propagandaya hadim kılan ortam: Maneviyatından, tarihinden ve medeniyet değerlerinden koparılan bir gençlik, Batı’nın sunduğu parıltılı ama zehirli içeriklere karşı savunmasız kalmaktadır. Eğer biz kendi değerlerimizi yok sayarsak, birileri gelir kendi "değersizliğini" bizim gençlerimize din diye dayatır.

Çözüm reçetesi, içtimai anlayışın kökten değiştirilmesinde yatıyor

Bu kuşatmayı kırmanın yolu, dijital yasaklardan geçmez. Asıl çare, içtimai anlayışın kökten değiştirilmesidir:

  1. Değerlerin ihyası: İslami ve milli, maneviyat merkezli eğitim toplumsal hayatın merkezine yeniden yerleştirilmelidir. Maneviyatı güçlü bir gençliğe, hiçbir 5. kol faaliyeti diz çöktüremez.

  2. Batıcı ezberlerin terki: Türkiye’yi Batı’nın karikatürü haline getiren seküler dayatmalardan vazgeçilmeli; kendi medeniyet kodlarımıza uygun, milli bir kalkınma ve ahlak modeli tatbik edilmelidir.

Sonuç olarak; +90, içerideki manevi boşluğu kullanarak bizi yıkmaya çalışan bir Truva Atı'dır. Bu atı yakıp yıkmanın tek yolu, kendi kalemize, yani İslamî değerlere sımsıkı sarılmaktır.

Baran Dergisi