Yahudi Jeffrey Epstein adı etrafında yıllardır büyüyen skandal, yalnızca bir sapkınlık ve suç hikâyesi değil; Batı elitlerinin kurduğu kirli ilişkiler ağının sureti hâline geldi. Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik sistematik istismar, insan ticareti ve buna göz yuman siyasi–akademik–finansal çevreler… Tüm bu tablo, “insan hakları”, “özgürlük” ve “hukukun üstünlüğü” söylemleriyle dünyaya ders vermeye çalışan Batı medeniyetinin maskesini bir kez daha düşürdü.
Epstein’ın 2019’da cezaevinde şüpheli ölümü ve hemen ardından başlayan dava süreçleri, hususiyetle ortağı Ghislaine Maxwell’in yargılanmasıyla birlikte dosyayı yeniden küresel gündemin merkezine taşımıştı. Ancak mesele yalnızca iki isimden ibaret değildi. Yıllar boyunca Epstein’ın özel adasına – “Little St. James” – kimlerin gidip geldiği, hangi güç odaklarının bu kirli ağın çevresinde dolaştığı soruları kamuoyunun vicdanını sarsmaya devam ediyor.
Batı basınının uzun süre görmezden geldiği ya da sakladığı ilişkiler ağı, insanların baskısı arttıkça daha görünür hâle geldi. Dosyada adı geçenler arasında eski ABD Başkanı Bill Clinton, Britanya Kraliyet ailesinden Prince Andrew ve iş dünyasından birçok güçlü figür yer aldı. Ayrıca eski ABD Başkanı Donald Trump’ın da geçmişte Epstein ile sosyal ortamlarda görüntülenmiş olması tartışmaları büyüttü. Bu isimlerin tamamı suç isnatlarını reddetmiş olsa da, adlarının böyle bir dosyada geçmesi dahi kamuoyunda büyük tepki doğurdu.
Epstein dosyası sonrası gelen istifalar ve görevden çekilmeler
Alex Acosta – ABD Çalışma Bakanı: 2008 yılında Florida’da Epstein ile yapılan tartışmalı “hafif” savcılık anlaşmasının mimarı olması nedeniyle yoğun baskı gördü ve 2019’da istifa etti.
Joi Ito – MIT Media Lab Direktörü: Epstein’dan bağış aldığı ve bu bağışların gizlendiği ortaya çıkınca 2019’da görevinden ayrıldı.
Leon Black – Apollo Global Management CEO’su: Epstein’a milyonlarca dolar danışmanlık ücreti ödediğinin ortaya çıkmasının ardından 2021’de görevinden çekildi.
Jes Staley – Barclays Bankası’nın CEO’su: Epstein ile ilişkisini açıklamadığı gerekçesiyle İngiltere’deki düzenleyici baskılar sonucunda 2021’de istifa etti.
Prince Andrew – Britanya Kraliyet ailesi üyesi: 2019’da kraliyet görevlerinden geri çekilmek zorunda kaldı; daha sonra askerî unvanları ve kamusal himayeleri de alındı.
Jeffrey Epstein dosyalarında adı geçen ünlülerin isimleri bugün tekrar yayınlandı:
Bill Clinton – 42. ABD Başkanı
Donald Trump – 45. ABD Başkanı
Barack Obama – 44. ABD Başkanı
Joe Biden – ABD Başkanı
Hillary Clinton – Eski ABD Dışişleri Bakanı
George W. Bush – 43. ABD Başkanı
Tony Blair – Eski Birleşik Krallık Başbakanı
Ehud Barak – Eski İsrail Başbakanı
Benjamin Netanyahu – İsrail Başbakanı
Kamala Harris – ABD Başkan Yardımcısı
Mitt Romney – ABD Senatörü
Bill Gates – Microsoft kurucularından ve iş insanı
Jeff Bezos – Amazon kurucusu
Elon Musk – Tesla ve SpaceX CEO’su
Peter Thiel – PayPal kurucularından ve yatırımcı
Stephen Schwarzman – Blackstone CEO’su
Woody Allen – Film yönetmeni
Alec Baldwin – Oyuncu
Robert De Niro – Oscar ödüllü oyuncu
Kevin Spacey – Oyuncu
Beyonce – Şarkıcı
Jay Z – Prodüktör
Bruce Springsteen – Rock müzisyeni
James Comey – Eski FBI Direktörü
William Barr – Eski ABD Adalet Bakanı
Alan Dershowitz – Hukukçu ve akademisyen
Hülâsa
“Ahlâkî üstünlük” iddiasıyla dünyaya yön vermeye çalışan Batı’nın iç çürümesi her cepheden açığa çıkıyor. Aile kurumunun zayıflatılması, cinsel özgürlük söylemi altında meşrulaştırılan sapmalar ve elitlerin dokunulmazlığı; Epstein dosyasında kristalize olmuş hâliyle karşımızda duruyor.
Epstein adası yalnızca bir coğrafî mekân değil; modern güç elitlerinin kapalı dünyasının simgesidir. Oraya giden isimlerden daha çarpıcı olan, o dünyanın uzun süre sorgulanmamasıdır. Sessizlik, çoğu zaman suçtan daha öğreticidir.
Bu noktada ortaya çıkan netice şudur: Epstein, Batı medeniyetinin bir arızası değil; onun iç çelişkilerinin yoğunlaştığı bir vitrindir. İnsan hakları, özgürlük ve hukuk söylemini küresel ölçekte dillendiren sözde medeniyetin, kendi elit çevrelerinde oluşan bu karanlık alanları yıllarca taşıyabilmiş olması tesadüf değildir. Dolayısıyla bu hadise, yalnızca bir suç şebekesinin çöküşü değil; bir medeniyet iddiasının portresidir.




