Olayın fitili, 21 Şubat gecesi düzenlenen ödül töreninde ateşlendi. Sahne, parıltılı kıyafetlerin değil, acı gerçeklerin yeri oldu:
-
"Soykırım Ortağısınız!": Chronicles From the Siege filmiyle ödül alan yönetmen Abdallah Alkhatib, mikrofonu eline aldığında sadece teşekkür etmedi; Alman hükümetinin gözlerinin içine bakarak, Berlin yönetimini Gazze’deki katliamın "fiili ortağı" olduğunu yüzlerine haykırdı.
-
Töreni Terk Eden Bakan: Bu ağır hakikat, salonun havasını bir anda buz kestirdi. Hükümeti temsil eden Çevre Bakanı Carsten Schneider, bu gerçeğe tahammül edemeyerek töreni terk etti.
-
Festival Direktörünün Pozları: Festival Direktörü Tricia Tuttle, Filistin bayrağı taşıyan ve Gazze’ye özgürlük isteyen ekiplerle fotoğraf çektirdi. Alman medyası (özellikle Bild gazetesi) bu kareyi bir "ihanet belgesi" gibi manşetlere taşıdı.
Almanya’nın bu krize yaklaşımı, sanatın, özgürlüğün ve vicdanın değil, kendi kasasıyla istediğini yaptırtma arzusunun dışa vurumu olsa da sanatçıların birliğiyle bu arzu duvara toslamış gözüküyor.
-
"Parayı Ben Veriyorum": Festivalin bütçesi, hükümete bağlı KBB (Berlin Kültür Etkinlikleri Şirketi) tarafından sağlanıyor. Hükümet kanadı açıkça şunu dedi: "Vergi mükelleflerinin parasıyla (yani bizim paramızla) bize katil diyemezsiniz!"
-
Direktöre İnfaz Kararı: Henüz Nisan 2024’te göreve getirilen Amerikalı Tricia Tuttle, bu konuşmaları engellemediği ve o fotoğrafları verdiği için "istenmeyen kişi" ilan edildi. Devlet Bakanı Wolfram Weimer başkanlığındaki kurul, Tuttle’ın işine son vermek için "yönetim zafiyeti" kılıfıyla düğmeye bastı.
Batı dünyası için sanat, sadece devletin çizdiği sınırlar içinde oynanan bir oyundur. Alman hükümeti, festivali bir "bağımsız alan" değil, parası ödenmiş bir "devlet dairesi" gibi yönetmek istiyor. Gazze’nin çığlığı, bu kiralık düzeni yerle bir etti.
Yüzlerce imza ile muhtıra
Hükümetin "parasını verir sustururum" mantığı, tahmin etmediğii bir sert kayaya çarptı. Sinema dünyasının vicdan sahibi yüzlerce ismi, "Biz kiralık kalemler değiliz!" diyerek bir haysiyet savaşı başlattı.
Tom Tykwer, Tilda Swinton ve Todd Haynes gibi dünya devlerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce film sektörü temsilcisi, hükümete karşı rest çeken bildiri yayınladı.
-
"Burası Sizin Diplomatik Ofisiniz Değil!": Mektupta,"Uluslararası bir film festivali, sizin diplomatik protokolünüz değil, demokrasinin korunması gereken özgür bir mekanıdır." ifadeleri yer aldı.
-
Sanatçının Hürriyeti: Mektubu imzalayanlar, ödül törenindeki sözlerin direktörün değil, sanatçıların hür iradesi olduğunu, bir yöneticinin sanatçının ağzına kilit vuramayacağını hatırlattılar.
-
Alman Film Akademisi: Akademi de ayrı bir mektupla Tuttle’a destek vererek; "İsrail-Filistin meselesi sanatsal bir konudur, bunu siyasetle yasaklayamazsınız" dedi.
Denetleme Kurulu çaresiz kaldı
Bakan Weimer başkanlığındaki KBB Denetleme Kurulu, Tuttle’ın biletini kesmek için toplandı. Ancak dışarıdaki bu devasa "imza ve vicdan" baskısı planları bozdu:
Saatler süren toplantıdan bir "kovma" kararı çıkmadı. Sanatçıların bu toplu iradesi karşısında Alman devleti şimdilik geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdilik "çizgi belirleme görüşmeleri devam edecek" diyerek konuyu zamana yaymaya çalışarak tepkileri söndürmeye çalıştıkları görüldü.
Bu olay göstermiştir ki; Alman hükümeti Gazze’deki suç ortaklığını sanatla örtmek isterken, bizzat sanatçılar tarafından ifşa edilmiştir. Yüzlerce imza, sadece bir kadını (Tuttle) kurtarmak için değil, "insan onurunu" korumak için atılmıştır. Berlin sokaklarında ve salonlarında, paranın buz gibi yüzü ile vicdanın hakikati çarpmıştır. Şayet insanlık, vicdanının sesini dinleyip doğru bir şekilde aksiyon alabilirse karşılarında durulamayacağını da göstermiştir. Geriye kalan bu kıvılcımı her daim taze tutarak geri adım atmamaktır.
Baran Dergisi





