1990’larda Müslümanları Anadolu’dan süpürmek adına Kemalizm tarafından bir saldırı başlatılmıştı. Bu süreçlerde Müslümanların evleri basıldı, rejim polisleri namaz kılınan evlere girip Mirzabeyoğlu'nun kitaplarını topladı, işkencehanelerde bu memleketin evlatlarına işkence etti, rejimin gazetelerinde boy boy resimlerle İslâm'a saldırıldı, Müslümanlar adi birer suçlu gibi cezaevlerine tıkıldı. Başörtülü bacılarımız yerlerde sürüklendi, jandarmalar Kur’an kurslarını bastı. Kısacası İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve Müslümanlar teker teker avlanıyordu.

28 Şubat’ın Kemalist Allahsızları Müslümanlara zulmederken, İbdacılar meydanları dolduruyor, rejimin köpeklerine karşı aslanlar gibi savaşıyor, hem içeri alınıyor hem de işkence görüyordu. Rejimin köpekleri İbda’nın estirdiği aksiyonu durdurmak için 28 Aralık 1998’de Salih Mirzabeyoğlu’nu, çocuğunu okula götürürken “Terör Örgütü Lideri” iddiasıyla gözaltına aldı. Kemalist basın, haberi “Salih Mirzabeyoğlu hücre evinde yakalandı” şeklinde servis etti, bunun yanı sıra İbdacılar hakkında türlü kara propaganda yöntemleri kullanıldı.

42 yıl önce bugün: Hama katliamı 42 yıl önce bugün: Hama katliamı

1999 yılında cezaevlerinde bulunan İbdacı sayısı yüzlerle ifade edilmekteydi. Kumandan Salih Mirzabeyoğlu dik duruşunu sürdürdükçe İslâm düşmanları daha çok kudurdu, daha çok bilendi. Kumandan Salih Mirzabeyoğlu 1999’u Müslümanların “Kurtuluş Yılı” ilân edince rejimin paniği daha da arttı. Rejimin köpekleri başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere 60'ı aşkın İbdacı’nın bulunduğu Metris Cezaevi'ne operasyon yapmak ve bu operasyon esnasında Salih Mirzabeyoğlu'nu ortadan kaldırmayı planladı. Metris Cezaevi’nin B-2 koğuşunda 63 İbdacı tutuluyordu. Tutukluları ayrı ayrı sürgüne göndermek için Kemalist rejim tarafından 63 kişilik koğuşa 700 asker ile baskın düzenlendi. Operasyonda 20 subay ve 170 Kemalist asker İbdacılar tarafından enterne edildi.

Müslüman tutsakların küçük bir havalandırmada etrafı sayısız askerle çevrili iken çekim yapan helikoptere zafer işaretleri ve tekbirlerle poz vermeleri sadece Türkiye medyasında değil dünya medyasında da büyük yankı buldu. Rehin alınan askerler, tutukluların haklarının verilmesi konusunda söz alınması karşılığında zarar görmeden salıverildi.

Türkiye genelinde siyasî mahkûmlara yönelik baskının tavan yaptığı dönemlerde F tiplerinde tecrit edilmek istenen tutukluların nakli Metris B-2 koğuşunda kalan 63 Müslümanın direnişiyle ertelenmiş oldu. Bu isyan ise medyaya cezaevinde hakimiyet kavgası olarak sunuldu. Bütün örtbas gayretine rağmen bu direniş topluma karşı kibir politikası güden zihniyetin yediği okkalı bir tokat olarak tarihe geçti.

5 Aralık 1999 Metris’te yaşanan bu hadise için Salih Mirzabeyoğlu, “Metris, bir milletin, beklenen bir tarih için dünya çapına gebe bir çekirdek hâlinde uyanışının müjdesidir!” demiştir. Kimine göre basit gibi görünen ama içerisinde binlerce manayı barındıran bu hadise hala düşmana korku Müslümana ise cesaret vermektedir. İbdacıların alnından vurduğu domuz, muhafazakâr-yeşil Kemalistler eliyle hala diriltilmeye çalışılıyor. Kemalizm tüm pislikleriyle bu topraklardan sökülüp atılmadan Müslümanlara yaşamak züldür!