Dr. James W.E. Smith, stratejik çalışmalar uzmanı, eğitimci ve araştırmacı olarak millî savunma stratejileri, deniz gücü ve büyük strateji konularında çalışmaktadır. Kendisi King’s College London’da Laughton-Corbett Araştırma Fellow’u olup, deniz ve millî strateji üzerine derinlemesine araştırmalar yapmaktadır. PhD’si “Deconstructing the Seapower State: Britain, America and Defence Unification” başlıklı çalışmasında, Birleşik Krallık ve ABD’de savunma organizasyonunun millî stratejiyi nasıl şekillendirdiğini analiz etmiştir.
Dr. James, makalesinde Britanya’nın deniz gücü kimliğinin 480 yıllık tarihî bir dönemin ardından fiilen sona erdiğini savunuyor. Yazara göre mesele yalnızca donanmanın küçülmesi yahut savunma bütçesinin azalması değil; Britanya’nın ada devleti olma gerçeğini merkeze alan stratejik düşünce biçiminin çözülmesidir. 16. yüzyıldan itibaren şekillenen ve Kraliyet Donanması etrafında kurumsallaşan deniz merkezli savunma anlayışı, Britanya’nın hem güvenliğinin hem de küresel nüfuzunun temel dayanağıydı.
Smith’e göre Britanya’nın tarihî başarısı, kara ordusundan ziyade deniz hakimiyetine öncelik vermesinden kaynaklanıyordu. Deniz ticaret yollarının kontrolü, denizaşırı üs ağları, küresel lojistik hatların korunması ve düşmanın kıta üzerinde tutulması gibi prensipler, Britanya’nın “büyük stratejisinin” omurgasını oluşturuyordu. Bu yaklaşım yalnızca askerî bir tercih değil, coğrafyanın dayattığı bir zorunluluktu: Bir ada devletinin güvenliği, denizlerin kontrolüne bağlıydı.
Ancak yazar, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasından itibaren savunma organizasyonunun yeniden yapılandırılması, kuvvetler arası birleşik komuta anlayışının güçlenmesi ve kara-hava öncelikli güvenlik paradigmasının öne çıkmasıyla birlikte deniz stratejisinin sistematik biçimde zayıfladığını ileri sürüyor. 1960’lardan itibaren yapılan reformlar ve bütçe kısıntıları, donanmanın kapasitesini daraltırken, deniz gücünün millî stratejideki merkezî konumu da aşındırdı.
Smith, günümüzde Britanya’nın artık kendi deniz ticaret hatlarını, deniz altı altyapısını ve kritik global bağlantılarını tarihî rolüne uygun ölçekte koruyamadığını savunuyor. Ona göre bu durum yalnızca bir “güç azalması” değil; deniz gücüne dayalı devlet modelinin terk edilmesi anlamına geliyor. Britanya’nın retorik düzeyde global rol iddiasını sürdürdüğünü, ancak fiili askerî ve lojistik kapasitenin bu iddiayı desteklemediğini belirtiyor.
Makale, “yönetilen düşüş” yahut kaçınılmaz gerileme söylemlerine karşı çıkarak, yaşanan sürecin stratejik tercihler sonucu ortaya çıktığını vurguluyor. Smith’e göre 2026 itibarıyla Britanya, dört buçuk asırlık deniz devleti karakterinin sonuna gelmiş bulunuyor. Bu da yalnızca askeri doktrinde değil, ülkenin jeopolitik kimliğinde ve küresel rol algısında köklü bir kırılmaya işaret ediyor.
Bu dönüşümün sonucu, Birleşik Krallık’ın askerî kapasitesindeki kemmî değişimden daha derindir. Deniz gücü merkezli devlet aklının çözülmesi, ülkenin jeopolitik rolünde esaslı bir daralmaya işaret etmektedir. Ada devleti olmanın sunduğu coğrafî avantaj artık stratejik üstünlüğe dönüştürülememekte; Britanya, global deniz hatlarını şekillendiren bir aktör olmaktan ziyade, mevcut ittifak düzeni içinde konumlanan sıradan bir güç haline gelmektedir.
Bu durum, Londra’nın tarihî “dengeleyici güç” kimliğinin aşınması anlamına gelir. Global erişim kapasitesinin sınırlanması, müdahale esnekliğinin azalması ve deniz merkezli stratejik inisiyatifin kaybı, Birleşik Krallık’ı daha dar bir güvenlik çerçevesine sıkıştırmaktadır. Sonuç itibarıyla mesele yalnızca savunma politikası değil; devletin kendisini dünya sisteminde nasıl konumlandırdığına dair köklü bir değişimdir.
Dr. James W.E. Smith
Kaynak: https://www.jameswesmith.space/p/britain-as-a-seapower-is-over-after




