Netflix’in 190’dan fazla ülkede 300 milyonu aşan ücretli üyeliği bulunuyor. Disney+ ise yaklaşık 132 milyon aboneye ulaşıyor. Bu iki şirketin belirlediği yayın politikası yüz milyonlarca eve, çocuğa ve gence doğrudan temas ediyor. Eğlence adı altında sunulan yapımlar, aileden cinselliğe, dinden ahlâka kadar birçok kavramı yeniden biçimlendiriyor.
RTÜK’ün 13 Ağustos 2026’da verdiği cezalar, platformların Türkiye’ye sunduğu içeriklerin ulaştığı noktayı da gösteriyor. Netflix’in gençleri hedefleyen “Heartstopper: Sonsuza Dek” yapımında eşcinsel ilişki; müzik, kurgu ve görsel efektlerle sevimlileştirilerek sunuldu. Yapım katalogdan çıkarıldı, Netflix’e yüzde 3 idari para cezası verildi. Disney+ kataloğundaki “A Teacher” ise yetişkin bir öğretmenin reşit olmayan öğrencisine yönelik istismarını romantik ve erotik bir ilişki gibi gösterdi. Disney+ yüzde 5 cezaya çarptırıldı, yapım katalogdan çıkarıldı.
LGBT propagandası şirket politikasına dönüştü
Netflix’in finanse ettiği USC Annenberg araştırmasına göre incelenen 2023 yapımı Netflix dizilerinin yüzde 52,4’ünde düzenli oyuncu kadrosunun en az yüzde 10’u LGBT karakterlerden meydana geldi. Bu oran 2018’de yüzde 19’du. Dizilerin ana ve düzenli oyuncu kadrosundaki LGBT karakter oranı da aynı dönemde yüzde 4,6’dan yüzde 13,4’e yükseldi. Rakamlar, eşcinselliğin yapımlara yerleştirilmesinin giderek genişleyen kurumsal bir yayın politikasına dönüştüğünü gösteriyor.
Disney, çocukluk yıllarından itibaren aynı çizgiyi takip ediyor. “The Proud Family: Louder and Prouder” dizisinde evli iki erkek, çocuk sahibi bir aile olarak sunuldu. Disney, diziye üç yeni LGBT karakter eklendiğini kurumsal sayfasından duyurdu. “The Owl House”ta 14 yaşındaki Luz Noceda çift cinsiyetli bir karakter olarak işlendi. “Lightyear” filmine eşcinsel öpüşme sahnesi yerleştirildi. “Strange World”da eşcinsel bir ergen, “Love, Victor”da ise "cinsel yönelim" arayışındaki genç bir karakter merkeze alındı.
Şirketin 2022’deki CEO’su Bob Chapek, Disney yönetiminin LGBT çalışanların, ailelerinin ve çevrelerinin arkasında durduğunu açıkladı. Chapek, daha “kapsayıcı” bir dünya meydana getirme yolundaki en büyük tesirin Disney’in ürettiği içeriklerden geleceğini söyledi. Şirket, Florida’da küçük sınıflarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eğitiminin sınırlandırılmasına da açıkça karşı çıktı.
Disney yapımcısı Latoya Raveneau’nun 2022’de sızdırılan şirket içi toplantıdaki sözleri, yayın politikasının mahiyetini daha açık biçimde gösterdi. Raveneau, “hiç de gizli olmayan eşcinsel gündeminden” söz ederek yönettiği yapımlara mümkün olan her yerde eşcinsellik unsurları yerleştirdiğini anlattı. Çocuklara ulaşan çizgi filmler, böylece yapımcıların kültürel müdahale sahasına dönüştürüldü.
Her abone için ayrı bir menü hazırlıyor
Netflix’in tesiri, yapımların içeriğiyle sınırlı kalmıyor. Platform; izleme geçmişi, verilen puanlar, benzer kullanıcıların tercihleri, seyredilen saat, kullanılan cihaz, içerik türü ve izleme süresi üzerinden her abone için ayrı bir menü hazırlıyor. Son dönemde izlenen içerikler yeni tavsiyelerde daha fazla ağırlık kazanıyor.
Netflix mühendislerinin yayımladığı araştırmaya göre platformda seyredilen saatlerin yaklaşık yüzde 80’inde tavsiye sisteminin etkisi bulunuyor. Böylece bir defa izlenen konu, farklı film ve dizilerin arasına yerleştirilerek tekrar tekrar seyircinin önüne çıkarılıyor. Cinsellik, eşcinsellik, cinsiyet değiştirme, nikâhsız ilişkiler ve aile dışı hayat biçimleri farklı hikâyeler içinde sürekli görünür hâle getiriliyor.
Bu sistem, içerikleri sıralayan teknik bir araçtan çok izleyicinin neyi göreceğini belirleyen görünmez bir editör gibi çalışıyor. Sürekli tekrar edilen ilişki biçimleri zamanla sıradanlaşıyor. İslâm’ın haram saydığı fiiller “özgürlük”, “kendini keşfetme” ve “cesaret” kavramlarıyla paketleniyor. Aile, namus ve dinî sınırlar ise karakterlerin kurtulması gereken baskılar şeklinde işleniyor.
2026’da yayımlanan ve Netflix ile Disney+’ın Türkiye yapımı dizilerini inceleyen akademik çalışma da platformların kendilerine mahsus değer kalıpları oluşturduğunu tespit etti. Araştırmada Netflix yapımlarında bireysel özerklik, toplumsal normların reddi ve aileden kopuş, Disney+ içeriklerinde ise “seçilmiş aile” ve aidiyetin yeniden tanımlanması öne çıktı.
Sinema insanı ve toplumu değiştiriyor
“Netflix ahlâkımızı mı bozacak?” şeklindeki alaycı söylem, sinemanın insan üzerindeki tesirini gizliyor. Cambridge University Press’te yayımlanan, 77 deney ile 377 ayrı bulguyu bir araya getiren meta-analiz; eğlence amaçlı hikâyelerin insanların tutumlarını, inançlarını, davranış niyetlerini ve tercihlerini değiştirebildiğini ortaya koydu.
RAND araştırmacılarının 12–17 yaşlarındaki 1.792 genç üzerinde yürüttüğü çalışmada, televizyonda yoğun cinsel içeriğe maruz kalan gençlerin bir yıl içinde cinsel ilişkiye başlama oranı, daha az maruz kalanların yaklaşık iki katına çıktı. Ekrandaki cinsel içerikle gençlerin davranışları arasındaki bağ bilimsel verilerle kayda geçti.
Kurmaca karakterlerle kurulan “parasosyal bağ” da seyircinin düşüncelerini dönüştürüyor. On hafta boyunca eşcinsel karakterlerin yer aldığı bir diziyi takip eden katılımcılar üzerinde yapılan araştırmada, karakterlerle kurulan bağ güçlendikçe eşcinselliğe yönelik toplumsal kabulün arttığı belirlendi. Şirketlerin “temsil” adıyla sunduğu içerikler, izleyicinin ahlâk ve normal anlayışını doğrudan etkiliyor.
Netflix’in yol açtığı facialar
Netflix, “Cuties” isimli filmde 11 yaşındaki kız çocuklarını cinselleştirilmiş danslar ve teşhir görüntüleriyle ekrana taşıdı. Çocukların bedenlerini seyir malzemesine dönüştüren yapım, “çocukların cinselleştirilmesini eleştirme” kılıfıyla yayımlandı. RTÜK, filmin çocuk istismarı ve sömürüsü meydana getirdiğine hükmederek yapımı 2020’de oy birliğiyle katalogdan çıkardı.
“13 Reasons Why” dizisinin yayımlanmasının ardından ABD’de 10–17 yaş grubundaki intihar oranı yüzde 28,9 arttı. Dizinin gösterime girdiği Nisan 2017, beş yıllık dönem içindeki en yüksek aylık çocuk ve genç intiharı oranının kaydedildiği ay oldu. Netflix, gençlerin ruh dünyasını sarsan yapımdaki tartışmalı intihar sahnesini iki yıl sonra kaldırdı.
Seri katil Jeffrey Dahmer’ın cinayetlerini konu alan Netflix dizisi de kurbanların acısını seyirlik malzemeye çevirdi. Kurban yakınları, kendilerine danışılmadan ailelerinin isimlerinin ve yaşadıkları faciaların kullanıldığını, yapımın acılarını yeniden canlandırdığını açıkladı. Netflix ise kanlı cinayetleri uzun süre dünya listelerinin zirvesinde tuttu.
Amerikan kahraman, Müslüman terörist
Hollywood’un kültürleri dönüştürme faaliyeti uzun bir geçmişe dayanıyor. ABD Savunma Bakanlığı yaklaşık bir asırdır film, dizi ve video oyunu yapımcılarıyla çalışıyor. Askerî araç, personel ve mekân desteği isteyen yapımcılar senaryolarını Pentagon’un incelemesine sunuyor. Bakanlığın 2013 tarihli müfettişlik raporunda, desteklenen projelerin ABD’nin menfaatlerine, ordunun kamuoyundaki görüntüsüne ve asker teminine katkı sağlaması şartı açıkça yer alıyor. Yapımlar gösterimden önce inceleniyor, gerekli görülen değişiklikler senaryoya işleniyor.
CIA da senarist ve yapımcılarla çalışıyor. Görüşme, çekim, arşiv görüntüsü ve danışmanlık imkânı sağlıyor. Böylece Amerikan askeri ve istihbaratı kahramanlaştırılırken ABD’nin işgal ettiği ülkelerde kendisini savunan Müslüman, “terörist” kalıbına yerleştiriliyor. Amerikan askeri birini vurduğunda senaryo ona haklı bir gerekçe hazırlıyor. Müslüman kendi toprağını koruduğunda tehlikeli, bağnaz ve kan dökücü olarak sunuluyor.
USC Annenberg Inclusion Initiative, 2017–2019 yılları arasındaki 200 popüler filmde yaklaşık 8 bin 500 konuşan karakteri inceledi. Karakterlerin yüzde 2’sinden azı Müslümandı. Filmlerin yüzde 90,5’inde konuşan tek bir Müslüman karakter bulunmuyordu. Ekrana getirilen Müslüman karakterlerin yaklaşık üçte biri şiddet faili olarak gösterildi.
Türkiye’de yapılan akademik araştırmalar da 1970 sonrasında Hollywood’un Müslüman karakterleri ağırlıklı olarak “terörist” kalıbında sunduğunu, 11 Eylül’ün ardından İslâm’ın terörün kaynağı gibi işlendiğini belirledi. Netflix yapımı “Kalifat” dizisi üzerine yapılan incelemede ise Müslüman karakterlerin aşırı seküler kimliklerle gösterildiği tespit edildi.
Hollywood’un yıllarca siyasî sahada kullandığı yöntem bugün ahlâk ve aile üzerinde uygulanıyor. Müslümanı düşmanlaştıran, Amerikan askerini kurtarıcı yapan hikâye düzeni; eşcinselliği, cinsiyet değişimini, nikâhsız ilişkileri ve dinsizliği “ilerleme” olarak sunuyor. İtiraz eden aileyi, dini ve toplumu ise baskıcı ve geri kalmış gösteriyor.
Şirket açıklamaları, içerik raporları, algoritmalar, çocuk yapımları ve akademik araştırmalar aynı tabloyu ortaya koyuyor: Disney ve Netflix, sinemayı küresel bir kültür dönüştürme vasıtası hâline getirdi. İfsat artık tek bir film veya sahne üzerinden ilerlemiyor, çocuk profilinden yetişkin dizisine, yerli yapımdan çizgi filme kadar bütün kataloğa yayılan sistemli bir yayın siyaseti olarak yürütülüyor.
Yerli kaynaklar
- https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/aktuel/rtukten-4-dijital-platforma-ust-sinirdan-ceza/1832142
- https://www.rtuk.gov.tr/UstKurulKarar/Detay/14406
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/kulturveiletisim/article/1813425
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/412390
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/mediad/article/1011477
Yabancı kaynaklar
- https://assets.ctfassets.net/4cd45et68cgf/7rSxqu6XoruPI1tZzZIh5e/fc4185ab9ed470130e589c0c9e231a1b/-FINAL-_Netflix_Full_Report_2018-23.pdf
- https://thewaltdisneycompany.com/news/how-the-proud-family-louder-and-prouder-turns-specific-experiences-into-universal-stories/
- https://www.reuters.com/business/media-telecom/disney-ceo-responding-lgbtq-employees-says-companys-stories-promote-inclusion-2022-03-07/
- https://help.netflix.com/en/node/100639
- https://dl.acm.org/doi/10.1145/2843948
- https://www.cambridge.org/core/journals/behavioural-public-policy/article/persuasive-effects-of-narrative-entertainment-a-metaanalysis-of-recent-experiments/07CABFC5ABA0D3A6A369FCDDB21F8F76
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15342887/
- https://www.nimh.nih.gov/news/science-updates/2019/release-of-13-reasons-why-associated-with-increase-in-youth-suicide-rates
- https://media.defense.gov/2013/Jun/14/2001712842/-1/-1/1/DODIG-2013-092.pdf
- https://annenberg.usc.edu/news/research-and-impact/new-study-annenberg-inclusion-initiative-reveals-erasure-and-demeaning
Baran Dergisi