Brik’in öngörüsü ordunun gücünden ziyade toplumun bir arada durma iradesinin zayıflamasına dayanıyor.
Brik, İsrail toplumundaki kutuplaşmanın artık kontrol edilebilir seviyeyi aştığını ifade ediyor. Bu durumun ortaya çıkardığı sonuçlar şu şekilde sıralıyor:
- Siyasi yarılma: Sağ ve sol cenah arasındaki keskin uçurum, ortak bir ulusal paydada buluşmayı imkansız hale getiriyor.
- Toplumsal gerilim: Yahudi ve Arap vatandaşlar arasındaki güven bunalımı, iç huzuru kalıcı olarak zedeliyor.
- Mekanizmaların tıkanması: Toplumsal dokudaki bu parçalanma, devletin kritik karar alma süreçlerini etkisiz hale getirerek sistemi içeriden bir erozyona sürüklüyor.
Güvenlik paradoksu
Brik’in en dikkat çekici tespiti, askeri gücün tek başına koruyucu bir kalkan olamayacağı yönünde. General, toplumsal birliğin yoksunluğunu ulusal güvenlik için en büyük risk faktörü olarak tanımlıyor. Kolektif direnç düştüğünde, en gelişmiş silah sistemleri bile devletin ayakta kalmasına yetersiz kalıyor.
"Bir devletin gerçek gücü, ordusunun teknolojik üstünlüğünden ziyade, toplumunun sarsılmaz bütünlüğünde gizlidir. Bu bağ koptuğunda, dış tehditler sadece süreci hızlandıran birer etkene dönüşür."
Brik, içerideki kırılganlığın dış dünyadaki negatif algıyla birleştiğinde bir jeopolitik felakete yol açacağını öngörüyor. Bölgesel düzeyde artan gerilim ve küresel ölçekte yükselen tepkiler, İsrail’in sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ediyor. Bu dış baskılar, içteki yapısal sorunlarla birleştiğinde devletin varlığını sürdürmesi önünde devasa bir engel teşkil ediyor.




