Van’da İsrail’e karşı boykot nöbeti
Van’da İsrail’e karşı boykot nöbeti
İçeriği Görüntüle

Avukat Yunus Arı’nın aktardığı bilgilere göre Menemen İlçe Emniyet Müdürü Gürcan Alev’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının tören alanlarına asılmasına ilişkin genelgeye rağmen Cumhurbaşkanı görselini astırmadığı, Mustafa Kemal görselini yeterli gördüğü ileri sürüldü. Aynı teşkilatta görev yapan polis memurları İsmail Zeybek ve Muhammed Emin Kaya’nın ise dayanaksız “hırsızlık” suçlamalarıyla evlerinin aratıldığı, maruz kaldıkları ağır baskı ve mobbingin ardından intihara sürüklendikleri iddia edildi.

Emniyet Haber

Cuma namazına dahi tahammül yok

İddiaların merkezindeki bir diğer isim polis memuru İbrahim Toğuz. Toğuz’un araç tamiri sırasında cuma namazına gitmek istemesi üzerine Çevik Kuvvet Amiri tarafından, “Cuma namazı kılacaksan yanlış meslek seçmişsin, git evde kazasını kıl” denilerek engellendiği ileri sürüldü.

Dinî bir vecibeyi yerine getirmek isteyen polis memuruna karşı sergilendiği belirtilen bu tavır, meselenin sıradan bir amir-memur ihtilafı olmadığını ortaya koyuyor. İddialara göre Toğuz, yaşadığı baskıyı idareye bildirmek isteyince bu defa hakkında “psikiyatrik sevk” talebiyle rapor tutuldu ve Aile Mahkemesi üzerinden altı aylık uzaklaştırma kararı aldırıldı. Ancak daha sonra alınan Sağlık Kurulu Heyet Raporu’nda “aktif psikopatoloji saptanmamıştır” denilerek Toğuz’un ruh sağlığının yerinde olduğu tescillendi.

Emniyet Haber3

Arı’nın aktardığına göre Çevik Kuvvet Amiri, resmî uygulamaların dışında oluşturduğu WhatsApp grubunda Mustafa Kemal görselleri eşliğinde dinî değerleri ve tarikatları hedef alan mesajlar paylaştı. İbrahim Toğuz’un, “dindar insanların hassasiyetlerinin istismar edilmemesi” gerektiğini belirterek bu gruptan ayrılması üzerine hakkında savcılıkça iddianame düzenlendiği ifade edildi.

İddiaya göre amir, Toğuz’un Kadir Mısıroğlu’nu desteklediği yönündeki beyanlarla savcılığa başvururken, Toğuz’un amiri hakkında parmak sallayarak tehdit ettiği gerekçesiyle yaptığı şikâyet ise takipsizlikle sonuçlandı. Böylece dinî hassasiyetini dile getiren polis memurunun üzerine idari ve adli mekanizmaların sürüldüğü, buna karşılık kendisine yönelen baskı ve tehdit iddialarının neticesiz bırakıldığı ortaya çıktı.

Menemen’deki bu hadiseler, Türkiye’de yıllarca Müslümanların başörtüsünü, sakalını, ibadetini ve dünya görüşünü devlet eliyle baskı altında tutan Kemalist vesayetin emniyet bürokrasisinde hâlâ baskın olduğunu gösteriyor.

Cuma namazına gitmek isteyen bir memurun mesleği sorgulanıyor, dinî hassasiyetini savunan personel psikiyatrik sevkle karşı karşıya bırakılıyor ve kurum içi haberleşme kanalları Batıcı Kemalist propaganda sahasına dönüştürülüyor.

Avukat Yunus Arı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçmişte 15 Temmuz gecesine ilişkin Atatürkçü subaylar üzerinden yaptığı açıklamaları da hatırlatarak devlet kadrolarında yuvalanan vesayetçi zihniyete karşı yetkilileri göreve çağırdı. Türkiye’nin bir asırdır bedelini ödediği Kemalist tahakkümün emniyet içinde yeniden filizlenmesine müsaade edilmemesi, iddiaların bütün yönleriyle soruşturulması ve inancı sebebiyle baskıya uğrayan kamu görevlilerinin korunması gerekiyor.

Kaynak: Yunus Arı, Akıncı Mecra