Dünya, "bilim" adı altında servis edilen büyük bir laboratuvar deneyiyle karşı karşıya. Harvard’ın kürsülerinden, Oxford’un koridorlarından taşan ve "modernlik" diye pazarlanan her sapkın akımın arkasında, aslında insanı ruhundan koparıp hayvani bir metaya dönüştürmek isteyen kirli bir el var. Bu el, Yahudi sermaye ve onun istihbarat aparatlarıdır.

Bilimin cübbesi sapkınlığın zırhı mı?

Yıllardır "evrim", "ateizm", "üçüncü tür" ve "cinsiyetsizlik" gibi teoriler, dünyadaki saygın akademik kurumlar aracılığıyla birer dogmaya dönüştürüldü. Harvard gibi kurumlar, Epstein gibi isimlerin "kanlı paralarıyla" finanse edilerek, bu sapıklıkları bilimsel bir gerçeklik gibi dünyaya dikte ettiler. Bilim, "kültürel imha silahı" olarak kullanılmış oldu. Genç dimağlara şırınga edilen bu zehir, planlı bir ifsadın ürünüdür.

Jeffrey Epstein vakası, bir buzdağının suyun üzerindeki magazinel kısmıdır. Buzdağının altında ise insan genetiğiyle oynayan, aile kavramını "bilimsel" yalanlarla tasfiye etmeye çalışan bir Siyonist üst akıl mizanpajı yatmaktadır. Bu bir "fuhuş" davası değil, "küresel köleleştirme" davasıdır.

Öjeni: "üstün ırk" ve genetik mühendisliği

Epstein’in Harvard ve MIT’deki laboratuvarlara aktardığı milyon dolarların izi sürüldüğünde, karşımıza korkunç bir tablo çıkıyor: Öjeni. Yani insan neslini ıslah etme adı altında, zayıf gördüklerini eleme ve "seçilmiş" bir azınlık yaratma projesi. Biyoloji ve genetik kürsüleri, Epstein’in parasıyla "üstün insan" fantezilerini bilimsel makalelere döktüler. Bu, Siyonizm’in kendisi dışındaki toplumları "güdülmesi gereken bir sürü" olarak gören arkaik inancının, modern laboratuvar önlüğü giymiş halidir.

Aileyi yıkmak için cinsiyet karmaşası

Bugün sokaklarda, ekranlarda ve sosyal medyada karşımıza çıkan "akışkan cinsiyet", "3. tür" gibi kavramlar, sosyal mühendislik ürünleridir. Bu kavramların bilimsel bir karşılığı yoktur. Bunlar, aile bağlarını koparmak, insanı fıtratından uzaklaştırmak ve kontrol edilebilir bir "yığın" oluşturmak için laboratuvar ortamında üretilmiştir. Cinsiyeti ve inancı elinden alınmış bir toplum, ulus devletlerin ve aile kalesinin yıkılması demektir.

FBI ve 1 TB'lık sır: Kimleri koruyorlar?

FBI’ın elinde bulunan ve kamuoyundan köşe bucak kaçırılan 1 TB’lık veri seti, aslında küresel sistemin iflas belgesidir. Bu kayıtlarda sadece siyasetçiler değil, bu "bilimsel" yalanları üreten sözde saygın akademisyenler, yazarlar ve Nobel ödüllü isimler bulunmaktadır. Belgelerin açıklanmaması, Siyonist-Batı ittifakının kullandığı "maşaların" hala sahada görev yapmaya devam etmesinden kaynaklanmaktadır.

İnsani köleleştirme emeli

Neden küresel sermaye ısrarla "aile karşıtı" ideolojileri fonluyor? Cevap basit ve nettir: İnançsız bir köle toplum inşa etmek. * Aile yıkıldığında, birey savunmasız kalır.

  • Savunmasız birey, küresel sermayenin ve Siyonist üst aklın mutlak kölesi olur.

  • Ulus devletleri içeriden çökertecek olan "kültürel terör", bugün üniversitelerden ve medya kanallarından üzerimize boca edilmektedir.

Mossad’ın şantaj odaları: Epstein operasyonu

Jeffrey Epstein, Mossad’ın küresel seçkinleri esir almak için kurguladığı devasa bir "şantaj fabrikasıydı." Karayipler’deki adasından New York’taki malikanelerine kadar her yer, dünya siyasetine, sanatına ve bilimine yön veren isimlerin "kayda alındığı" birer operasyon merkeziydi.

"Öldü" denilerek dosyası kapatılmak istenen Epstein, aslında bu kirli mekanizmanın en önemli dişlilerinden biri olarak muhtemelen efendilerinin (İsrail’in) koruması altında gizlenmektedir. Ortaya çıkmayan her video, bugün hala Batılı liderlerin neden Siyonizm’in kapısında diz çöktüğünün de kanıtıdır.

Türkiye’deki taşeronların kültürel terörü

Bu operasyonun Türkiye ayağı ise kendisini "LGBT, bilim, modernlik" gibi akımların üzerinden gösteriyor. Epstein-Siyonist ağının küresel düzeyde fonladığı bu sapkınlık, ülkemizde de aile yapısını hedef alıyor. Milli ve manevi değerlerimize saldıran bu odaklar, aslında aynı merkezin; yani insanlığı köleleştirmek isteyen küreselci Siyonist aklın yerel memurlarıdır.

Türkiye’deki pek çok üniversitede kurulan "Araştırma Merkezleri", doğrudan Batı merkezli fonlarla (AB hibeleri, Soros bağlantılı vakıflar vb.) ayakta tutulmaktadır.

Epstein’in genetik ve "öjeni" çalışmalarına benzer şekilde; Türkiye’de "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" adı altında biyolojik cinsiyeti inkar eden, "akışkan kimlikleri" kutsayan kürsüler açılmıştır.

Harvard'dan çıkan "3. tür" safsatası, yerli işbirlikçi akademisyenler tarafından Türkçeye çevrilip "bilimsel zorunluluk" gibi YÖK sistemine ve ders kitaplarına sızdırılmaktadır.

Medya ve "ateizm" maskeli operasyonlar

Epstein ve Siyonist üst aklın en büyük hedefi "Tanrı fikrini" yok etmektir. Çünkü inançsız bir toplum, şantaja ve yönlendirmeye en açık toplumdur.

  • Dijital Maşalar: YouTube ve sosyal medya mecralarında "bilimsel ateizm" veya "evrimsel zorunluluk" maskesiyle boy gösteren, ancak arka planda sürekli olarak İslam’ın aile ve ahlak telakkisine saldıran figürler, küresel operasyonun "halkla ilişkiler" departmanıdır.

  • (LGBT) Lobisi: Bu isimlerin ortak özelliği, her fırsatta LGBT sapkınlığını "insan hakları" parantezine alarak meşrulaştırmalarıdır. Epstein’in adasındaki "çocuk istismarı" şebekesiyle, bugün Türkiye’de "çocukların cinsiyetsizleştirilmesi" projesini savunanların beslendiği kaynak aynı Siyonist merkezdir.

"Etki ajanlığı" ve fonlanan yazarlar

Tıpkı Epstein’in etrafında kümelenen Batılı "ünlü yazarlar" gibi, Türkiye’de de kalemini küresel efendilere kiralamış bir kitle mevcuttur.

Romanlarda, dizilerde ve sinema filmlerinde "eşcinsellik" ve "nikahsız yaşam" sürekli parlatılmakta; dindar, aile babası ve iffetli karakterler ise "gerici" veya "karikatürize" edilerek aşağılanmaktadır.

Bu sanatçı ve yazarların büyük bir kısmı, Epstein’in fonladığı akademik kurumların Türkiye şubelerinden veya onlarla bağlantılı STK’lardan ödüller/fonlar almaktadır.

Türkiye’de ateizm ve sapkın akımların yaygınlaştırılması, gençliğin "hedonist" (hazcı) bir sarmala sokulması, olası bir milli direnişi kırmak içindir.

Görüş: Amerika’ya adalet götürmek!
Görüş: Amerika’ya adalet götürmek!
İçeriği Görüntüle

Epstein’in şantaj kasetleriyle Batılı liderleri esir alması gibi; Türkiye’de de kültürel ve siyasi elitler, bu küresel ağın dayattığı "modern yaşam biçimine" uyum sağlamaya zorlanarak manevi birer esir haline getirilmektedir.

Varlık-yokluk savaşı

Bilimsel maskeli bu "küresel tezgah", insanı yaradılış gayesinden koparmayı hedeflemektedir. Ateizmle ruhu, hedonizmle ahlakı, cinsiyetsizlikle nesli yok etmek isteyen bu şebekeye karşı verilecek mücadele, sadece bir varlık yokluk savaşıdır.

Bu savaşı verebilmek için bize lazım olan yegane güç de iktisattan ahlaka, eğitimden sanata uzanan "Mutlak Fikir" ölçülerine dayalı sistemli bir dünya görüşüdür.

Baran Dergisi