Sözde komedyen Deniz Göktaş, gerçekleştirdiği gösteride İslamiyet’in evrenselliğini, vahiy hakikatini ve Allah Rasulü’nün (s.a.v.) risaletini kendi sığ ve seküler aklıyla alay konusu etmeye yeltendi. Allah’ın 600’lü yıllarda indirdiği son kitapla hükmünü kıyamete kadar sabitlediği gerçeğini sulandırmaya çalışan şahıs, "600’lü yıllarda 'bu son kitap' demek büyük iddia, ben 1200'de bir tane daha çıkar diye düşünürdüm" ve "Aklına yeni bir fikir gelse, son kitap dedik diyor, domuz da yemeyiversinler" şeklindeki laubali ifadeleriyle doğrudan Kelamullah’ı ve şeriat hükümlerini hedef aldı. Yaptığı bu açık saygısızlığı ise "Fazla empati şirke girmiyor umarım, birkaç aya öğreniriz" diyerek, ahiret inancıyla alay eden bir pervasızlıkla taçlandı.
Stand-Upçılarda Bu Din Düşmanlığı Revaçta
Burada asıl sorulması ve üzerinde durulması gereken husus şudur: Son dönemde türeyen bu stand-upçı güruhunda İslam düşmanlığı ve dinle dalga geçme küstahlığı neden bu kadar azdı?
Bu topraklara yabancı, milletin mukaddesatına düşman unsurlar, sanatı ve mizahı Müslüman Anadolu insanının inancına hakaret etmek için birer silah olarak kullanıyor. Sahneye her çıkanın fütursuzca İslami değerleri çiğnemesi, seküler mahallelerden alkış toplama ve batı tarzı "özgürlük" illüzyonuna sığınma ezikliğinin bir tezahürüdür. İslam’ın haram kıldığı domuz eti yasağından, vahyin indiriliş sürecine kadar her türlü mukaddes çizgiyi aşmayı "mizah" zanneden bu azgınlık, tamamen cehaletten ve cezasızlıktan besleniyor.
Mizah, haysiyetsizliğin ve iman kutbuna saldırının kılıfı olamaz. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan bu ne idüğü belirsiz şovmenlerin ve arkalarındaki zihniyetin, İslam’ın kutsallarına dil uzatacak cesareti nereden bulduğu acilen sorgulanmalı ve bu hadsizliğe dur denilmelidir.




