Gazze’de yaşayan iki çocuk annesi Saeda al-Shrafi, 2023 yılının sonlarında Kuzey Gazze’den güneye geçmeye çalıştığı sırada Yahudi askerler tarafından gözaltına alındığını belirtti. Jabalia mülteci kampında yaşayan Shrafi, yoğun bombardıman ve tahliye çağrıları üzerine küçük çocukları ve yakınlarıyla birlikte Salah al-Din Caddesi üzerindeki güzergâhtan güneye yöneldiğini, ancak bir kontrol noktasında askerler tarafından durdurulduğunu söyledi.

Shrafi’nin aktardığına göre, bir asker hoparlörle kendisini çağırdı ve küçük oğlunu yanındaki akrabasına vermesini istedi. Çocuklarından ayrılmak zorunda kalan Filistinli anne, askerlerin yanına gittiği anda kelepçelendiğini, ardından kadın askerler tarafından bir çadır benzeri alana götürülerek aramaya tabi tutulduğunu ifade etti. Burada soyunmaya zorlandığını, yere atıldığını, gözlerinin bağlandığını ve darbedildiğini anlattı.

İlk sorgu sırasında 7 Ekim saldırılarıyla bağlantılı olmakla suçlandığını söyleyen Shrafi, ev hanımı olduğunu belirterek suçlamaları reddettiğini ifade etti. Çocuklarını sorduğunda ise askerlerin bu durumu baskı unsuru olarak kullandığını, çocuklarının kendilerinde olduğunu ve sorulara cevap vermesi halinde serbest bırakılacaklarını söylediklerini aktardı. Daha sonra başka tutuklularla birlikte bir araca bindirilmek istendiğini, karşı koymasına rağmen zorla araca taşındığını söyledi.

Shrafi, nereye götürüldüğünü ilk aşamada bilmediğini, gözleri bağlı şekilde tutulduğu sırada askerlerin kendisini dövmeye ve hakaret etmeye devam ettiğini dile getirdi. Gözaltı merkezinde veya hapishanede olduğunu bu aşamada anladığını belirten Filistinli anne, bir noktada yakınlarında bulunan yaşlı bir kadının su istemesi üzerine ortamın daha da gerildiğini, köpeklerin getirildiğini, yoğun korku yaşadığını ve kontrolünü kaybettiğini söyledi.

Daha sonra başka tutuklularla birlikte otobüsle başka bir merkeze sevk edildiğini aktaran Shrafi, göz bağları çıkarıldığında altı kadınla birlikte kalabalık bir hücreye konulduğunu ifade etti. İlk hafta boyunca neden gözaltında tutulduğuna veya nerede bulunduğuna dair bilgi verilmediğini söyleyen Shrafi, üçüncü günden itibaren kadınların tek tek sorguya götürüldüğünü, bazılarının korkudan konuşamaz halde döndüğünü, bazılarının ise tecrit hücrelerine sevk edildiğini anlattı.

Kendi sorgusunda çocuklarının öldürüleceği, Gazze’deki ailesi ve akrabalarının bombalanacağı yönünde tehditlere maruz kaldığını söyleyen Shrafi, aynı soruların farklı sorgucular tarafından tekrar tekrar yöneltildiğini belirtti. Sorguların ardından serbest bırakılacaklarının söylendiğini, ancak bunun yerine Necef Çölü’ndeki Dimona Hapishanesi’ne sevk edildiklerini ifade etti.

Dimona’ya vardıklarında darp ve hakaretlerin sürdüğünü anlatan Shrafi, yaklaşık 2,5 metreye 1,5 metre ölçülerindeki bir hücreye başka kadın tutuklularla birlikte yerleştirildiğini, birkaç gün içinde aynı hücrede 12 kişinin kaldığını söyledi. Hapishane şartlarının son derece ağır olduğunu belirten Filistinli anne, yeterli gıda verilmediğini, içme suyunun temiz olmadığını, tek tuvaletin ortak kullanıldığını, sağlık hizmetine erişim bulunmadığını ve konuşmanın yasaklandığını aktardı.

Shrafi, hücrede bulunan 24 yaşındaki hamile bir Gazzeli kadının, askerlerin eşinin öldürüldüğünü söylemesinin ardından ağır psikolojik sarsıntı yaşadığını ve hücrede düşük yaptığını ileri sürdü. Tıbbi yardım verilmediğini belirten Shrafi, kadın tutukluların birbirlerine destek olmaya çalıştığını söyledi.

Türkiye’de intihar oranları alarm veriyor
Türkiye’de intihar oranları alarm veriyor
İçeriği Görüntüle

Sık sık arama yapıldığını kaydeden Filistinli anne, bir arama sırasında gardiyanların Gazze’deki ailesinin öldüğünü söyleyerek kendisiyle alay ettiğini, bu sözlerin ardından panik atak geçirerek yere yığıldığını ifade etti. Gözaltı boyunca ailesinden hiçbir haber alamadığını, Gazze’den gelen her yeni tutuklunun dışarıdaki yıkıma ilişkin haberler taşıdığını anlattı.

Bir süre sonra bazı kadınlarla birlikte serbest bırakılacaklarının yeniden söylendiğini belirten Shrafi, buna inanmadığını, yine de dışarı çıkması hâlinde ailelere ulaştırabilmek için diğer tutukluların isimlerini ve telefon numaralarını ezberlemeye çalıştığını söyledi. Ancak serbest bırakılacakları söylenen grup önce Beerşeva’daki başka bir merkeze götürüldü. Shrafi burada üç gün daha gözleri bağlı şekilde yerde secde pozisyonunda oturmaya zorlandıklarını, asker botlarıyla darbedildiklerini, yanındaki bir kadının bayıldığını anlattı.

Shrafi, 12 Ocak 2024 Cuma günü sabah saat 08.00’de kendisiyle birlikte bazı kadınların Kızılhaç’a teslim edildiğini ve ardından Refah’a götürüldüklerini söyledi. Burada ailesinden kişilerin kendisini karşıladığını belirten Filistinli anne, ilk olarak çocuklarını ve yakınlarını sorduğunu, ailesinden 50’den fazla kişinin öldürüldüğünü, kardeşi ile kayınbiraderinin de hayatını kaybedenler arasında olduğunu öğrendiğini ifade etti. Çocuklarının hayatta olduğunu duyduğunda buna ilk anda inanamadığını, çocuklarını kucağına aldığında gerçeği kabul edebildiğini söyledi.

Yaklaşık bir buçuk aylık gözaltı sürecinin ardından eve döndüğünde en küçük oğlunun kendisini tanımadığını belirten Shrafi, yaşadıklarının etkisinin serbest bırakıldıktan sonra da sürdüğünü kaydetti. Her gün hâlâ hapishanedeki tutukluları düşündüğünü ifade eden Filistinli anne, uyumaya çalışırken onların yemek yiyip yiyemediğini, hücrelerine baskın yapılıp yapılmadığını düşündüğünü söyledi.

Haberde yer verilen bilgilere göre, İsrail güçleri 2023’te Gazze’de başlayan saldırılardan bu yana Gazze Şeridi’nden binlerce Filistinliyi gözaltına aldı. İşgal altındaki Batı Şeria’da da gözaltı baskınlarının arttığı, her gün çok sayıda Filistinlinin gözaltına alındığı belirtildi. İsrail hapishanelerinde 9 bin 600’den fazla Filistinli ve Arap mahkûmun tutulduğu, bunların yaklaşık yarısının herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın cezaevinde bulunduğu ifade edildi. Bu rakama askeri tesislerde tutulanların dâhil olmadığı kaydedildi.

17 Nisan Filistinli Esirler Günü dolayısıyla açıklama yapan Addameer Esir Destek ve İnsan Hakları Derneği ile diğer insan hakları örgütleri, tutukluların “İsrail işgali tarihinde görülen en ağır işkence, kötü muamele ve imha seviyelerine” maruz kaldığını belirtti. Açıklamada, son üç yılda İsrail cezaevi idaresinin binlerce Filistinli tutukluya karşı ağır ve yaygın suçlar işlediği ifade edilirken, en az 89 mahkûmun gözaltında hayatını kaybettiğinin bilindiği, işkence sonucu ölenlerin gerçek sayısının daha yüksek olabileceği ve Gazze’den onlarca kişinin zorla kayıp olarak kayıtlara geçtiği aktarıldı.

Shrafi ise yaşadıklarını, “Filistinli tutsaklar, bir insanın aklını başından alabilecek işkencelerle dolu karanlık bir dünyada yaşıyorlar” sözleriyle anlattı. Filistinli anne, hapishanede taşıdığı dileğin değişmediğini, Filistinli tutsakların unutulmamasını ve en kısa sürede özgürlüklerine kavuşmasını istediğini söyledi.

middleeasteye.net