HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Halef Yılmaz, Akit TV'nin Başka Açıdan programına konuk oldu.

Yılmaz, "CHP'nin kendisi değilse de zihniyeti halen bu ülkede iktidarda. Bu yüzden, fıtrata aykırı kurduğu sistemin bütün olumsuzlukları devam ediyor. Çözüm çok kolay ve besbelli. Bu zihniyet eğitimde, müfredatta, bürokraside hâkim olduğu sürece ülke düze çıkmaz.” dedi.

Yılmaz şunları söyledi:

“Keşke bu zihniyet kendisini aynada görüp de düzeltmeye gayret etse. Keşke biz bunları konuşmuyor olsak. 

Bir yandan çözüm süreci, bir yandan Türkiye'nin yakın tarihinde meydana gelen olaylar, dışarıdan desteklenen içeriyi karıştırmak istenen yapımız; bunların tamamı keşke düzgün bir sistemin etrafında şekillenebilse, bir zemine oturabilse. Ve herkes siyasette de topluma da değerlerimize de düşmanlık üzerinden değil de sevgi üzerinden yaklaşabilse.

Kürt meselesinin bu duruma gelmesinin müsebbibi CHP’dir. Bu zihniyet. Eğer sizin zihin yapınızda onarmak, üretmek, ihya etmek yoksa, zihninizin bir tarafı sürekli bozmak, imha etmek, yok etmek üzerine kuruluysa, sizin bir adım öteye gitme şansınız yok. CHP’nin yüzde 25 bandına sıkışmasının sebebi de budur. Millet bir türlü kendisine giydirilmek istenen bu kalıbı kabul etmedi. Hakkın hakikatin üzerine kurulu bir zihniyet değil, bu yüzden de bize saldırıyorlar.

“Hamas Gazze’de Anadolu’nun ileri uç savunmasını yapmaktadır” “Hamas Gazze’de Anadolu’nun ileri uç savunmasını yapmaktadır”

CHP zihniyeti bu memlekete iki büyük kötülük yaptı: Birincisi dindar insanları şeytanlaştırdı, ikincisi Kürtleri şeytanlaştırdı. Dindar insanları irtica paranoyasıyla sürekli kamuda görünür olmasından uzak tuttu, sadece hizmetli olsunlar dedi. Başörtüsü zulmünü zaten anlatmaya gerek yok. 28 Şubat’ta da zirvesini hep beraber yaşadık.

CHP bizi toplumda şeytanlaştırmaya çalıştı. Elimizden geldiği kadar iftiralarına, karalamalarına cevap vermeye çalıştık. Ama belli ki ulaşamadığımız insanlar da varmış, o kara propagandanın etkisiyle bizi bizden dinlemeyip olmadığımız şekliyle tanıyan ve belki de bu sebeple etrafına tanıtan insanlar varmış; Adana’daki saldırı tam da bunun neticesidir. Seçim sürecinde kullanılan kötü dil, kendi tabanında o kadar yer etmiş ki, bir kardeşimizi parti binasında mescitte üstelik secde halinde bıçaklamaya kadar götürdü. Sırf iktidar olabilmek için millet ittifakının kullandığı kötü dilin topluma nelere mâl olduğu ortadadır.

Şimdi de kendi içlerinde birbirlerine düştüler. Gelecek seçimlerde de yeni bir kampanya ile muhalefet kazanımlarını koruyacaktır. Ama bunu da başkasını karalayarak, iftiralar atarak yapmasınlar. Ahlaklı ve nezih bir üslupla yapsınlar.

Siyasetten ekonomiye, dış politikadan güvenliğe, aile hayatından içtimai hayatın her alanına eğer biz devlet ve millet olarak haramı terk edip helale yoğunlaşırsak, gayri meşruyu değil meşru olanı önerir teşvik edersek, yıkmayı değil ihyayı ve inşayı öncelersek sorunlarımızın tamamını çözeriz. Bu güç bizde var, tüm topluma sirayet ettirebiliriz. Yeter ki biz medeniyet değerlerimize  yani fabrika ayarlarıma geri dönmek hususunda ısrarcı  olalım."