Neticede ortaya çıkan tablo korkunç oldu: Evlerinde tek başına ölen ve cesetleri koktuktan aylar sonra bulunan yaşlılar, robotlarla arkadaşlık etmeye çalışan gençler... İngiltere ve Japonya'nın çaresizlikten "Yalnızlık Bakanlığı" kurduğu bu çağda, toplumlara dayatılan bu hayat tarzının ortaya çıkardığı insan tipi, kalabalık şehirlerin ortasında bir çöl hayatı yaşamaktadır.

Bireysellik putuna tapınarak ailenin ve cemiyetin yok edildiğini, 'özgürleşme' yalanıyla insanların beton kutular içinde tek başına ölmeye mahkûm edildiğini irdeleyen 'Yalnızlık Çağı' dosyalarından derlediğimiz analizin özet tercümesini ilginize sunuyoruz.

* * *

Batı toplumu, tarihin en paradoksal dönemini yaşıyor. Dijital olarak her zamankinden daha "bağlıyız" ama ruhen hiç olmadığımız kadar "kopuğuz." Bireycilik üzerine kurduğumuz medeniyetimiz, bizi birbirimizden kopararak hepimizi savunmasız bıraktı. 2025 istatistikleri gösteriyor ki; yalnızlık, artık kanser veya obezite gibi ölümcül bir halk sağlığı krizidir.

"Yalnız Ölüm" (Kodokushi) Batı'ya Sıçradı

Kodo

28 Şubat Fransa’da nasıl hortladı?
28 Şubat Fransa’da nasıl hortladı?
İçeriği Görüntüle

Eskiden Japonya'da görülen "Kodokushi" (evde tek başına ölüp, uzun süre bulunamama) vakaları, artık Avrupa'nın ve Amerika'nın gerçeği oldu. Berlin'den Londra'ya, Paris'ten Nev York'a kadar binlerce insan, apartman dairelerinde yapayalnız can veriyor. Komşuluk ilişkilerinin bittiği, kimsenin yan dairede kimin yaşadığını bilmediği bu "soğuk toplum" yapısı, insanların yokluğunun aylar sonra, ancak faturalar ödenmediğinde fark edilmesine sebep oldu. Bu, bir medeniyetin ahlaki iflasıdır.

ABD Genel Cerrahlığı'nın (Surgeon General) yayınladığı rapor tüyler ürpertici. Kronik yalnızlık, insan ömründen çalıyor. Sosyal izolasyonun vücuda verdiği zarar, günde 15 sigara içmeye veya ağır obeziteye eşdeğer. İnsan biyolojisi, topluluk halinde yaşamak üzerine kodlanmıştır. Modern hayatın dayattığı izolasyon, vücutta sürekli stres hormonu (kortizol) salgılanmasına, bağışıklık sisteminin çökmesine ve erken bunamaya (demans) sebep oldu. Batı, kendi yaşam tarzıyla vatandaşlarını biyolojik olarak zehirlemektedir.

Gençlerin Sessiz Çığlığı

Cepgenc

Yalnızlık sanılanın aksine sadece yaşlıların sorunu değil. Z Kuşağı, tarihin en yalnız nesli olarak kayıtlara geçti. Sosyal medyadaki binlerce "takipçi" ve "beğeni", gerçek bir dostun, bir omuzun veya bir bakışın yerini tutmuyor. Ekran karşısında geçirilen saatler, yüz yüze iletişimi öldürdü. Göz teması kuramayan, sesli konuşmaktan korkan, odalarına kapanmış milyonlarca genç, derin bir anlamsızlık ve depresyon girdabında.

İnsandan kaçan Batı, çareyi teknolojide arıyor. "Yapay Zeka Arkadaşları", "Sarılma Robotları" ve "Kiralık Arkadaşlar" gibi acınası sektörler doğdu. İnsan sıcaklığının yerini, soğuk silikon ve metal parçalarıyla doldurmaya çalışmak, çaresizliğin son noktasıdır. Bir makinenin sizi "anlıyormuş gibi" yapması, ruhunuzdaki o devasa boşluğu dolduramaz.

Şehir Planlaması ve Ayrışma

Sehirq

Modern mimari ve şehirleşme de bu suça ortaktır. Parkların azaldığı, AVM'lerin ve güvenlikli sitelerin arttığı şehirler, insanları ayrıştırmak için tasarlandı. "Özel mülkiyet" ve "mahremiyet" takıntısı, kamusal alanı öldürdü. Bankları bile evsizler yatmasın diye "oturulamaz" hale getiren düşmanca mimari (hostile architecture), merhametin şehirden kovulmasına sebep oldu.

Sonuç: Bize "Biz" Lazım

Neoliberalizm bize "toplum yoktur, birey vardır" yalanını söyledi. Oysa insan, ancak bir başkasının aynasında var olabilir. Batı'nın bu yalnızlık vebasından kurtulması için; teknolojik detoksa değil, kaybettiği insani değerlere, cemiyet ruhuna ve fedakarlığa dönmeye ihtiyacı var. Aksi takdirde, en gelişmiş şehirlerimiz, içinde yaşayan ölülerin dolaştığı devasa mezarlıklara dönüşecek.

Bu metin, The Guardian gazetesinde yayınlanan "The Century of Loneliness" (Yalnızlık Yüzyılı) dosya konusu ve Noreena H.'in "The Lonely Century" kitabındaki tezler ile 2025 yılına ait ABD ve İngiltere sağlık raporları sentezlenerek tercüme edilmiştir.