Haberler

İran'dan İngiltere ve Fransa'ya Hürmüz uyarısı

Tahran yönetimi, boğazın güvenliğinin İran tarafından sağlandığını belirterek bölge dışı askerî varlığın krizi büyüteceği uyarısında bulundu. ABD-İran hattındaki ateşkes pazarlıkları, Avrupa’nın eskort misyonu ve enerji piyasalarındaki gerilim Hürmüz’ü yeniden küresel krizin merkezine taşıdı.

Abone Ol

İran: Hürmüz’ün güvenliği yalnızca bizim tarafımızdan sağlanır

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İngiltere ve Fransa’nın Hürmüz Boğazı’na savaş gemisi gönderme hazırlığına ilişkin, "Hürmüz Boğazı’nın güvenliği yalnızca İran tarafından sağlanmaktadır" dedi.

Garibabadi, bölge dışı ülkelerin Hürmüz Boğazı’nı koruma iddiasıyla bölgeye savaş gemisi göndermesinin krizi tırmandıracağı ve bölgenin askerileşmesine neden olacağı uyarısında bulunarak, "Hürmüz Boğazı’nın güvenliği yalnızca İran tarafından sağlanmaktadır." ifadesini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nın bölge dışı ülkelerin ortak malı olmadığını belirten Garibabadi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin Hürmüz Boğazı’nda savaş gemisi bulundurma girişimlerine karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Fransa ve İngiltere savaş sonrası seyrüsefer güvenliğini sağlamak için bölgedeki gemilere eskortluk edecek savunma amaçlı bir misyon kuracaklarını açıklamıştı.

İngiltere ve Fransa askerî planı masaya taşıyor

İngiltere ve Fransa’nın öncülük ettiği girişimde, Hürmüz Boğazı’ndan geçecek ticari gemilere refakat edilmesi, mayın temizleme desteği verilmesi ve hava güvenliği sağlanması hedefleniyor. İngiltere Savunma Bakanı John Healey ile Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin’in, bu çerçevede çok uluslu bir savunma bakanları toplantısına başkanlık edeceği bildirildi.

Londra yönetimi, HMS Dragon adlı savaş gemisini bölgeye sevk ederek Avrupa öncülüğündeki deniz güvenliği planı için hazırlık başlattı. İngiltere cephesi bu adımı “savunma amaçlı” gösterirken, İran cephesi bunu Hürmüz üzerinde yeni bir baskı ve kuşatma hamlesi olarak değerlendiriyor.

Tahran yabancı savaş gemilerine karşılık uyarısı yaptı

İran’ın uyarısı, sadece diplomatik bir tepkiyle sınırlı kalmadı. Tahran, İngiltere ve Fransa’ya ait savaş gemilerinin Hürmüz Boğazı’nda askerî faaliyet yürütmesi hâlinde “kararlı ve derhal karşılık” verileceğini bildirdi. İran’a göre Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, bölge dışı aktörlerin müdahalesine açılacak bir alan değil.

Bu çıkış, Avrupa’nın “seyrüsefer güvenliği” gerekçesiyle kurmak istediği misyonun daha başlamadan ciddi bir askerî restleşmeye dönüştüğünü gösterdi. Hürmüz, petrol ve LNG taşımacılığı açısından küresel enerji hattının en kritik geçiş noktalarından biri olduğu için bu restleşme sadece bölgesel değil, dünya ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir mesele hâline geldi.

ABD-İran pazarlığında Hürmüz başlığı öne çıktı

Hürmüz gerilimi, ABD ile İran arasında yürütülen ateşkes ve savaşın sona erdirilmesine yönelik pazarlıkların da merkezinde yer alıyor. İran, ABD’nin teklifine Pakistan üzerinden yanıt verdi. İran’ın cevabında savaşın sona erdirilmesi, yaptırımların kaldırılması, İran varlıklarının iadesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarının tanınması gibi taleplerin öne çıktığı bildirildi.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın cevabını “tamamen kabul edilemez” olarak niteledi. Bu açıklamanın ardından petrol fiyatlarında yeni bir sıçrama yaşandı. Piyasalardaki hareketlilik, Hürmüz Boğazı’ndaki her askerî ve diplomatik gelişmenin küresel enerji fiyatlarına doğrudan yansıdığını bir kez daha ortaya koydu.

Körfez hattında geçişler sınırlı şekilde sürüyor

Gerilime rağmen Hürmüz Boğazı’ndan sınırlı geçişlerin sürdüğü bildiriliyor. Katar’dan Pakistan’a giden bir LNG sevkiyatının, İran-Pakistan-Katar temaslarının ardından boğazdan geçtiği aktarıldı. Bu geçiş, boğazın tamamen kapanmadığını; ancak deniz trafiğinin siyasi pazarlıklar, askerî riskler ve bölgesel dengeler üzerinden yürüdüğünü gösterdi.

Öte yandan Körfez ülkeleri de Hürmüz’ün baskı unsuru hâline gelmesinden rahatsız. Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin İran’a, Hürmüz Boğazı’nı “baskı aracı” olarak kullanmama çağrısı yaptığı bildirildi. Bu açıklama, Körfez ülkelerinin hem İran’la doğrudan çatışmadan kaçınmak istediğini hem de enerji akışının kesintiye uğramasından endişe ettiğini ortaya koyuyor.

Hürmüz küresel hesaplaşmanın düğüm noktası oldu

İran’ın İngiltere ve Fransa’ya verdiği sert mesaj, Hürmüz Boğazı’nın askerî, ekonomik ve diplomatik açıdan yeniden büyük güç mücadelesinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Batılı ülkeler boğazdaki varlıklarını “ticari gemilerin güvenliği” başlığı altında meşrulaştırmaya çalışırken, İran bu adımı egemenlik alanına müdahale ve bölgeyi askerileştirme girişimi olarak görüyor.

Mevcut tablo, Hürmüz Boğazı çevresinde kurulmak istenen yeni deniz misyonunun krizi yatıştırmaktan çok daha geniş bir cepheleşmeye zemin hazırlayabileceğini gösteriyor. ABD-İran pazarlıkları sonuçsuz kaldıkça, İngiltere ve Fransa’nın sahaya askerî unsur sürmesi, Körfez’de kontrollü gerilimi açık çatışma riskine yaklaştırıyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }