Qamer Gül Nourtani’nin İlke TV'ye verdiği röportajda anlattıkları, devletin sosyal yardım ve hukuk mekanizmalarının nasıl bir tıkanıklık içinde olduğunun kanıtıdır. Eşinin katledilmesinin ardından kimlikleri iptal edilen aile, temel sağlık haklarından mahrum bırakılmış durumda. Qamer Nourtani, “Saçlarım beyazladı, dökülmeye başladı. Kimliklerimiz olmadığı için hastaneye bile gidemedik” diyerek, bu kokuşmuş düzenin, bir mazlumu nasıl "yaşayan bir ölüye" dönüştürdüğünü gösteriyor.
Engelli Çocuğa "Deport" Engeli: Vicdan Nerede?
Nourtani’nin geride bıraktığı yetimlerden biri işitme engelli, diğeri ise bacak protezine muhtaç. Küçük oğul Ali Reza’ya verilen işitme cihazı sözü tutulsa da, bacağını bir kaza sonucu kaybeden Seyed Mohammed’in protez ihtiyacı vicdan ve merhametten yoksun bürokrasinin duvarına çarpıyor.
Hastanelerden ve yardım kuruluşlarından alınan cevap hep aynı: “Siz deport durumundasınız.” Babası bu toprakların madeninde can vermiş, cesedi ormanda yakılmış bir çocuğa, protez bacak yerine "sınır dışı" kağıdı gösterilmesi, mevcut düzenin insaniyetten ne kadar fersah fersah uzaklaştığının ispatıdır.
Sömürü Düzeni: Bin Liralık Yevmiye, Altı Bin Liralık Kira
Qamer Gül Nourtani, hayata tutunabilmek için düzensiz olarak lokantalarda bulaşık yıkıyor. Günlük bin 100 lira yevmiyenin 100 lirası yol parasına giderken, 6 bin lira kira ve kışın gelen 3 bin liralık elektrik faturası aileyi tam bir sefaletin içine itmiş durumda. Kızılay yardımlarının kesilmesi ve ev sahibinin "parkeleri bozdunuz" diyerek istediği 15 bin liralık haraç, bu toplumun ve sistemin merhamet damarlarının nasıl kuruduğunu gösteriyor.
Bu basit bir cinayet değil, toplu bir katliam ve sistematik bir zulümdür. Bir insanın cesedini yakacak kadar gözü dönmüş katillerin, yargı eliyle korunmaya çalışılması; maktulün ailesinin ise en temel haklarından mahrum bırakılarak açlığa ve kimliksizliğe mahkum edilmesi insanı vicdan ve merhametten koparmış içi boş Batıcı-laik sistemin eseridir.
Baran Dergisi




