Müslüman bir coğrafyada, evlatlarımıza sofra adabından dualara kadar kimliğimizi oluşturan ne varsa öğretmeyi kendine dert edinmiş bir öğretmen, laik-Kemalist medyanın ve malum odakların hedef tahtasına oturtuldu. Her türlü İslam düşmanlığını yapmayı kendine vazife addeden bu güruh; "gerici" yaftalarıyla, asılsız iddialarla ve organize tehditlerle Aytaç Öğretmen’e karşı adeta bir linç kampanyası başlattı. Sokak eylemlerinden suç duyurularına kadar her yolla üzerine gidilen bu öğretmen, sadece ve sadece inançlı bir nesil yetiştirmenin kavgasını vermekte.

Laik-Kemalist azınlık hedef gösterdi, MEB idari soruşturma başlattı!

Bu toprakların evlatlarını kendi değerleriyle yetiştirmek ne zamandan beri suç sayılmaktadır? En acı olanı ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bu azgın azınlığın çığırtkanlıklarına kulak vererek idari soruşturma başlatmasıdır. Okula gönderilen müfettişlerin velileri toplayıp onlara yönelttiği sorular ise tam bir garabet örneğidir:

"Aytaç Öğretmen'in çektiği videolardan memnun musunuz?"

Bu neyin sorgusudur? Çocuklarına dinini, ahlakını ve adabını öğreten bir muallimi velilerin gözünde şüpheli konumuna düşürme gayreti kimin değirmenine su taşımaktadır? Müslüman bir ülkede, kendi dininin gereklerini evlatlarına aktaran bir öğretmen neden bir "zanlı" muamelesi görmektedir?

Velilerden ve öğrencilerden Aytaç Hoca'ya büyük destek

Ancak kurulmaya çalışılan bu kumpas, velilerin ve öğrencilerin büyük desteğiyle karşılaştı. Akit TV'nin veliler ve öğrencilerle yaptığı röportajda Aytaç Öğretmen'in arkasında duruldu ve ona olan sevgiler ve teveccüh paylaşıldı:

"Aytaç Hocamızı çok seviyoruz. O bizim evlatlarımıza sadece müfredat öğretmiyor, onları ahlaklı birer insan olarak yetiştiriyor. Kendi eksik kaldığımız dini incelikleri bile evlatlarımız ondan öğrendi."

Sürece tepki gösteren vefalı ve şuurlu bir veli ise kesin ve net bir dille bu garabet soruşturmaya rest çekti:

"Eğer Aytaç Hoca görevden alınırsa, ben iki çocuğumu da bir daha devlet okulunda okutmam!"

Saldırıların arkasındaki zihniyeti deşifre eden bir diğer veli ise laik-Kemalist azınlığa tepkisini koydu:

ABD Senatosu'nda İran savaşını durdurmaya yönelik karar alındı
ABD Senatosu'nda İran savaşını durdurmaya yönelik karar alındı
İçeriği Görüntüle

"İçimizdeki Ebu Cehiller bitmiyor!"

Evet, bu hazımsızlık, doğrudan İslam’ın kendisine duyulan öfkedir.

Öğretmenlerini canından çok seven öğrenciler ise verdikleri samimi ve temiz beyanlarla bu tezgahı boşa çıkardılar. Kendilerine sevgiyle yaklaşan, sofra adabını, büyüklere hürmeti ve duaları öğreten öğretmenlerini asla yalnız bırakmayacaklarını ifade ettiler.

Veli memnun, öğrenci memnun. Bu halde bir başkasının eğitime müdahale etme hakkı sırf birkaç hazımsız böğürüyor diye nasıl alınıyor? Üstelik bu milletin istikbaline ve değerlerine hizmet edecek bir eğitimi mi alıkoyacaksınız? Hem de tasmalısı oldukları Batı'ya göbekten bağlı pislik ideolojileriyle çocukları zehirlemeye kalkışan tayfanın şikayetleriyle öyle mi? MEB ne yaptığının farkında mıdır ciddi ciddi soruyoruz?

Çocuklara pislik ideolojilerini dayatan Kemalist öğretmenlere dokunulmaz iken Aytaç Hoca'nın suçu nedir?

Sınıflarda çocuklara sol-seküler ideolojileri dayatan, taze dimağları zehirleyen öğretmen müsveddelerine hiçbir işlem yapılmazken; tesettürlü öğrencilere baskı yapan, sınıfları adeta bir engizisyon mahkemesine çeviren İslam düşmanı zorbalara dokunulmazlık zırhı giydirilirken, Aytaç Öğretmen’in suçu nedir? Çocuklara dua öğretmek, kendi ecdatlarını sevdirmek, edep ve ahlak aşılamak suç mudur?

Bu devlet, azgın bir azınlığın her kudurmasında onların dayatmalarıyla hareket etmek zorunda mıdır? Devlet, kendi öğretmenini korumaktan aciz, sokak çığırtkanlarının baskısıyla savrulan bir yaprak mıdır?

Çocuklarımızın ruhu, Batı’nın seküler dünyasında kaybolmuş kimliksiz güruhların keyfi yetecek diye kurban edilemez! Aytaç Hoca üzerinden yürütülen bu operasyon, aslında Anadolu insanının inancına ve kimliğine savaştır.

Laik-Kemalist azınlığın şantajlarına boyun eğerek öğretmenlerini kurban veren bir bürokrasi, kendi bindiği dalı kesmektedir.

Baran Dergisi