"Filistin ile İsrail arasında patlak veren savaş..." diye söze başlamak zor.

Sanki iki eşit, meşru devlet varmış ve aralarında durduk yere bir niza çıkmış gibi...

Oysa denklem en başından yanlış. Haksız, hukuksuz, merhametsiz...

Milattan sonra 70'lerde Romalılar tarafından Filistin'den çıkarılan Yahudilerin, Siyonizm illetine bulanarak 1900'lerde Filistin'de hak iddia etmesinin saçmalığını;

Olmayan bir devlete Filistin topraklarında alan açıldığını;

Önce İngiltere'nin sonra ABD'nin hukuksuz güç kullanarak Kudüs'ün bağrında terör devleti kurduğunu;

Laikliği yüceltip din devletlerini kötüleyen Batı dünyasının Siyonist Yahudi din devleti İsrail'i koruma altına aldığını;

1800'lerden beri Batı eliyle yakın coğrafyada akıtılan kanın, parçalanan devletlerin, yapılan planların Nil'den Fırat'a adım adım Arz-ı Mev'ud için olduğunu;

İşgalci İsrail'in gözünü yummadan işlediği zulümleri;

Filistinlilerden çalınan her karış toprağı;

Döverek öldürerek ağlatarak (ç)alınan on binlerce evi;

Çalına çalına Filistin'in toprak bütünlüğünün kalmadığına, neredeyse toprağının kalmadığına;

On binlerce Filistin'in şehit edildiğini, milyonlarcasının yurdundan edildiğini, mülteci kamplarında yaşamaya mecbur edildiğini;

Filistinliler vatanlarından sürülürken dünyanın dört bir yanından büyük vaatlerle çağrılan Yahudilere Filistinlilerden çalınan evlerin ve arazilerin verildiğini;

O yüzden de İsrail'de bizim anladığımız anlamda "sivil vatandaş" diye bir şey olmadığını, sivil denilen İsraillilerin bu zulmün bir parçası, talepkârı ve onaylayıcısı olduğunu;

Köpekleri değil yaşam tarzlarını savunuyorlar Köpekleri değil yaşam tarzlarını savunuyorlar

Bunca haksızlığa ve zulme itiraz eden İsraillilerin ise sayılacak kadar az olduğunu;

"Yerleşimci" diye lanse edilen güya "sivil" İsraillilerin, işgalcilerden/hırsızlardan ibaret olduğunu;

BM'den İsrail'e yönelik hiçbir yaptırım kararı çıkmadığını; çıkanların uygulanmadığını, kıytırık kınama kararlarınınsa yasak savmaktan başka işe yaramadığını;

Mescid-i Aksa'nın sürekli taciz ve saldırı altında olduğunu; bir gün yıkılsın da yerine tapınak yapabilsinler diye altının tünellerle oyulduğunu;

Müslümanlar ilk kıble mescitlerinde ibadet edemesinler, ayakları kesilsin Mescid-i Aksa boşalsın diye planlı programlı saldırılar yapıldığını;

Keyfi tutuklamalarla hapsedilen 5 bin Filistinlinin hesabını kimse soramasın diye açık hava hapishanesine dönüştürülen gettolarda Filistinlilere 24 saat eziyet edildiğini;

İtiraz edenlerin, yetki soranların, "işgalcisiniz, cehenneme gideceksiniz" diye haykıranların dövüldüğünü, öldürüldüğünü;

Okul çıkışı genç kızların onlarca mermiyle yakın mesafeden vurulduğunu;

Can çekişen yaralılara sağlık görevlilerinin müdahale etmesinin engellendiğini;

Taş attılar diye küçücük çocukların kollarının, taşların üzerine konularak hususi olarak kırıldığını;

Ateş altında kalan 11 yaşındaki Muhammed Durra'nın babasının kucağında hedef gözeterek şehit edildiğini;

Gazze sahilinde futbol oynayan 9-10 yaşlarındaki çocukların diz kapaklarından vurduğunu...

Unutup yahut yok sayıp "Filistin ile İsrail arasındaki..." diye başlayan cümleler kurmak ne mümkün!

Konu İsrail ise her yerde ve her zaman kurulacak ilk cümle "işgalci" olduğudur. Hırsız ve katil olduğudur.

Hakikat budur.

İsrail budur!

Fadime Özkan, Star Haber