Filistinli Gazeteciler Sendikası, 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçların Cezasız Kalmasını Sona Erdirme Günü vesilesiyle neşrettiği bildiride, sahada vazifesini icra eden en az 260 Filistinli basın mensubunun terörist İsrail ordusunun suikast ve bombardımanlarıyla can verdiğini duyurdu. Yüzlerce haberci ise yaralanarak yahut esir kamplarında işkenceye maruz kalarak doğrudan hedef tahtasına oturtuldu. Vahşet sadece Gazze ile sınırlı kalmadı; Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de her gazeteci sokak ortasında baskı ve fiziki tasfiye siyasetiyle karşı karşıya bırakıldı.

Gerçekleri susturma gayreti

Siyonist rejimin medya kuruluşlarını hede alması, muhabirleri kurşunlaması ve haberleşme ağlarını kesintiye uğratması, organize bir devlet terörünün sahaya yansıyan neticesi olarak öne çıkıyor. İşgalcilerin işlediği cürümlerin hesabının sorulmaması, yeni katliamlara cesaret veren bir zemin oluşturdu. Sendika, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünü (UNESCO) vakit kaybetmeksizin özel bir takip komitesi teşkil etmeye ve katillerin yakasına yapışmaya davet etti. Dünyanın dört bir yanındaki hür basın birliklerine de kendi ülkelerindeki adli makamlara başvurarak terör rejiminin sorumluları aleyhinde davalar açması yönünde çağrıda bulunuldu.

Mahkeme kapıları katiller için açılmalı

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese'nin "Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya" başlıklı raporu da siyonistlerin basını planlı biçimde yok etme siyasetini tescil etti. Sendika, gazetecileri hedef almanın tek başına bir insanlık suçu olduğunu, ancak asıl vehametin bu katliamların cezasız bırakılmasında yattığını vurguladı. Filistinli habercilerin can emniyetinin uluslararası muhafaza altına alınması, hürriyetinden mahrum bırakılan basın mensuplarının derhal salıverilmesi ve katillerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanması, adaletin tesisi adına tek çıkar yol olarak kayıtlara geçti.

Polonya'da darbe girişimi iddiası
Polonya'da darbe girişimi iddiası
İçeriği Görüntüle