Tarih

Kendi hazinemize kör edildik, Sinan’ın mirasına turist kaldık

Mimar Sinan’ın ilmî ve mimarî dehası Batı’da araştırmalara konu olurken, Türkiye’de bir asırlık Batıcı eğitim düzeni kendi medeniyet mirasına yabancı nesiller yetiştirdi. Sinan’ın eserleri ruhu, imanı ve ilmiyle kavranmak yerine turistik yapılara indirgenirken millet, kendi hazinesini Batı’dan öğrenir hâle getirildi.

Abone Ol

Sabah gazetesinin 9 Nisan 1997 tarihli nüshasında Zeynep Göğüş imzasıyla yayımlanan “Türk İmajında Sinan Yok” başlıklı yazıda, Bilkent İşletme Bölümünden Güliz Ger’in 110’u Amerikalı, 550’si Batı Avrupa ülkelerinden 660 işletme öğrencisi arasında yaptığı Türkiye imajı araştırmasında hiçbir öğrencinin Mimar Sinan’ı hatırlamadığı aktarıldı.

Yazıda ayrıca Sinan’ın büyük hacimlerdeki ses yansıması sorununu kubbelere yerleştirdiği boşluklarla çözdüğü, bu yöntemin üç buçuk asır sonra Alman fizikçi Hermann von Helmholtz tarafından “titreşim kütleleri teorisi” adıyla bilim dünyasına sunulduğu ve bugün Helmholtz’un adının bilim kitapları ile Almanya’daki okullarda yaşatıldığı ifade edildi.

Geçmişimize vurulan darbe

Cumhuriyet eliyle geçmişimize öylesine derin nefret tohumları ekildi ki Osmanlı-İslâm medeniyetinin eserleri yaşayan bir irfan ve teknik mirası olmaktan çıkarılarak geriliğin kalıntısı muamelesi gördü.

Kemalizm, eğitim adı altında yürüttüğü bir asırlık kültür mühendisliğiyle bu milleti kendi geçmişine, diline, irfanına ve medeniyet müktesebatına yabancılaştırdı. Osmanlı-İslâm geçmişi gerilik ve utanç kaynağı olarak sunulurken Batı, hakikatin ve medeniyetin yegâne ölçüsü hâline getirildi. Milletin zihni ve bakışı bütünüyle Batı’ya çevrildi; kendi değerlerine karşı körleştirildi. Adeta “ev zencisi” muamelesine tâbi tutularak kendi hanesinden utanması, efendisi kabul ettirilen Batı’nın hükümlerini tekrarlaması ve kendi hazinesini küçümsemesi istendi.

Bu yabancılaştırma, Mimar Sinan’a ve eserlerine bakışı da kökünden değiştirdi. Süleymaniye ve Selimiye, bir medeniyetin imanını, ilmini ve dünya görüşünü taşıyan eserler olmaktan çıkarılıp turistik seyirliklere dönüştürüldü. Kubbe, taş ve minare görülüyor; bunları meydana getiren ruh, mâna, iman, matematik ve cemiyet nizamı idrak edilemiyor. Sinan kuru bir “ünlü mimar” bilgisine, eserleri de gezilip fotoğraflanacak tarihî yapılara indirgendi. Kemalist eğitim düzeni, kendi tarihine turist, kendi hazinesine kör ve kendi müktesebatını Batı’dan öğrenen bir toplum meydana getirdi.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }