Komünist Bulgaristan rejimi, Türk ve Müslüman nüfusu baskı, mülksüzleştirme ve asimilasyon kıskacına aldı. 10 Ağustos 1950’de Türkiye’ye verdiği nota ile 250 bin Türk’ün üç ay içerisinde kabul edilmesini dayatan Sofya yönetimi, binlerce Müslümanı asırlardır yaşadıkları topraklardan kopardı.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Bulgaristan’da iktidarı ele geçiren komünist rejim, ülkedeki Müslüman Türk varlığını sistemli biçimde baskı altına aldı. Türklerin ileri gelenleri ve tahsil görmüş aydınları tutuklandı; tarlaları kooperatifleştirme adı altında ellerinden alındı, Türk okulları ile vakıfları devletleştirildi. Çoğunluğu çiftçilikle geçinen Türkler kendi topraklarında ücretli işçi hâline getirildi. Akademik çalışmalar, rejimin Müslüman-Türk nüfusu sosyalist Bulgar kimliği içerisinde eritmeye yönelik asimilasyon anlayışını açık biçimde ortaya koyuyor.
Zulüm 1950’de büyük bir tehcir hareketine dönüştü. Bulgaristan hükûmeti 10 Ağustos 1950’de Türkiye’ye verdiği nota ile 250 bin Türk’ün üç ay içerisinde kabul edilmesini istedi. Ankara, bu kadar büyük bir nüfusun birkaç ay içerisinde iskân edilmesinin imkânsızlığını bildirirken, Bulgar makamlarının Türklerin mallarını ve paralarını beraberlerinde götürmelerini engellediğini de kayda geçirdi. Türkiye’nin 28 Ağustos tarihli karşı notasında Sofya’nın gerçekleştirmeye çalıştığı hareket açıkça “tehcir” olarak nitelendirildi.
Hadisenin arkasında Soğuk Savaş hesapları da bulunuyordu. Kullanıma sunduğunuz Tarihin Ruhu kaydında, kolektif çiftliklerin yaygınlaştırılması, işsizliğin azaltılması ve Türkiye ile tarihî-kültürel bağı bulunan Türk nüfusunun Bulgar rejimi tarafından bir güvenlik meselesi olarak görülmesi göç kararının sebepleri arasında sıralanıyor. Aynı kaynak, Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker göndermesinin ardından Bulgaristan’ın göçü hızlandırdığını; Sovyet blokunun yüz binlerce insanı kısa sürede Türkiye sınırına yığarak Ankara’yı ekonomik ve iskân bakımından sıkıştırmayı hedeflediği değerlendirmesini aktarıyor. Akademik çalışmalarda da Türkiye’nin Kore Savaşı’ndaki tercihi ile göçün hızlandırılması arasında bağlantı kuran değerlendirmeler yer alıyor.
Sınırdaki manzara ise bu zulmün insanî boyutunu gözler önüne serdi. Bulgar makamları bazı Türk ailelerine ülkeyi terk etmeleri için 48 saat verirken, insanları hayvan taşımakta kullanılan tren vagonlarına bindirerek sınıra sevk etti; mallarını ve hayvanlarını satmalarına yeterli zaman tanımadı. Eylül 1950’de askerî kamyonlarla sınıra getirilen bazı muhacirlerin Kapıkule’den Edirne’ye kadar yürütüldüğü, binlerce insanın barınma ve iaşe sıkıntısı çektiği kayıtlara geçti.
Bulgaristan rejimi hedeflediği 250 bin kişinin tamamını üç ay içerisinde gönderemedi; ancak 1951 sonuna kadar 154 bin 393 kişi Türkiye’ye geldi. Tarihi bilgilere göre büyük göçün yaklaşık 154 bin kişiye ulaştığını aktarıyor. Böylece Balkanlar’daki Müslüman Türklerin yüzyılı aşan sürgün ve muhaceret tarihine yeni bir acı halka eklendi. İnsanlar evlerinden, topraklarından ve doğdukları şehirlerden koparıldı; Bulgaristan’daki komünist rejimin asimilasyon ve tehcir uygulamaları binlerce ailenin hayatında kapanmayan yaralar bıraktı.
Zulüm sürgünle de sona ermedi
Zulüm sürgünle de sona ermedi. Takip eden yıllarda Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman kimliğinin tarihî izlerini silmeye yönelik baskılar giderek ağırlaştı. Türkçe eğitim ve yayın hayatı daraltıldı, İslâmî hayat üzerindeki denetim sertleştirildi, camiler ve dinî müesseseler baskı altına alındı; Türkçe yer ve şahıs adları Bulgarlaştırıldı. Bu süreç, 1984-1989 yıllarında Jivkov rejiminin “Yeniden Doğuş Süreci” adı altında yürüttüğü zorla Bulgarlaştırma harekâtıyla en sert safhasına ulaştı. Türklerin isimleri zorla değiştirildi, Türkçe konuşmak, İslâmî isimleri kullanmak ve bazı dinî gelenekleri yaşatmak engellendi. Mezarlıklardaki Türkçe ve İslâmî kitabelere kadar uzanan müdahaleler görüldü. Böylece hedef, insanları vatanlarından sürmenin yanında Bulgaristan’ın asırlık Osmanlı-Türk ve Müslüman hafızasını kamusal hayattan kazımak oldu. 1989’daki yaklaşık 350 bin kişilik büyük göç de onlarca yıl devam eden bu asimilasyon ve baskı zincirinin son büyük neticelerinden biri olarak tarihe geçti.
Kaynakça
Pınar, Mehmet. “1950-1951 Bulgaristan’dan Türkiye’ye Göçler ve Demokrat Parti’nin Göçmen Politikası.” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C. XXX, S. 89, Temmuz 2014.
Uzuner, Bedriye. 1950-1951 Yıllarında Bulgaristan’dan Türkiye’ye Göçler ve Kırklareli Vilayetine Etkileri. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, İstanbul, 2019.
Zülkaroğlu, Alper. Bulgaristan’dan Türkiye’ye Göç (1950-1951). Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2010.
Tarihin Ruhu. “Bulgaristan’dan Türkiye’ye Büyük Göç”, 72. Bölüm, TRT arşiv görüntüleri üzerinden hazırlanan program kaydı.




