Haberler

Küfür rejiminin Türkçe ezan zulmüne direnenler “deli” diye yaftalandı

Tarihçi yazar Said Alpsoy, YouTube kanalında yaptığı yayında, tek parti döneminin dinî değerleri ayaklar altına alan uygulamalarına dair bir vesikayı paylaştı. Hasan Hüseyin Ceylan’ın “Cumhuriyet Dönemi Din Devlet İlişkileri” kitabının 3. cildinde yer alan ve bizzat hadisenin kahramanlarından dinlenen bu olay, 1946 yılında ezan-ı muhammedinin yasak olduğu karanlık günlerde yaşanan bir iman direnişini gözler önüne seriyor.

Abone Ol

1946 yılında, Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Gururveren köyünden İsmail ve Hüseyin adında iki köylü, Bursa Ulu Cami’ye gider. Amaçları, yaklaşık 900 senedir İslam yurdu olan bu topraklarda aslına pranga vurulan ezanı, olması gerektiği gibi, yani "Allahu Ekber" nidasıyla semalara ulaştırmaktır.

Camide kimseye haber vermeden minareye çıkan iki yiğit Müslüman, yasak dinlemeden Arapça ezan okumaya başlar. Ancak dönemin kolluk kuvvetleri hemen harekete geçer. Ezan henüz bitmeden şerefeye çıkan polis ve jandarmalar, İsmail ve Hüseyin Efendi’yi suçüstü yakaladıklarını ifade ederek daha minare basamaklarında dövmeye başlar. Dönemin baskıcı zihniyeti, halkın tepkisinden çekinmeden, Bursa gibi büyük bir şehrin merkezinde, güpegündüz bu iki Müslümanı darp ederek karakola götürür.

"Siz Allah'ın Adını Değiştirmekle Suç İşliyorsunuz!"

Ertesi gün çıkarıldıkları mahkemede hakim, sanıklara sorar: "Siz niçin Arapça ezan okudunuz? Allahu Ekber diyerek ezan okumanın suç olduğunu bilmiyor musunuz?"

Hüseyin Efendi, hakimin bu sorusuna karşılık tarihe geçecek nitelikte, tavizsiz bir cevap verir: "Nerede görülmüş Allahu Ekber demenin suç olduğu? Tam tersi, sizler Allah’ın adını ve ezanı değiştirmekle suç işliyorsunuz!"

Bu esnada yanındaki İsmail Efendi saatine bakar; ikindi ezanı vakti gelmiştir. Hakimin ve mahkeme heyetinin gözü önünde ellerini kulaklarına götürür ve mahkeme salonunu "Allahu Ekber" nidalarıyla inletmeye başlar.

Yasakçıların Oyunu Ters Tepti: Bakırköy'de 450 Vakit Ezan

Mahkeme salonunda yankılanan ezan sesi karşısında ne yapacağını şaşıran hakim, çareyi "Bunlar delidir, akıllarını Allahu Ekber ile bozmuşlar" diyerek işin içinden çıkmakta bulur. Mahkeme kararına "cezai ehliyetleri yoktur ama halkın arasına salınmaması gereken tehlikeli delilerdir" yazılarak iki Müslüman yaka paça İstanbul Bakırköy Akıl Hastanesi'ne sevk edilir.

Kitabın yazarı Hasan Hüseyin Ceylan’ın 1980'li yıllarda bizzat kendilerinden dinlediği üzere; İsmail ve Hüseyin Efendi, yaklaşık 3 ay kaldıkları akıl hastanesinde ezan okumaktan vazgeçmezler. Hastanede onları yargılayacak ya da "suç işliyorsunuz" diye başka bir yere sürecek bir merci kalmamıştır; zira zaten "deli" ilan edilmişlerdir.

İki yiğit, kaldıkları süre boyunca tam 450 vakit ezanı aslına uygun olarak özgürce okurlar. En sonunda akıl hastanesinin müdürü, dönemin bürokrasisine isyan ederek "Bunlar deli falan değil" der ve onları serbest bırakmak zorunda kalır.

Tarihçi Said Alpsoy, bugün camilerimizde özgürce okunan ezanların, geçmişte bu uğurda canını ve akıl sağlığı yaftasını hiçe sayarak bedel ödeyen Müslümanların sayesinde olduğunu ifade etti.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }