Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 650 baz puan artırarak yüzde 15'e çıkardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim sürecinde, "Enflasyon meselesini bu yıl sonuna kadar kontrol altına alıp, önümüzdeki yıl da tamamen çözeceğiz. Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz enflasyon da faizle birlikte düşecek" demişti.

Seçimlerden sonra ise Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine ve Hafize Gaye Erkan’ın getirilmesiyle, “rasyonel ekonomi”ye döneceğiz mesajı verildi. Piyasa bu ikilinin göreve getirilmesinden sonra ciddi miktarda bir faiz artışı beklerken, beklenene nispetle düşük kalan faiz artışı piyasalarda bir süredir değerini korumaya başlayan Türk Lirası’nın yeniden değer kaybetmeye başlamasına sebep oldu.

Milleti Söğüşlediler

Bunlardan birincisi, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, “seçim sonrasında kur üzerindeki baskı kalkacak ve TL değer kaybedecek” diye vatandaş elindeki mevduatın neredeyse tamamını Amerikan Doları, Euro ve altın cinsinden dövize çevirmişti. Nispeten beklendiği gibi de oldu, TL bir miktar daha değer kaybetti ama bu kayıp zaten seçim öncesinde Merkez Bankası ile piyasalar arasında oluşan ikili kur arasındaki farkın kapanmasının ötesine geçmedi. Artından bugün yapılan PPK toplantısı öncesi piyasada “çok ciddi bir faiz artışı yapılacak” beklentisi oluşturuldu. Bununla beraber Türk Lirası’nın değer kazanacağı ve ellerindeki döviz cinsinden mevduatın değer kaybedeceği endişesine kapılan birçok vatandaş tekrar TL’ye döndü. Bugün yapılan PPK toplantısı sonrasında açıklanan beklenenden düşük faiz artışı ile Türk Lirası tekrar hızlı bir şekilde değer kaybederken, seçim öncesi döviz alıp, algıya kapılarak PPK öncesi TL’ye dönen vatandaşın bozdurduğu döviz cinsinden mevduat ucuz bir şekilde devlet yahut birileri tarafından söğüşlenmiş oldu.

“Kur”u Ateşlediler

Bir diğer husus ise ihracatçılar ile turizm sektörü tarafından Türk Lirası’nın daha fazla değer kaybetmesi gerektiği yönündeki baskı da etkili oldu. TL değer kaybetti kaybetmesine fakat asgarî ücret ve diğer maliyetlerde meydana gelen artış ihracatçının ve turizm sektörünün fiyat rekabeti noktasında elini zayıflatıyordu. Amerikan dolarının 27, Euro’nun ise 30 TL civarında olması beklenendi. Piyasada yeterli döviz olmadığı ve ortamın da belirsizliklerle dolu olduğu seçim sonrası dönemde Türk Lirası’nın beklenen kaybı yaşamaması, böylesi bir manipülasyon ile giderilmeye çalışıldı. Önce yüksek bir beklenti meydana getirildi, ardından beklentiden düşük bir artış yapılarak piyasanın reaksiyon vermesi sağlandı.

Saçmalık bu

Bir memleketin, hele ki bölgesinde mahallî bir güç iddiasında olan bir memleketin böyle ekonomisi olur mu? Olur; ama olmaz olsun. Ne söylesek anlamsız. Gerek Türk Lirası’nın hakiki bir değer olan altına irca edilmesi ve böylelikle paranın haiz olması gereken fonksiyonlara kavuşması, gerekse ekonominin onu kendi dışında şekillendiren faktörlerle nasıl desteklenmesi gerektiği ile alakalı kaç senedir dilimizde tüy bitti. Radikal kararlar alınıp, bu işleri hali yoluna koymak yerine hâlâ palyatif çözümlerle günü kurtarmak adına üç kağıtçılık yapıyorlar.

Erdoğan’ın çevresinde bir tane ADAM yok mu? Erdoğan’ın çevresinde bir tane ADAM yok mu?

Yavuz Beyoğlu