Hayatı

Asıl adı Şemseddin Muhammed bin Hamza olan Akşemseddin, 1390 yılında Şam’da doğdu. Yedi yaşlarında babası Şeyh Hamza ile Anadolu’ya gelerek o devrin idarî taksimatında Amasya’ya bağlı bulunan Kavak’a yerleşti. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. Dinî ilimlerin yanında mantık, kelâm ve tıp tahsili gördü. Genç yaşta Osmancık Medresesi’nde müderrisliğe başladı. Kaynaklar onu ruhları terbiye eden bir mürşit ve beden hastalıklarını tedavi eden devrinin seçkin tabiplerinden biri olarak kaydetti.

Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisap eden Akşemseddin, kısa zamanda hilâfet aldı ve şeyhinin vefatından sonra irşad makamına geçti. II. Mehmed’le gençliğinde tanıştı. Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi’yi ve Fatih’in kızlarından birini tedavi etti. İstanbul’un kuşatmasında padişaha ve orduya manevi destek sağladı. Fetihten sonra Ayasofya’daki ilk cuma hutbesini okudu ve Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri’nin kabrini keşfetti. Sarayın teklif ve ihsanlarından uzak durarak Göynük’e çekildi. Şubat 1459’da burada vefat etti.

Hastalıkların “tohumları ve asılları”

Akşemseddin’e nispet edilen Mâddetü’l-Hayât, diğer adıyla Risâletün fi’t-tıb, beden ve gönül hastalıklarına dair ilaçları, bitkileri ve terkipleri bir araya getiren Türkçe bir tıp eseridir. Eserde hastalığın mahiyeti anlatılırken şu hüküm yer alır: “Cümle marazın sûret-i nev‘iyyesi hasebiyle nebât ve hayvanlarda olduğu gibi asılları ve tohumları vardır.” Bugünkü Türkçeyle bu cümle, hastalıkların da bitki ve hayvan türleri gibi kendilerine mahsus kökleri ve tohumları bulunduğunu ifade eder.

Pasajın devamında irsiyet yoluyla geçen bazı hastalıkların yıllar sonra yeniden belirebildiği, yiyecek ve içeceklerden doğan hastalık “tohumlarının” ise süratle geliştiği anlatılır. Akşemseddin böylece hastalığı yalnız görünen belirti üzerinden ele almamış, belirtiyi doğuran, çoğalan ve yeniden ortaya çıkabilen bir sebebe bağlamıştır. Kimi kaynaklar ise bu ifadeyi, mikrop meselesine ve hastalıkların bu yolla bulaşmasına tıp tarihinde Fracastoro’dan en az yüz yıl önce temas edilmesi şeklinde değerlendirir.

Yine başka kaynaklarda ise bu düşünce, “Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma gözle görülemeyecek kadar küçük, lâkin canlı tohumlar vasıtasıyla olur” şeklinde aktarılıyor. Ancak ilmî neşirlerde kelimesi kelimesine doğrulanabilen çekirdek metin, hastalıkların “asılları ve tohumları” bulunduğunu bildiren pasajdır.

Fracastoro yüz, Pasteur dört asır sonra geldi

İtalyan hekim Girolamo Fracastoro, 1546’da yayımladığı De Contagione adlı eserinde “hastalık tohumları”nın doğrudan temasla, eşya yoluyla ve hava üzerinden taşınabileceğini ileri sürdü. Batı tıp tarihi onu mikrop kuramının en erken habercilerinden biri kabul etti. Bu tarih, Akşemseddin’in yaşadığı devirden yaklaşık bir asır sonrasına rastlıyor.

Hollandalı Antonie van Leeuwenhoek, kendi yaptığı mikroskoplarla 1670’lerde mikroorganizmaları gözlemledi. 1676 tarihli mektubu bakterilerin ilk ayrıntılı tasvirleri arasında yer aldı. Louis Pasteur ise 1850’lerden itibaren fermantasyon ve bozulmanın mikroorganizmalarla meydana geldiğini deneylerle gösterdi, 1861’de kendiliğinden üreme nazariyesine ağır bir darbe indirdi. Robert Koch da 1870’lerden itibaren belirli mikroorganizmalarla belirli hastalıklar arasındaki bağı deneysel ölçütlere bağladı.

Mikroorganizmaları mikroskop altında ilk ayrıntılı biçimde gören isim Leeuwenhoek, mikrop kuramını laboratuvar delilleriyle hâkim tıp anlayışına dönüştüren başlıca isimler Pasteur ve Koch’tur. Akşemseddin’in yeri ise mikroskobik gözlemden asırlar önce hastalığın görünmeyen yahut doğrudan fark edilmeyen “tohumları” fikrini dile getiren öncüler arasındadır.

Mikrop fikrinin öncüsü

Mâddetü’l-Hayât, Akşemseddin’in tıp alanındaki başlıca eseridir. Akşemseddin bu eserde hastalıkların kendilerine mahsus “asılları ve tohumları” bulunduğunu belirterek mikrop fikrini Pasteur’den dört asır, Fracastoro’dan yaklaşık bir asır önce ortaya koydu.

Osman Şevki Uludağ, Bedii N. Şehsuvaroğlu ve TDV, bu ifadeleri Akşemseddin’in tıp tarihindeki öncülüğünün açık delili kabul ediyor. Mikroskobun bulunmadığı bir çağda hastalıkların gözle görülemeyecek kadar küçük canlı tohumlarla yayıldığını açıklayan Akşemseddin, mikrop kuramının ilk öncüleri arasında yer aldı.

Batı merkezli tarih Akşemseddin’i dipnota itti

Batı’daki standart anlatı, mikrobiyolojinin doğuşunu çoğu zaman Leeuwenhoek, Pasteur ve Koch çizgisine sıkıştırıyor. Science History Institute, Leeuwenhoek’u mikroskobik canlıları keşfeden ilk kişi olarak verirken Pasteur ile Koch’u mikrop kuramını ilmî çevrelere kabul ettiren isimler arasında gösteriyor. Royal Society yayınları da Leeuwenhoek’un 1677’deki çalışmasını protist ve bakterilerin ilk ayrıntılı tasviri kabul ediyor. Bu anlatı deneysel eşikleri doğru biçimde kayda geçirirken İslâm tıp geleneğindeki daha eski fikirleri çoğu zaman başlangıç hikâyesinin dışına bırakıyor.

Nitekim ABD’de yayımlanan tıp tarihi ve beşerî bilimler dergisi Hektoen International, 2025 tarihli değerlendirmesinde Akşemseddin’in “hastalık tohumları” düşüncesinin mikrobiyoloji ve mikrop kuramını asırlar öncesinden haber verdiğini yazdı. Aynı değerlendirme, İslâm dünyasının tıp tarihindeki katkılarının Batı merkezli tarihçilikte geri plana itildiğini açıkça belirtti. Böylece Akşemseddin’in öncülüğü, Türkçe kaynakların dışındaki yayınlarda da giderek daha fazla kayda girmeye başladı.

Akşemseddin’e mikroskopla yapılmış bir keşif isnat etmek ilmî ölçüyü aşar. Onun 15. yüzyılda ortaya koyduğu “hastalık tohumları” fikrini görmezden gelmek ise aynı ölçüde eksik ve taraflı bir tarih yazımıdır. İlmî hakikatin gereği, Leeuwenhoek’un gözlemini, Pasteur ile Koch’un deneylerini yerli yerine koyarken Akşemseddin’i de mikrop kuramının düşünce öncüleri arasına açıkça yazmaktır. İslâm medeniyetinin yüzyıllar önce ortaya koyduğu mikrop fikri, Batılı bilim adamlarının laboratuvarlarda ispatladığı tarihten başlatılamaz. Bu fikrin tarihi Akşemseddin’e kadar uzanmaktadır.

Akşemseddin’in eserleri:

  1. Mâddetü’l-Hayât — Hayatın Maddesi
  2. Kitâbü’t-Tıp — Tıp Kitabı
  3. Hall-i Müşkilât — Müşküllerin Halli
  4. Risâletü’n-Nûriyye — Nur Risalesi
  5. Makāmât-ı Evliyâ — Velilerin Makamları
  6. Risâle-i Zikrillâh — Allah’ı Zikretme Risalesi
  7. Telhîs-i Metâin — Metinlerin Özeti
  8. Def-i Metâin — Metinlerin Savunması
  9. Risâle-i Şerh-i Hacı Bayrâm-ı Velî — Hacı Bayrâm-ı Velî’yi anlatan risale

Kaynaklar

Bilime Yön Veren İslâm Âlimleri Ansiklopedisi, “Akşemseddin” maddesi, İslâm ve İlim, s. 53-55

Orhan F. Köprülü - Mustafa İsmet Uzun, “Akşemseddin”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

Hasan Ali Çetin, Akşemseddin’in Mâddetü’l-Hayât Adlı Eseri (İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım, doktora tezi, Marmara Üniversitesi, 2016.

Şerife Gül Karaköse, Darüşşifa İslâm Tıp Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2024.

Yavuz Unat, Bilim ve Ütopya, sayı 295, Ocak 2019, s. 54-58.

George Dunea, Hektoen International, 2025.

Nick Lane, Philosophical Transactions of the Royal Society B, 2015.

Jacob Roberts, Science History Institute, 2016.

Baran Dergisi