Vaşington merkezli sömürü çarkının Birleşmiş Milletler dahil bütün beynelmilel kurumları felç ettiğine işaret eden Rus lider, tahakkümün sona ermesiyle yeryüzünün daha dengeli ve adil bir nefes alacağını vurguladı. Bu tespitler, Batı'nın çürüyen emperyalist saltanatının artık son durağına yaklaştığının en sarih göstergesi niteliğinde.
Tek kutuplu nizamın sonu
Rusya lideri Vladimir Putin, Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nün 23. yıllık toplantısının ana oturumunda cihan siyasetinin geleceğine dair mühim değerlendirmelerde bulundu. "Geleceğin Sorumluluğu: Olanaklı Olanın Sınırları mı, Sınırsız Olanaklar mı?" başlıklı oturumda konuşan Putin, Batı hegemonyasının nihayete ermesiyle birlikte yeryüzündeki tablonun çok daha müspet bir istikamete evrileceğini belirtti.
Eski sömürgeci güçlerin dünyayı tek elden sevk ve idare etme devrinin bittiğini dile getiren Rus lider; Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e herkesin er ya da geç yeni bir dünya nizamının esasları üzerinde uzlaşmak mecburiyetinde kalacağını ifade etti. Yaşanan köklü dönüşümlerin çok büyük bir çapa ulaştığını kaydeden Putin, çok kutuplu dünyaya geçiş sürecinde karşılaşılabilecek tehlikelerin en aza indirilmesinin temel vazife olduğunu söyledi.
Batı tahakkümü hukuku çiğniyor
Mevcut beynelmilel kaidelerin Batılı odakların menfaatleri uğruna hiçe sayıldığına dikkat çeken Putin, eski nizamın kurallarının çöpe atıldığını, yerine ise henüz adil bir yapının ikame edilemediğini dile getirdi. Dünya siyasetinde akla gelebilecek her türlü ahlâkî sınırın ayaklar altına alındığını vurgulayan Rusya Devlet Başkanı; yalan, hile ve aldatmacanın beynelmilel hukuku berhava ettiğini belirtti.
Batı blokunun Birleşmiş Milletler nezdinde büyük bir dengesizliğe sebebiyet verdiğini ifade eden Putin, bir avuç mütekebbir gücün menfaati uğruna risklerin tırmandırıldığını ve Avrupa başta olmak üzere dünyadaki durumun son derece tehlikeli bir noktada bulunduğunu aktardı. Eski emperyalist aktörlerin çok kutuplu dünyanın gerçeklerini kabullenmek zorunda kalacaklarını hatırlatan Rus lider, devletlerin hakiki büyüklüğünün çağa ayak uydurabilme kabiliyetiyle ölçüldüğünü sözlerine ekledi.




