İçtimâî değerlerin yozlaşması, güvensizlik ve düşmanlık İçtimâî değerlerin yozlaşması, güvensizlik ve düşmanlık

Seyda Feyzullah Konyevi Hazretleri, Berat Kandili’ne özel yaptığı programda İslam dünyasının Gazze’ye karşı tam teşekküllü bir tavır almadığını, hatta İsrail’e gaz, petrol ve gıda malzemelerin gittiğini, bunun bir esaret ve zillet olduğunu söyledi.

İşte programdan pasajlar:

Bizim şu anda kanayan yaramız, bizim esaretimiz Mescid-i Aksa. Aslında esir olan biziz. Dert Aksa’nın üzerine yağıyor aslında bizim üzerimize yağıyor. Bombalar sanki Aksa’nın üzerine yağıyor aslına bizim üzerimize atılıyor. Aksa’da bir olaylar oluyor aslında o bizim içimizde oluyor. Bize oluyor. O olaylar bizim başımızdadır, orası bir aynadır. Bakmayın siz zaman olarak hala başımıza gelmediğine. Çünkü olacak olmuştur, böyle görmek lazım. Bir mümin kardeşini düşmana teslim etmek ise düşmana teslim olmaktır. Sen düşmana teslim ediyorsan, esaretin ta kendisidir. Biz onlara teslim olmuşuz demektir.

Mescid-i Aksa bizi kurtarmak istiyor fakat sanki biz kaçıyoruz. Keyfimiz kaçacak diye, rahatımız bozulacak diye, aç kalacağız korkusuyla kaçıyoruz kurtuluştan. Bahaneler çoktur. İster halktan olsun ister ümmetin başındaki liderlerden olsun ister devletin içindeki bütün görevlilerden olsun. Görevini yapmadığı için mazeretler kendisine bulabilir fakat bu mazeretler Allah’ın yanında makbul müdür değil midir? Bu o mazeretin gerçekliğini veya geçersizliğini ortaya koyar. İnsan kendisine Allah’ın huzuruna koyduğu zaman Allah onun kalbine bir divan kurmuş. Herkes o divana bakarsa orada anlar Allah’ın huzurundaki durumunu anlar. İnsan vicdanına dönüp baktığı zaman o çocukların bombardıman altında anne babasını araması, anne babanın çocuğunun parçalarını araması… bunlara göz yummaya mazeret sayılıyor mu sayılmıyor mu vicdanın sana cevap verecektir. Gerçekten de vicdanın Allah’ın huzurundaki senin durumundaki seni sana gösterecek. Bunun için herkes kendi vicdanına dönüp bakması gerekir. Yapabileceği şeyleri yapmıyorsa yarın kıyamet gününde hesap veremeyecek. Bu dünyadaki durumu da esaret olmuş olur. Tekrar tekrar söylüyoruz; daha hala İsrail’e giden gemileri durdurmadık. Devlet isterse bir saniyede hepsine engel koyabilir. Koymuyor. Allah ıslah etsin hepsini. Eğer isterse o vahşilere o canilere sen bir tek su damlası bile göndermeyebilirsin. Diğer ülkeler gaz, petrol gönderiyor. Oturup onlarla bir de esirlerin takasını konuşuyorlar dalga geçer gibi. Milyonlarca insan orada açlıktan ölüyor, böyle bir durumda kapıdaki binlerce yardım tırları orada bekliyor, içeri giremiyor ve sen burada esirlerin takasını konuşuyorsun! Zelil olduğumuzun göstergesidir bu. İslam alemi Gazze konusunda hiçbir şey yapmadı. Yaptığı şeylerin hepsi boş. Kapıya kadar götürdüler orada çürümeye terk ettiler. Masada da başka konuları konuşur oldular. Oysa onlar bu vahşeti uygularken sen kalkıyorsun hala düşmana gaz gönderiyorsun, petrol gönderiyorsun, çelik gönderiyorsun, meyve sebze gönderiyorsun ama Gazze’ye bir şey yok. “Sen Gazze’ye bir şey vermiyorsan ben de senin evine bir lokma ekmek göndermiyorum.” diyemiyor musun? Yapmadık bunu, bu hepimiz için bir ayıptır. Halk da hala ilk başlarda ciddi bir hareket gösterdi şu anda yaptıkları şey çok zayıf ve cılız kalıyor. Adeta vahşete alıştı. Allah bizi düştüğümüz bu zilletten izzete çıkarsın!

Baran Dergisi