Pazar yerini, doğum hastanesini ve camiyi doğrudan hedef alan menfur saldırı; Kafkasya'daki meşru direnişi kırmak maksadıyla sivilleri topyekûn imhayı reva gören Moskova barbarlığını tarihin hafızasına silinmeyecek bir leke olarak kazıdı.

Çeçen halkının hürriyet iradesini terör yaftasıyla ezmeye kalkışan Rus emperyalizmi, kuşatma altındaki yaralıların tahliyesini dahi engelleyerek tarihin en karanlık cürümlerinden birine imza attı.

1999 yılı Ağustos ayında başlattığı İkinci Çeçenistan Savaşı'nda Kafkasya'daki meşru mukavemeti kırmayı hedefleyen Rus işgal kuvvetleri, sivil ahaliyi doğrudan hedef alan kanlı taarruzlara girişti. Savunma imkânından ve hava kalkanından mahrum bulunan başkent Grozni, 21 Ekim 1999 Perşembe akşamı Rus ordusunun fırlattığı 10 adet balistik füzeyle sarsıldı.

Sivil merkezlere balistik füze yağmuru

Scud tipi olduğu tespit edilen füzeler, doğrudan doğruya sivil hayatın aktığı merkezlere tevcih edildi. Rus füzeleri; kalabalık bir pazar yerini, bir doğum hastanesini, postane binasını, camiyi ve yolcu bekleyen insanlarla dolu olan otobüs duraklarını vurdu. Füzelerin infilakıyla etrafa savrulan şarapnel parçaları yüzlerce kişinin bedenini parçaladı. Saldırıda 140'ı aşkın sivil şehit olurken, yüzlercesi de ağır yaralandı. Şehit düşenlerin büyük kısmını lohusa kadınlar, kundaktaki bebekler ve pazar esnafı oluşturdu.

Fransa'da sokağa çıkma yasağı uzatıldı
Fransa'da sokağa çıkma yasağı uzatıldı
İçeriği Görüntüle

Abluka altında can pazarı

Grozni'yi kuşatan Rus işgalciler, katliamın akabinde sivil araç konvoylarını da havadan bombaladı. Kuşatma sebebiyle ilaç ve tıbbî malzemenin tükendiği, cerrahi imkânların tükendiği şehirde, ağır yaralanan onlarca Çeçen Müslüman müdahale edilemeyerek şehit oldu. Rus ordusunun hedef gözetmeksizin sergilediği bu vahşet, sivil halkı sindirerek cephedeki mücahitlerin azmini kırma gayesine matuftu; lakin bu saldırı Kafkas halkının direniş iradesini daha da biledi ve büyük bir infiale sebebiyet verdi.

Moskova'nın inkâr siyaseti

Katliamın akabinde Rus makamları birbiriyle çelişen beyanatlar vererek cürmü örtbas etme telaşına kapıldı. İşgalci ordunun yetkilileri füzelerin "terörist üslerini" vurduğu yalanına sarılarak katliamı aklamaya kalkıştı. Dönemin Rusya Başbakanı Putin ise kameralar karşısında taarruzda Rus ordusunun dahli bulunduğu iddiasını reddederek suçu inkâr etti. Moskova idaresinin bu yüzsüz tavrı, Çeçen topraklarında yürütülen topyekûn soykırımın kanlı bir vesikası olarak tarihe geçti.