İnsanın kendisi için seçtiği, bu konuda sonuna ulaşmadan vazgeçmediği ve nihai noktasına erişmeden daha azına razı olmadığı en güzel şey, kendi yetkinliği ve olgunluğudur. (s.4)

Şehvânî Nefs

Şehvanî nefs, insana hâkim olup onu yönetmeye başlayınca ve insan ona bağlanınca, insandan çok hayvanlara benzemeye başlar. (s.14)

Kim bu sıfatlarla vasıflanırsa onun utanması azalır, ahmaklığı artar ve faziletli kişilerden hoşlanmaz. Aynı zamanda o, yalnızlığa yönelir ve insanların bir araya geldiği meclislerden uzaklaşır. Hem de ilim ehli insanları sevmez, dindar ve takva sahibi kişilerden nefret eder. (s.14)

Hazları seven kişi için bir malı başka yollardan elde etmek imkânsızlaşırsa arzusu onu bu malı gayri- meşru yollardan elde etmek için cesaretlendirir. (s.16)

Gazabî Nefs

Bu nefsle öfke, cüretkârlık ve galip olma isteği meydana gelir. (s.18)

Zira insan gazabî nefs tarafından yönetilince çok öfkelenir ve bozgunculuğu ortaya çıkar; kini şiddetlenir, yumuşak huyluluğu ve ağır başlılığı yok olur. Aynı şekilde böyle kişilerin cüretkârlığı güçlenir, öfkelendiği zaman, öfke duyduğu kişilere saldırma ve onlardan intikam alma hisleri çabuk ortaya çıkar. (s.18)

…liderliği meşru yollardan elde edemezse çirkin hilelerle ona ulaşmayı göze alır ve böylece mümkün olan bütün kötülükleri kullanır. (s.18)

Bu nefsin de övgüye değer faziletleri vardır. Değersiz işlere tenezzül etmemek, hakiki liderliği istemek ve yüksek mevkileri talep etmek bunlardandır. (s.20)

Düşünen (Nâtık) Nefs

Bu nefsle düşünme, hatırlama, ayırt etme ve anlama meydana gelir. (s.20)

Bu nefsin reziletlerine gelince; kötü niyetli olmak, yalan, hilekârlık, dalkavukluk, haset, fenalık ve riyakârlık bunlardandır. (s.22)

İnsanların faziletleri ve idare biçimleri hususunda birbirlerinden farklı olmasını ve kimisinde iyiliğin, kimisinde ise kötülüğün baskın olmasını zorunlu kılan neden, onların düşünen nefslerinin birbirlerinden farklı olmasıdır. (s.24)

Faziletler (İyi Huylar)

Kaçınılamayacak miktarda ihtiyacın ortaya çıktığı vakitlerde, daha fazlasına ihtiyacın olmadığı, daha azıyla da nefsini ve gücünü koruyamayacağı miktarla, bu arzuyu sınırlamaktır. İşte bu hal iffetin zirvesidir. (s.26, İffet)

Gereksiz ve boş sözden, gereksiz yere fazlaca hareketli olmak ve mimiklerle hareket etmekten geri durmaktır. (s.28, Ağırbaşlılık)

…sevginin başlangıcı zevk ya da haz elde etme isteği olursa, bu durum güzel karşılanmadığı gibi sevgi de sağlam ve kalıcı olmaz (s.30, Sevgi)

Sırrı ifşa etmek fazla konuşmaktan kaynaklanır. (s.32, Sır Tutmak)

…insana, işlediği çirkin bir fiil hakkında soru sorulduğunda doğruyu söylemesi güzel değildir. Zira insanın bu konuda doğru sözlü olması, [fiilin duyulmasından dolayı] kendisine kalıcı bir şekilde ilişecek olan utanç ve noksanlığın yerine geçemez. (s.34, Doğru Sözlülük)

Sahip olduğu her şeyi, onu hak etmeyen birine bahşeden kişi ise cömert olarak isimlendirilmez; bilakis savurgan ve müsrif olarak isimlendirilir. (s.34, Cömertlik)

Reziletler (Kötü Huylar)

Aşk, sahibini iffetsizliğe, çirkin şeyleri işlemeye, bayağılığa götürür ve ona çirkin alışkanlıklar getirir. (s.40, Aşk)

Güler yüzlülüğü esirgemek, insanları dikkate almamak demektir ki bu da büyüklenme ve kendini beğenmişlik anlamına gelir. (s. 44, Asık Suratlı Olmak)

Korkulacak şeylerden endişe duymak, kötü bir akıbetten kaygılanmak ve doğacak kötü bir sonuçtan dolayı güvende hissetmemektir. Bu huy bütün insanlarda kötüdür. (s. 46, Korkaklık)

Ahlâk Eğitiminin Zorunluluğu

İnsanlar, gerçekte, cahillerin ve sıradan insanların zannettiği gibi konumlarına, zenginliklerine, mal ve mülklerinin çokluğuna göre değil, faziletlerine göre birbirine karşı üstün olurlar. (s. 52)

Şehvânî Nefsin Eğitilmesi

Şehvânî nefsini kontrol etmek isteyen kişi zahitler, rahipler, münzeviler, takva sahipleri ve vaizlerin meclislerinde çokça bulunmalı; liderlerin ve ilim ehli kimselerin meclislerine de devamlı katılmalıdır. (s. 58)

Şehvânî nefsini kontrol altına almak isteyen kişi, fazla müzik dinlemekten uzak durmalıdır. Özellikle genç ve süslü kadınları dinlemekten kaçınmalıdır. Çünkü müzik, şehvânî arzuları artıracak büyük bir güce sahiptir. (s. 60)

Kötü ahlâklı olmaktan kaynaklanan yeme arzusu ve iştahı, şehvetin en hafifi ve basitidir. (s. 60)

Gazabî Nefsin Eğitilmesi

Gazabî nefsine boyun eğdirmek isteyen bir kimsenin silah taşımaktan, savaş alanlarında, kötülüklerin olduğu meclislerde ve fitne yerlerinde bulunmaktan, saldırgan kimselerle ilişki kurmaktan ve savaşan kişiler arasına karışmaktan kaçınması gerekir. Çünkü bu tür yerler kalbe katılık ve soğukluk verir, insanın merhamet ve bağışlayıcılığını yok eder. (s. 64)

Gazabî ve şehvânî güçlere boyun eğdirmek isteyen birisi, bütün fiillerinde düşünme gücünü kullanmalı, düşünmeksizin hiç bir işe girişmemeli, düşünmeyi ve bir görüşe tabi olmayı huy ve alışkanlık haline getirmelidir. (s. 66)

Düşünen Nefsin Güçlendirilmesi

…insan, aklî ilimleri araştırır, inceler, ahlâk ve siyaset kitaplarını okursa ve bunları sürekli yaparsa, şuuru artar ve arzularına karşı dikkatli olmaya başlar. (s. 66)

…nefse en çok şeref kazandıran durum, şeylerin hakikatlerini ve varlıkların hallerini idrak etmesidir. İnsan asil bir nefse sahip olur ve yüce gayeli olursa, faziletli kimselerin mertebelerine yükselir. (s. 68)

Huylarını yönetmek isteyen birisi, bütün faziletlerin en üst ve en son noktasına ulaşmayı amaç edinmeli, bu konuda en üst noktadan daha azıyla yetinmemeli ve yalnızca en üst mertebeye razı olmalıdır. (s. 72)

Yetkin İnsanın Vasıfları

Yetkin insan, herhangi bir faziletin elinden kaçmadığı ve herhangi bir reziletle kirlenmemiş olan kişidir. (s. 74)

"Cihad bütün hastalıklara şifadır" "Cihad bütün hastalıklara şifadır"

İnsanı yetkinliğe ulaştıran ve yetkinliği onda sürekli kılan yönteme gelince bu yöntem; insanın hakiki ilimleri araştırması, varlıktaki şeylerin mahiyetlerini kuşatmayı, onların neden ve sebeplerini keşfetmeyi, netice ve sonuçlarını araştırmayı amaç edinmesi ve daha üst bir mertebenin olmadığı son noktaya gelinceye kadar bildikleriyle yetinmemesidir. (s. 76)

Yetkin insan ve yine yetkinliği talep eden herhangi bir kimse, arzularını ve hazlarını düzenleyen, kendisiyle itidale yöneleceği bir kural belirlemeli; bu konuda aşırılıktan ve ifrattan kaçınmalı; razı olunan, güzel şeylerden mutedil haz ve arzulara yönelmelidir. (s. 76)

Asalet ve Cömertliğin Kuralı

Kendini tam olarak yönetmek isteyen kimse malı (zenginliği) basit ve önemsiz bir şey olarak görmeli ve ona hak ettiği kadar değer vermelidir. (s. 82)

İyilik ve bağışta bulunmak, bu yönde kaygısı olmayan ve sadece kendini düşünen birisi için kolay değildir. Çünkü kötü düşünce ve nefsin zafiyeti, kişiyi iyilik ve ihsandan alıkoyar. (s. 84)

Yumuşak Huyluluk ve Bütün İnsanları Sevmek

Öfkeli insan, bilgisiz ve düşüncesizce fiilini işleyen hayvanların ve yırtıcıların seviyesindedir. (s .86)

Yetkinliği seven bir kişi kendini tüm insanları sevmeye, onlara karşı muhabbet, şefkat, merhamet ve bağışlama hissi duymaya alıştırmalıdır. (s. 88)

İlahî kudretin süsü, bütün insanlarda mevcuttur ve tek tek her birinde bulunmaktadır. İşte bu süs, “akleden nefstir”. İnsan, bu nefsle insan olur. (s. 88)

Yetkin Hükümdar

İnsan olgunluğa erişemediği müddetçe, kendisiyle ayıplanacağı bir kusurdan ve kendinden daha faziletli olan başka birisinin onu kötülemesinden kurtulamaz (s. 92)

…insanlar arasından yetkinliğe en uzak olanı, kendisi için noksanlığa razı olan kişidir. (s. 96)

 

Künye: Tehzîbü’l-Ahlak, Yahya İbn Adî,

Çeviren: Harun Kuşlu, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 1. Basım, 2013, İstanbul.

Pasajları hazırlayan: Abdülkerim Yayla, Edebfikir