“Öyle kazanacağız, böyle kazanacağız, hepimiz birden kazanacağız, Ak Parti bitti, MHP baraj altı, meclisi de alacağız, Kılıçdaroğlu kesin kazanacak, Selahattin ile Kavala serbest kalacak, ABD-PKK’ya özerklik verilecek” diye siyasetçisi, televizyon kanalı, gazetesi, trolü, anketçisi, tetikçi gazetecisi ve analisti yalanla, dolanla, sahtekârlıkla, yankı odası sosyal medyayla muhalif vatandaşların psikolojisini öyle bir tahrib ettiler ki, seçimler neticelenip de muhalifler memleketin gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalınca hepsinin psikolojisi bozuldu.

Muhalif kesimi önce bu yalanlara inandırdılar, sonra da hayallerini çaldılar. Seçim sürecinde üretilen tezvirata kanmaya devam ederken gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalan bir kısım muhalif geleceğe dönüp bütün umutlarını kaybetti. Bazılarının ruh sağlıklarında meydana gelen bozulma vücut sağlıklarına da yansıdı, hastalandılar. Kimisi ağlama krizine girdi, kimisi gülme krizine…

Böyle okurken siz zannediyorsunuz ki biz muhalif seçmenle alay ediyoruz. Haşa, gerçekten de toplumun muhalif de olsa bir kesiminin ruh sağlığının korunmasını dert ediyoruz. Böyle olmaz. Nihayetinde biz de bu insanlarla beraber yaşıyoruz.

Türkiye’de Ruh Sağlığı yasası birkaç sefer tartışıldı ama bir türlü kanunlaşamadı. Yani Türk Ceza Kanuna göre milletin ruh sağlığını tahrib etmek suç değil. Buna karşılık olarak Anayasa’nın 56. maddesine göre “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”

Anayasa maddeleri diğer kanun maddelerinin önünde olduğuna göre, milletin muhalif kesiminin ruh sağlığını bozan siyasetçiler, medya patronları, anket şirketleri, troller, sosyal medya mecraları, gazeteciler ve analistler, ruh sağlığı yasası çıkartılıncaya kadar dezenformasyon yasası kapsamında yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Cumhurbaşkanı başta olmak üzere ilgili bakanlar bu süreci yürüterek anayasanın 56. maddesinin gereğini yerine getirmez ve bu hesabı sormazlarsa yüce divan yolu onlara sonuna kadar açıktır, şimdiden bunu böyle bilsinler.

Yavuz Beyoğlu