Türkiye’de tek başına yaşayanların sayısı 2025 yılı itibarıyla 5 milyon 523 bin 321'e yükseldi. Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısı yüzde 66,5 artış gösterdi.

Türkiye'nin en büyük şehri İstanbul'un nüfusu takribi 16 milyon. Yani Türkiye'de yalnız yaşayan insan sayısı, tek başına İstanbul nüfusunun üçte birini geçiyor. Bunlar; sabah kalktığında bir tebessüme muhatap olamayan, hastalandığında yanına gelecek birisi bulunmayan, sofrasını paylaşacak bir yüz göremeyenler.

Karşı uçta ise küçük Anadolu ilçeleri var: Yalnız yaşayanların en az olduğu iller 5 bin 754 kişiyle Bayburt, 6 bin 953 kişiyle Ardahan ve 8 bin 91 kişiyle Hakkari. Bu tablo tesadüf değil. Anadolu'nun küçük şehirlerinde hâlâ komşuluk yaşıyor, mahalle kültürü nefes alıyor. Büyükşehirde ise apartman duvarları kalın, kapılar kapalı. Bu vaziyetin en büyük sebeplerinden biri ise pek matah bir şeymiş gibi pompalanan Batıcı hayat tarzı yâni sekülerlik. Oysa Resûller Resûlü (s.a.v.) “Müminler birbirine karşı bir bina gibidir; birbirlerini destekler ve pekiştirir" ve “Allah'ın eli topluluk üzerinedir” diye buyurdu.

Tıp: Yalnızlık öldürüyor!

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 tarihli raporuna göre yalnızlık ve sosyal izolasyon, dünya genelinde yılda yaklaşık 871 bin ölüme katkıda bulunuyor. Bu da saatte ortalama 100 ölümün, doğrudan ya da dolaylı olarak yalnızlıkla ilişkili olduğu anlamına geliyor.

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu şunu söylüyor: "Son iki yılda yayımlanan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, yalnızlığın yalnızca ruhî bir durum olmadığını açıkça gösteriyor. Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor; kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor."

Araştırmalar yalnız fertlerde demans riskinin yüzde 50, kalp hastalığı riskinin yüzde 29, inme riskinin ise yüzde 32 oranında arttığını ortaya koyuyor. Yalnızlık insanı yavaş yavaş öldürüyor…

Yalnızlık denince akla genellikle yaşlılar gelse de son veriler asıl risk grubunun gençler olduğunu gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berke Kırıkkanat bu tabloyu "Modern Yalnızlık Paradoksu" olarak tanımlıyor: "Gençler sürekli çevrim içi, sürekli bağlantıda. Ama bu bağlantılar derinlik taşımıyor. Araştırmalar, 18-25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60'a ulaştığını gösteriyor. Bu, 'kimsem yok' yalnızlığı değil; kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik."

Türkiye'de yapılan kapsamlı araştırma bu tabloyu müşahhas rakamlarla ortaya koyuyor. Üsküdar Üniversitesi ile Method Research Company tarafından 18-29 yaş arası bin 9 gençle gerçekleştirilen "Gençlik, Yalnızlık ve Dijitalleşme" araştırmasında yalnızlık hissinin en yüksek olduğu yaş grubu yüzde 32 ile 18-21 yaş arası gençler oldu.

En çarpıcı bulgu ise şu: Gençlerin yüzde 66,3'ü üç ve daha fazla yakın arkadaşı olduğunu belirtmesine rağmen yalnızlık hissetmeye devam ediyor. Yâni, nicelik var, nitelik yok! Gençlerin sadece üçte biri insanların zor zamanlarda birbirine vefalı davrandığını düşünüyor.

Vefa, hatır bilmek İslâm'ın en temel faziletlerinden biri. Bir nesil büyüyor ve zor günde yanında birinin olacağına inanmıyor. Bu yalnızca sosyolojik bir veri değil; manevi bir çöküşün işareti.

Sık sık yalnızlık hissettiğini belirten gençlerin yüzde 40'ı, günde 4 saatten fazla zamanını sosyal medya platformlarında geçirdiğini aktardı. Araştırma, sosyal medyada geçirilen sürenin bağ kurmaktan çok yalnızlıktan kaçış amacı taşıdığını ortaya koydu.

Gencin elinde telefon var, ekranda yüzlerce "arkadaş" var; ama içi boş. Çünkü sosyal medya gerçek bağ kurdurmaz — gerçek bağın yanılsamasını sunar. Her "beğeni-yorum" küçük bir dopamin patlaması oluşturur ve geçer. Geride ne kalır? Daha büyük bir boşluk, plastize edilmiş hisler!

Türkiye'nin 25 ilinden 525 katılımcıyla yapılan akademik araştırma şunu ortaya koydu: Sosyal medya içeriklerini salt olarak tüketmek, yani sadece kaydırıp geçmek, yalnızlık hissini doğrudan artırıyor. Buna karşılık içerik üretmek ve paylaşmak, yalnızlık ile sosyal karşılaştırma arasındaki olumsuz ilişkiyi zayıflatıyor.

Yapay zekâdan dostluk umuyorlar

Gençlerin yüzde 27'si yalnız hissettiğinde veya kimseyle konuşmak istemediğinde ChatGPT'ye yöneliyor. Sık yalnızlık yaşayanlarda yapay zekaya yönelme oranı yüzde 35'e çıkıyor. Gençlerin yüzde 33'ü yapay zeka ile yazışmanın bir insanla konuşmaktan daha kolay olduğunu belirtiyor.

Müslüman gencimiz derdini artık bir algoritmaya döküyor. Bu satırları okurken içimiz sızlamalı. Çünkü İslâm; dert ortaklığını, birbirinin yükünü paylaşmayı, "kardeşinin derdiyle dertlenen" olmayı fazilet saymıştır. Bir gencin yanında oturup elini tutacak, halini soracak, sabırla dinleyecek bir insanı bulamadığı için makineye yönelmesi — bu içtimai bir iflastır.

Tiktok; Doğu Türkistan'ı sansürlüyor, Çin propogandası yapıyor
Tiktok; Doğu Türkistan'ı sansürlüyor, Çin propogandası yapıyor
İçeriği Görüntüle

“Şüphesiz müminler kardeştir." Kardeşliğin ne olduğunu hatırladığımızda, yalnızlık salgının da üstesinden geleceğiz.

Baran Dergisi