Netanyahu’nun BAE’ye gizli ziyareti ifşa oldu!
Netanyahu’nun BAE’ye gizli ziyareti ifşa oldu!
İçeriği Görüntüle

Bu tiyatronun başrolünde ise, hiçbir fikrî omurgası olmayan ve rüzgâra göre şekil değiştiren tipler yer almaktadır. Bir insanın, dün "şer" diyerek lanetlediği bir yapıya bugün şahsi ikbal uğruna eklemlenmesi, saf değişiminden öte, düpedüz bir "karakter iflası" ve "fikir namusu" yoksunluğudur. Bu tablo, siyasetin artık bir ‘dâva’ sahası olmaktan çıkıp, maskelerin havada uçuştuğu bir yüzsüzlük panayırına dönüştüğünü tescil etmektedir.

Meselenin diğer veçhesi ise, bu "artıkları" bünyesine katarak güçleneceğini sanan yapıların içine düştüğü "kemmiyet bataklığı"dır. Bir siyasi hareket, bir "sistem şuuru" geliştirmediği müddetçe, sadece sayısal oy çokluğu peşinde koşan bir işportacı merkezi haline gelir. Kendisine en ağır hakaretleri edenleri, sadece aritmetik bir üstünlük uğruna bağrına basan partiler, aslında kendi varoluş iddialarının altını oymakta ve dünün "küfür ocağı" temsilcileriyle aynı çatıda buluşmaktadır. Zıt kutuplar arasında bu denli kolay sağlanan akışkanlık, aslında aralarında sahici bir fikir ayrılığı olmadığını, davanın sadece bir "kayıkçı kavgası"ndan ibaret olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak, şahıslar ve partiler üstü bir tecritle bakıldığında; bir kapıdan kovulup diğerine eklemlenen bu ilkesiz tavır, toplumun hakikat algısını tahrip eden derin bir ahlâkî erozyondur. İdeolojik bir dünya görüşünden mahrum, yalnızca konjonktürel çıkarlara ayarlı hamleler; siyaseti soylu bir feraset davası olmaktan çıkarıp 'particilik esnaflığı'nın sefil bir dekoruna hapseder. Ortaya çıkan manzara, karakter iflasını bir 'başarı' gibi pazarlayanlar ile dünün 'küfür ocağı' artıklarını sayısal güç uğruna toplayanların ortaklaştığı 'muvazaa tiyatrosu'nun en ibretlik vesikasıdır.