Arif’in açıklamaları, İran’ın bölgesel bir aktör olmanın ötesine geçerek "küresel bir güç" odağına dönüştüğü tezine dayanıyor. Yeni dönemde stratejik planlamaların artık dış baskıların veya yaptırımların etkisinden bağımsız şekilde, ülkenin sahip olduğu özgüven üzerinden şekilleneceği belirtiliyor. Tahran; savunma odaklı politikalar yerine, bölge refahını ve güvenliğini bizzat tesis eden kurucu bir irade sergileme kararlılığında olduğunu söylüyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki hakların muhafazası, İran için coğrafi bir üstünlükten çok “bağımsızlık” simgesi gibi kabul ediliyor. Bu paradigma, bölgedeki dengelerin İran’ın belirlediği stratejik parametreler doğrultusunda yeniden kurulması için yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.





