Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Yasemin Öztürk, terörist İsrail’in Ada üzerindeki planlarını ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile yapılan stratejik ortaklıkları anlattı. Öztürk’e göre, Siyonist sermayenin arazi alımlarıyla başlayan süreç, artık doğrudan İsrail ordusunun Ada’ya yerleşmesiyle sonuçlanacak tehlikeli bir safhaya ulaştı.
"Hızlı müdahale" kılıfıyla askerî konuşlanma
Uluslararası kamuoyunun dikkati Fransa’nın Rum kesimindeki varlığına odaklanmışken, Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında üçlü bir askeri mekanizma devreye alınıyor. "Acil/Hızlı Müdahale Gücü" adı verilen bu askeri oluşum, İsrail askerlerinin Kıbrıs topraklarında resmi olarak bulunmasına imkan tanıyor. Yasemin Öztürk, bu hamlenin bölgedeki dengeleri değiştirdiğini ve Kıbrıs’ı çatışma zeminine sürüklediğini ifade ediyor. Nikos Hristodulidis yönetiminin sağladığı bu kolaylık, Ada’nın güneyini İsrail’in operasyonel bir üssü haline getiren bir alt yapı çalışması olarak öne çıkıyor. Halihazırda Güney Kıbrıs’ta Yunanistan’a bağlı birliklerin bulunması, bu çok uluslu askeri yığınağın boyutlarını artırıyor.
Mossad etkisi ve egemenlik kaybı
Siyonist unsurların Ada genelinde yürüttüğü mülkiyet operasyonları, askeri stratejinin sivil ayağını oluşturuyor. Yasemin Öztürk, Rum medyasında Mossad’ın bölgedeki faaliyetlerine dair çıkan haberlere dikkat çekerek, İsrail ordusunun gelişiyle birlikte istihbarat ve ordu bütünlüğünün tamamlanacağını belirtiyor. Bu durum, Kıbrıs’ın egemen bir coğrafya olmaktan çıkıp İsrail’in Orta Doğu’daki stratejik arka bahçesi olması sonucuna sebep oluyor.
Kıbrıs Türk halkı, 1974 Barış Harekatı ile elde edilen huzur ve güven ortamının korunması konusunda tavizsiz bir duruş sergiliyor. Yasemin Öztürk, Mehmetçik ve Mücahit’in kurduğu barış düzeninin sarsılmaz bir güçle muhafaza edildiğini vurguluyor.




