Gazeteci Courtney Bonneau, Lübnan’dan yaptığı canlı yayında ''İki gün önce İsrail ordusunun bir tıp merkezini hava saldırısıyla hedef aldığı ve 12 tıp çalışanını öldürdüğü Burj Kalaway kasabasından size bildiriyorum. Son günlerde İsrail ordusu; Güney'de, Beyrut'ta ve Bekaa'da halkı terörize etmeyi amaçlayan bir dizi bariz savaş suçunda 20 tıp personeli ve ilk müdahale ekibini öldürdü.
Amerikalılar, tüm bunlar sizin paranızla oluyor. Vergi paralarınız; silahsız erkeklerin, kadınların ve çocukların katledilmesi için kullanılıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre 2 Mart'tan bu yana 826 kişi öldürüldü, bunların 106'sı çocuktu. Binlercesi de yaralandı.'' dedi.
ABD'den İsrail'e sağlanan devasa silah yardımı
ABD yönetimi, son üç yıl içerisinde İsrail’e yönelik askeri yardımlarını tarihin en yüksek seviyelerine taşıyarak, bölgedeki çatışmaların ana finansörü konumuna geldi. 2016 yılında imzalanan 10 yıllık mutabakat zaptı uyarınca her yıl sağlanan 3,8 milyar dolarlık rutin yardım, 2023 yılının sonundan itibaren onaylanan ek paketlerle birlikte devasa bir bütçeye dönüştü. 2023 ile 2026 yılları arasındaki bu kritik süreçte, sadece doğrudan askeri finansman ve acil mühimmat transferleri için Amerikan vergi mükelleflerinin cebinden 22 milyar doları aşkın bir kaynak aktarıldı. Biden yönetiminin 2024 yılında onayladığı 20 milyar dolarlık F-15 savaş uçağı ve ağır mühimmat satış paketi de eklendiğinde, ABD'nin İsrail savunma harcamalarının %70’inden fazlasını tek başına üstlendiği sarsıcı bir tablo ortaya çıktı.
Maddi desteğin ötesinde, sahadaki yıkımın boyutunu belirleyen devasa bir mühimmat köprüsü kurularak İsrail’e binlerce tonluk silah sevkiyatı gerçekleştirildi. Son üç yıllık süreçte, yüzlerce nakliye uçağı ve kargo gemisiyle 50.000 tonu aşkın askeri ekipman bölgeye ulaştırılırken; bu sevkiyatların içinde 15.000’den fazla yüksek kapasiteli bomba, 57.000 adet top mermisi ve binlerce hassas güdümlü JDAM kiti yer aldı. Özellikle Lübnan ve Gazze’deki sivil yerleşimlerinde ağır tahribata yol açan 2.000 poundluk "sığınak delici" bombaların kesintisiz tedariki, ABD içerisinde "vergi dolarlarının katliam finansmanına dönüştüğü" yönündeki toplumsal tepkileri zirveye taşıdı. Kızıldeniz ve çevresindeki operasyonel maliyetlerle birlikte toplam harcama 33 milyar doları aştı.