Shamir, İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarını Yahudi dini takvimindeki Purim dönemine atıfla sembolik bir çerçeveye oturtuyor. Purim, Ester Kitabı’nda anlatılan ve Yahudilerin Pers sarayındaki Haman adlı yöneticiden kurtuluşunu simgeleyen bir bayramdır. Shamir, bu dini takvimle bağlantıyı kurarak, operasyonlara ideolojik ve mistik bir anlam yüklendiğini öne sürüyor.
Gazze’deki savaşın, İsrail’in uluslararası konumunu ciddi şekilde zedelediğini belirten Shamir, bunu “ahlaki üstünlüğün kaybı” olarak yorumluyor. Ona göre, İran gibi bölgesel aktörlere yönelik saldırılar ise bölgesel yangını büyütme riski taşıyor.
Epsteinia: “Batılılar şantaj, kirli ilişkiler ile hizaya getirildi”
Shamir, Batılı güçleri de hedef alıyor. Ona göre ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya artık bağımsız aktörler değil; İsrail merkezli bir güç mimarisinin uzantıları hâline gelmiş durumda. Shamir, bu yapıya “yıkılmaya yüz tutmuş Yahudi devletinin yardakçıları” diyor. Shamir, Yahudi pedofil Jeffrey Epstein etrafında cereyan eden hâdiseleri de “Epsteinia” kavramıyla tanımlıyor. Batı siyaseti ve elitlerinin şantaj, kirli ilişkiler ve kapalı güç ağları üzerinden hizaya getirildiğini vurguluyor.
Shamir yazısına şöyle devam ediyor:
“Birçok Yahudi ve onların Hristiyan-Siyonist müttefikleri, Kudüs’ün 7. yüzyıla ait camilerini olan Haram-ı Şerif’in yok edilmesi ve yıkıntıları üzerine bir Yahudi tapınağının inşa edilmesi gerektiğine inanır. Mistisizme meyilli bazı Yahudiler, bu eylemin dünya üzerindeki hâkimiyetlerini tam ve geri döndürülemez hâle getireceğine inanır. Batı medyası çatışmayı Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki mücadele gibi sunar; ancak Yahudilerin gözünde bu, Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasındadır. Tapınak Dağı, zamanı geldiğinde ele geçirmeleri gereken sihirli bir Yüzüklerin Efendisi filmindeki gibi Güç Yüzüğü’dür. Yahudi mistikler için bu Mesih, Hristiyanların Mesih’i değildir; onların Mesih’i yeryüzündeki ulusları köleleştirecek ve Seçilmiş Halk’ı evrenin efendileri hâline getirecektir.”
Shamir’e göre, Filistinliler El Aksa’ya olan sadakatleri sebebiyle saldırıya uğruyor ve bölgedeki gerçek direniş Aksa’nın ruhundan geliyor. Ona göre İran’a yönelik saldırılar, Purim dönemine denk getiriliyor ve ritüel boyutlu bir kutlamaya dönüşüyor.
Shamir, Yahudi devleti yıkıldığında dünyanın refaha erebileceğini şu sözlerle ifâde ediyor:
“Seksen yıldan uzun sürmüş bir Yahudi krallığı hiç olmamıştır ve 2028 hızla yaklaşmaktadır. Hristiyanlar ve Müslümanlar birbirlerini daha da tanımaya başlıyor, Yahudi mihraklar-yönlendiriciler baypas ediliyor. İran’a karşı Purim Savaşı, Yahudi çaresizliğinin açık bir göstergesidir. İsrail düştüğünde, beraberinde herkesi de aşağı çekmeye çalışacak, göreceksiniz. Gazze Soykırımı’nın çözülmesi, İran Savaşı’nı sona erdirmenin ilk adımıdır. İsrail etkisiz hâle geldiğinde, tüm dünya barut fıçısı gibi dağılacaktır. Hristiyanlar ve Müslümanlar birlikte çalışarak Yahudilerin Kabalistik etkilerini kaldırabilir, Ortadoğu ve dünyanın rahatlaması için Yahudi devletinin çökmesi gerekiyor ve bu çok yakın.”



