Samsun’da basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Yapıcıoğlu, ekonomik gelişmeler, ailenin korunması, yeni anayasa çalışmaları, kardeşliğin yeniden tesis edilmesi ve soykırıma katılan çifte vatandaşlar konularına değindi.

Samsun temaslarının ardından Ankara’ya geçerek TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile "Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu" çalışmaları hakkında bir görüşme gerçekleştireceğini belirten Yapıcıoğlu, partisinin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.

İran: ABD kendi çıkarlarını İsrail'den ayrı olarak değerlendirebilir
İran: ABD kendi çıkarlarını İsrail'den ayrı olarak değerlendirebilir
İçeriği Görüntüle

"Emekliye bir dokun bin ah işit"

Konuşmasına Samsun çarşısında esnaf ve vatandaşlarla yaptığı görüşmeleri aktararak başlayan Yapıcıoğlu, emeklilerin içinde bulunduğu zor durumu "Bir dokun bin ah işit" sözleriyle özetledi.

Açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı bir dönemde, en düşük emekli maaşının 20 bin TL seviyesinde kalmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, “Özellikle kira ödemek zorunda olan emeklilerimiz geçinemiyor. Hükümet kanadından prim gün sayısına göre bir düzenleme yapılacağı duyumları var; bunun çok acil bir şekilde hayata geçirilmesi lazım. Bizim kanaatimize göre hiçbir emekli maaşı, asgari ücretin altında olmamalı; asgari ücret de asla açlık sınırının altına düşmemelidir. Bu konudaki kanun teklifimiz Meclis'te bekliyor.” ifadelerini kullandı.

"Gençlerimizi yeterince koruyamadık"

Uyuşturucu kullanım yaşının 11-12’lere kadar düştüğüne dikkat çeken Yapıcıoğlu, gençleri suçlayan kolaycı yaklaşımın doğru olmadığını ifade ederek, “Gençler oraya düşmediler, düşürüldüler. Gençler oraya gitmediler, oraya doğru yönlendirildiler ve biz gençlerimizi yeterince koruyamadık. Bu nedenle eğer gençlerimiz arasında uyuşturucu alışkanlığı yayılıyorsa, o 11-12 yaşlara kadar düşmüşse bizim şapkayı önümüze koyup ciddi ciddi tedbirleri nasıl alacağımızı daha fazla düşünmemiz gerekir." diyerek ebeveynlere ve yetkililere sorumluluk çağrısı yaptı.

“Ailenin yerine ikame edebileceğimiz başka bir kurum yok”

TÜİK verilerine göre artan boşanma oranlarına ve yükselen evlilik yaşına dikkat çeken Yapıcıoğlu, ailenin toplumun temel taşı olduğunu hatırlattı. Yapıcıoğlu, "Aile Bakanlığı'nın yapmış olduğu açıklamalara göre özellikle sosyal medya ile ilgili bazı yeni düzenlemelerin getirileceği söyleniyor. Geç bile kalınmış, mutlaka bu adımların atılması lazım. Aile yıkılırsa toplum yıkılır. Ailenin yerine ikame edebileceğimiz başka bir kurum yok. Çünkü aile yıkılırsa toplum yıkılır. Onun yerine alternatif olarak koyabileceğimiz herhangi başka bir kurum yok. Mutlaka bizim aileyi ayakta tutmamız lazım. Boşanma sebepleriyle ilgili ya da aile kuramamayla ilgili nedenleri çok detaylı bir şekilde araştırıp ona göre sonuç odaklı, sonuç verecek tedbirler almalıyız. Nüfus artışının da bugünkü seviyelerden daha yukarıya çıkması lazım yoksa gerçekten milletçe bir yok oluşa doğru gitmenin eşiğine gelebiliriz." dedi.

"Aranan katil Netanyahu, ‘Barış Kurulu’ üyesi oldu"

Uluslararası sistemin düştüğü durumu "trajikomik" olarak nitelendiren Yapıcıoğlu, BM Güvenlik Konseyi’nin işlevsizliği üzerine kurulan alternatif "Barış Kurulu" yapılanmasına ilişkin, "BM bu işi durduramayınca alternatif bir Barış Kurulu oluşturuldu. Ancak işin trajikomik tarafı şu; soykırımın baş sorumlusu, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan Netanyahu, bu Barış Kurulu’nun üyesi oldu. Aranan bir katilin barış kurulunda olduğu bir dünyada, bu kurulun ne yapabileceğini tartışmak gerekir." ifadelerini kullandı.

“Bombaları verenler şimdi Barış Kurulu’nun daimi başkanı oluyor”

Gazze’deki şehit sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğuna dair askeri uzmanların görüşlerini paylaşan Yapıcıoğlu, "ABD’nin siyonistlere verdiği bazı bombalar düştüğü yerde insanları adeta buharlaştırıyor, geriye bir şey bırakmıyor. Bu bombaları verenler şimdi Barış Kurulu’nun daimi başkanı oluyor. Donald Trump denen deli ya da psikopat, bu kurulun 'kayd-ı hayatla' yani ölünceye kadar başkanı yapılmış." dedi.

“Kimler bu görüntüler yüzünden istemedikleri kararları almak zorunda kalıyor?”

Konuşmasında küresel ahlak krizine ve Epstein skandalına da değinen Yapıcıoğlu, dünya liderlerinin neden sessiz kaldığını bu skandal üzerinden açıkladı. Yapıcıoğlu, ortaya saçılan belgelerdeki vahşeti şu sözlerle anlattı:

"Küresel bir ahlak krizinden geçiyoruz. Epstein adasındaki melanetleri insan okumak bile istemiyor. Sadece pedofili veya sapıklık değil; çocuklara işkence edilerek adrenalinlerinin yükseltilmesi, o kanların alınıp genç kalmak isteyenlere nakledilmesi gibi aklın almayacağı vahşetler var. İnsan bunları duyunca 'Esfel-i safilin' (aşağıların en aşağısı) tabirini daha iyi anlıyor. Bu belgeler ortaya saçıldıkça, dünyaya efendilik taslayan, insan hakları savunucusu geçinenlerin aslında ne kadar zavallı ve hayvandan aşağı mahlûklar olduğunu görüyoruz. Acaba bu belgeler arasında kimlere ait şantaj materyalleri var? Kimler bu görüntüler yüzünden istemedikleri kararları almak zorunda kalıyor? Zamanla bunları da öğreneceğiz."

"Bölgemizde güç birlikleri oluşturmalıyız"

Mevcut küresel sistemin iflas ettiğini ve yeniden inşanın şart olduğunu belirten Yapıcıoğlu, "Eğer biz masada güçlü olmazsak, sistemi kuranlar gücü elinde bulundurduğu müddetçe insanların şikâyetinden dolayı bunu yıkıp yerine yeni bir sistem inşa edileceği zaman geri köşelerine çekilecek değiller. Önce kendi içimizde birliğimizi sağlamalı sonra da bölgemizde güç birlikleri oluşturmalıyız. Bu gücü zalime ortak olmak için değil, mazlumun elinden tutmak için toplamalıyız. Yoksa devletlerin ve toplumların parça parça çöküşüne şahitlik ederiz." dedi.

“Soykırıma dâhil olmuş kim varsa bizim pasaportumuzu taşıma hakkı olmamalı”

Son olarak, Gazze’de işgal rejimi saflarında savaşan çifte vatandaşlar konusunu gündeme getiren Yapıcıoğlu, Meclis’e sundukları kanun teklifinin 8 partinin desteğine rağmen Genel Kurul’a getirilmediğini hatırlattı.

Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

"Haberlere göre Türkiye’den gidip orada soykırıma katılan 112 kişi tespit edilmiş. Sayı kaç olursa olsun; soykırıma dâhil olmuş, o vahşete ortak olmuş, o cürmü işlemiş kim varsa bizim pasaportumuzu taşıma hakkı olmamalı. Bu hak iptal edilmeli ve eğer o melaneti işlemişse mutlaka yargılanıp hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır. Bunun için 8 partinin desteğini alan kanun teklifinin bir an önce Genel Kurul gündemine öne çekilerek görüşülmesi ve yasalaştırılması çağrısını buradan sizler aracılığıyla bir kez daha hem Meclis'te grubu bulunan partilere hem Meclis Başkanlığımıza bu çağrıyı da yapmak istiyorum."

İLKHA