Garp dünyasının seküler dayatmaları, bugün sofistike yöntemlerle evlerimizin içine, genç kızlarımızın zihinlerine kadar sızmış durumda. Sosyal medya mecralarında bir "özgürlük" ve "modern yaşam" formu olarak sunulan çocuk sahibi olmama propagandası, son yıllarda daha tehlikeli bir kavramla perçinleniyor: Hayvanlar üzerinden ikame edilen sahte ebeveynlik.

Anneliği karalamaya kalkan zihniyet

Küresel şer odakları, kendi hinterlandlarında (İsrail, Avrupa, ABD, vs.) doğumu teşvik eden devlet politikaları uygularken; Türkiye ve diğer Müslüman coğrafyalara anneliği "beden kusuru", "ekonomik pranga" ve "travmatik bir süreç" olarak servis ediyor. BBC gibi operasyonel yayın organlarının Türkçe servislerinde "annelik bir tuzaktır" temalı içerikler boy gösterirken, aynı odakların kendi stratejik nüfus planlamalarında çocuk artış hızını kutsaması bir "tesadüf" değildir.

Bu noktada yazar Zeynep Merdan’ın da dikkat çektiği üzere, özellikle son 11 yılda Türkiye’de çocuk artış hızının kesintisiz şekilde düşmesi, bu sinsi propagandanın sahada sonuç verdiğini gösteriyor. Genç dimağlara, gerçek bir evlat yetiştirmenin meşakkati "korkunç bir yük" gibi sunulurken, kedi-köpek sahiplenmenin "sorumsuz ve steril sevgisi" annelik makamıyla eşdeğer tutuluyor.

Kedi-köpek anneliği: Fıtrattan kaçışın maskesi

Hayvan sevgisi, merhamet medeniyetimizin bir parçasıdır; ancak "hayvan anneliği" kavramı tamamen operasyonel bir kurgudur. İnsanı eşref-i mahlukat kılan "nesil yetiştirme" vazifesi, bir "evcil hayvan" bakıcılığına indirgenerek değersizleştiriliyor. Güzellik ve kusursuzluk putuna tapan modern gençlik, "bedenim bozulmasın", "özgürlüğüm kısıtlanmasın" saikleriyle annelikten kaçarken, bu boşluğu küresel sistemin sunduğu sahte şefkat nesneleriyle dolduruyor.

Bu durum, "insanı fıtratından koparma" projesinin en güncel aşamasıdır. İnsan, kendi türünün devamlılığını sağlamak ve bir dava ahlakıyla nesil yetiştirmek yerine, sadece kendi egosunu tatmin eden, sorumluluğunu hiçe sayan bir yaşam tarzına mahkum edilmektedir.

Kimlik suikastı

Mesele topyekun bir kimlik suikastıdır. Anadolu irfanını "alay" konusu yapan, medeniyet değerlerimizi "yobazlık" olarak niteleyen bu seküler dalga, gençliği bir "kimlik krizi"ne sürüklemiştir. Çocuk sahibi olmayı "modernlikten ödün vermek" sanan bir nesil, aslında kendi geleceğini ve toplumsal varlığını küresel efendilere kurban etmektedir.

Hamas: "İsrail'in hedefi Gazze'de güvenlik sistemini çökertmek"
Hamas: "İsrail'in hedefi Gazze'de güvenlik sistemini çökertmek"
İçeriği Görüntüle

Merdan’ın vurguladığı gibi; "kendini inşa edemeyen", kökleriyle yüzleşemeyen gençlik, sosyal medyanın sunduğu o "parıltılı ama boş" hayatlara maruz kalarak kendi gerçekliğinden kopmaktadır. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı bir sekülerleşme ve bunun neticesinde gelen "nüfus erimesi" tehdidiyle karşı karşıyadır.

Nesil kalesi düşürülmemeli!

Siyonist merkezin ve Batılı ajansların "kedi-köpek anneliği" üzerinden yürüttüğü bu sessiz propaganda, aslında bir imha operasyonudur. Anadolu’nun çocuk seslerine, annelerin varlığına ve fıtratın sesine ihtiyacı vardır. Küresel sistemin Müslüman coğrafyalara reva gördüğü "hayvan anneliği" tuzağına karşı, hakiki anneliği ve babalığı; bir medeniyet inşası, bir ruh davası olarak yeniden ayağa kaldırmak mecburiyetindeyiz. Bize sunulan o "steril ve çocuksuz" hayat, aslında milletimizin sonunu hazırlayan bir tabuttur.

Baran Dergisi