Artık yazmanın yetmediği yerdeyiz. Çocuklarımız adına sesimi yükseltiyorum.

14–15 Ağustos tarihlerinde Yenikapı'da, sanki masum bir eğlenceymiş gibi, "Türkiye'nin en büyük K-Pop buluşması" ilan ediliyor!

ATEEZ-KWON EUNBI | İstanbul Festivali | 14 August 2026 | Festival Park  Yenikapı | Biletino

Surların içinde, ezanın gölgesinde, dedelerinin put kırdığı şehirde yeni bir ayin kuruluyor.

K-Pop denilen yapı birkaç şarkıdan, birkaç dans figüründen ve birkaç renkli klipten ibaret değildir. Arkasında son derece planlı bir imaj üretimi ve gençlerin duygusal boşluklarını hedef alan devasa bir işgal ekonomisi var.

Türkiye'nin en büyük K-POP buluşması İstanbul Festivali'nde! Sahnedeki  yıldız isimlerden Kore markalarına, kültürel deneyim alanlarından sürpriz  etkinliklere kadar K-POP dünyasına dair her şey 2 gün üst üste Festival  Park Yenikapı'da! 💜

Bir gence nasıl görüneceğini ne giyeceğini, hangi kelimelerle konuşacağını, kimi güzel bulacağını, hangi bedeni ideal sayacağını ve neye hayranlık duyması gerektiğini fısıldayan bir işgal girişimi!

Kültür politikası, hangi sembolün büyütüldüğünü, hangi zevkin teşvik edildiğini, hangi hayat tarzının normalleştirildiğini ve hangi neslin nasıl bir insan tasavvuruna doğru sevk edildiğini görebilmektir.

Görmeyen kördür, görüp susansa, surların bekçiliğini bırakmış demektir.

15 Temmuz'da bu millet büyük bir zafer kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde, milletin iradesiyle, tankın önüne göğüs gererek, boğazına kadar ihanete batmış bir darbe girişimini boğdu.

O gece mesele, milletin belini kırmak, ruhunu teslim almak, çocuklarının yarınını başkasının eline vermekti.

Bu sefer silah yok. "Eğlence" var, "küresel kültür" var, "festival" var, "LGBT" var.

Konserin tanıtım afişlerine bakınca 15 Temmuz'un tersine çevrilmiş bir kopyasını görüyorsunuz!

LGBT lobilerinin küresel dayatmasını, ahlaksızlığın ve sapkınlığın renklerini görüyorsunuz!

Cinsiyet karmaşasıyla kimliksizleştirilmiş, gayya çukurunda debelenen ne idüğü belirsiz figürlerin neslimizin zihnini kuşattığını görüyorsunuz!

Kışlayı değil kalbi, meclisi değil mayayı, bayrağı değil aidiyeti ele geçirmeye çalışan yumuşak bir darbe girişimi görüyorsunuz!

Evet, kelimeleri bilerek seçiyorum, çünkü yumuşak dil, yumuşak işgali meşrulaştırır.

Bir çocuğun "Ben kimim?" sorusuna kendi dilinden, tarihinden, inancından ve medeniyetinden cevap veremez hâle gelmesi de ağır bir işgaldir.

15 Temmuz'da darbeciler milleti ezeceğini sandı, millet ayağa kalktı.

14–15 Ağustos'ta ise başka bir operasyonun dili devrede!

Milleti ayağa kaldırmadan milletin çocuklarını uyutmak, direnişi kırmadan direniş tohumunu çürütmek, tankla giremeyeni ritimle, sloganla, "cool"lukla, "global"likle içeri almak.

Buna "kültür" demek makyaj sürmektir.

Kültür çocuğa şahsiyet verir, bu ise çocuğu sapıklığa, ithal puta ipotek eder.

Kültür, sanat ve eğitim sahasını tali mesele sayanlar yanılmıştır!

Buradaki işgal, toprağın çocuklarının geleceğini almaktır.

15 Temmuz'da milletin iradesine kurşun sıktılar. Şimdi milletin evlatlarının iradesine ritimle sapıklık aşılıyorlar.

İkisinin de hedefi aynı, bu milletin belini kırmak, ruhunu teslim almak, yarını ele geçirmek.

O hâlde cevabımız da aynı hizada, aynı sertlikte olmalıdır.

Bu zafer, ailenin, okulun, caminin, sokağın, devletin ve basının aynı anda uyanmasıdır.

15 Temmuz'un ruhu yalnızca bir gecenin hatırası olamaz. 15 Temmuz'un ruhu, her seferinde milletin evlatlarına uzanan eli boşa çıkaran bir uyanıklık olmak zorundadır.

Çünkü,

Bu sosyolojik bir çözülmedir, pedagojik bir alarmdır!

15 Temmuz'da bu millet "Bu vatan satılık değildir" dedi.

Peki, bu milletin çocuklarının geleceği satılık mıdır?

Devlet bu çağrıyı duymalıdır.

15 yaşındaki Gazzeli yiyecek aramak üzere yola çıktı ve bir daha geri dönmedi
15 yaşındaki Gazzeli yiyecek aramak üzere yola çıktı ve bir daha geri dönmedi
İçeriği Görüntüle

Aileler uyanmalıdır.

Eğitimciler susmamalıdır.

Yenikapı'ya kurulacak sahne kaldırıldığında mesele elbette bitmeyecektir.

Fakat bazen bir sahnenin kurulmaması, bir toplumun hâlâ kendini koruma iradesi bulunduğunu gösterir.

Bir kez daha kıvırmadan, süslemeden, "ama"sız söylüyorum, 15 Temmuz bir zaferdi, 14–15 Ağustos ağır bir imtihandır!

Biri bozguna uğradı, diğeri de bozguna uğramalıdır.

Yarın tarihte, "Tankı durduran bu aziz millet, sinsi sapkınlığı da durdurabildi mi?" sorusuyla karşılaşıldığında cevabı mutlak "evet" olmalıdır.

15 Temmuz'da bu millet nasıl zafer kazandıysa, 14–15 Ağustos'ta da aynı iradeyi göstererek bir kez daha zafer kazanmak zorundadır.

🎤 Türkiye'nin en büyük K-POP buluşmasına hazır mısın? 🇰🇷✨ İstanbul'un  kalbi bu yaz K-POP ile atıyor! 💥 🔥 ATEEZ – 14 Ağustos 🔥 MONSTA X – 15  Ağustos Ve çok daha fazlası

Yenikapı'ya kurulacak o sahne sökülüp kaldırılmalıdır.

15 Temmuz'da tanklar durduruldu.

14–15 Ağustos'ta ise kültürel teslimiyet durdurulmalıdır.

Aynı millet.

Aynı irade.

Aynı zafer...

Mustafa Sabri Beşer, Star