Almanya’da Mayıs 2025’te göreve gelen Başbakan Friedrich Merz hükümeti, ülkenin bütçe önceliklerini savunma, güvenlik ve rekabetçilik ekseninde yeniden şekillendirirken, sosyal devlet harcamalarında kesinti ve reform tartışmaları gündemin merkezine yerleşti.

CDU/CSU-SPD koalisyonunun 2027 bütçe hedeflerine göre Almanya’nın çekirdek savunma harcamalarının 2026’da 82,7 milyar avrodan 2027’de 105,8 milyar avroya çıkarılması planlanıyor. Özel savunma fonu ve Ukrayna’ya ayrılan kaynaklarla birlikte toplam savunma harcamasının 2027’de 144,9 milyar avroya ulaşması öngörülüyor. Bu rakam, Almanya’nın NATO kapsamındaki savunma harcamasını 2027’de GSYH’nin yüzde 3,1’ine, 2030’da ise yüzde 3,7’sine taşıma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor.

Merz, bütçe planlarını savunurken İran’daki gelişmeler dahil son dönemde yaşanan krizlerin Almanya’nın savunma kapasitesine yatırım yapmasının önemini gösterdiğini belirtti. Berlin yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenliği, NATO yükümlülükleri ve küresel krizleri gerekçe göstererek askeri harcamalardaki artışı “zorunlu güvenlik yatırımı” olarak sunuyor.

Sosyal devlet harcamaları baskı altında

Savunma harcamalarındaki artışa paralel olarak Almanya’da sosyal güvenlik sistemi üzerinde de ciddi tasarruf baskısı oluştu. Hükümetin 2026 bütçe taslağında sosyal yardımlardan 1,5 milyar avro tasarruf planlandığı, Merz’in ise vatandaşlık parası olarak bilinen Bürgergeld sisteminde yaklaşık yüzde 10’luk, yani 5 milyar avro düzeyinde tasarruf çağrısını tekrarladığı bildirildi. Bu kesintinin nasıl uygulanacağı ise koalisyon içinde tartışmalı başlıklar arasında yer alıyor.

Bürgergeld sistemi, işsizler ve düşük gelirliler için Almanya’nın temel sosyal destek araçlarından biri olarak görülüyor. Sistemin “Grundsicherung” yani “temel güvence” adı altında daha sıkı şartlara bağlanması, yardım alanların çalışma yükümlülüklerinin artırılması ve bazı destek kalemlerinin sınırlandırılması tartışılıyor.

Sağlık sisteminde 16,3 milyar avroluk tasarruf hedefi

Sosyal devlet tartışmasının en önemli başlıklarından biri de kamusal sağlık sigortası oldu. Alman kabinesi, yasal sağlık sigortası sisteminde artan maliyetleri sınırlamak amacıyla 2027 için 16,3 milyar avroluk tasarruf hedefleyen reform tasarısını onayladı. Uzman komisyonun tahminlerine göre sağlık sigortası sistemindeki açık 2027’de 15,3 milyar avroya, reform yapılmaması halinde ise 2030’da 40 milyar avroya ulaşabilir.

Merz hükümeti, sağlık sigortası reformunu yalnızca bütçe disiplini açısından değil, işveren ve çalışanlar üzerindeki mali yüklerin azaltılması ve Alman ekonomisinin rekabet gücünün korunması açısından da savunuyor. Ancak muhalefet ve sendikalar, bu yaklaşımın refah devleti mantığının daraltılması anlamına geldiğini belirtiyor.

İsrail Savunma Bakanı: İran operasyonları devam edecek
İsrail Savunma Bakanı: İran operasyonları devam edecek
İçeriği Görüntüle

“Bonn Cumhuriyeti” dengesi sona mı eriyor?

Almanya’daki tartışma yalnızca bütçe kalemleriyle sınırlı değil. Siyasi çevrelerde, İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı Almanya’yı tanımlamak için kullanılan “Bonn Cumhuriyeti” modelinin sona erdiği yorumları öne çıkıyor.

Bu model; güçlü sosyal devlet, ekonomik büyüme, ABD ve NATO güvenlik şemsiyesi altında düşük askeri harcama ve geniş refah paylaşımıyla özdeşleşmişti. Ancak Berlin yönetiminin son bütçe tercihleri, bu dengenin yerini savunma, güvenlik, borçlanma ve kemer sıkma eksenli yeni bir döneme bıraktığını gösteriyor.

Merz, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu savunarak vergi sistemi, sağlık sigortası ve emeklilik alanlarında reformların kaçınılmaz olduğunu söyledi. Başbakan, küresel krizlerin Almanya ekonomisini doğrudan etkilediğini ve ülkenin “dönüşmek” zorunda olduğunu ifade etti.

Dış yardımlarda da kesinti eğilimi

Almanya’nın bütçe sıkılaştırması dış yardım kalemlerine de yansıyor. 2026 federal bütçesinde Kalkınma Bakanlığına ayrılan kaynak 2025’e göre 251 milyon avro azaltılarak 10,05 milyar avroya çekildi. Donor Tracker verilerine göre Almanya’nın resmi kalkınma yardımlarının milli gelire oranının 2024’te yüzde 0,67 iken 2029’da yüzde 0,43’e gerilemesi öngörülüyor.

İnsani yardım bütçesinde 2024-2025 arasında ciddi bir düşüş yaşandığı, 2026’da bazı kalemlerde kısmi artış olsa da önceki kesintileri telafi etmediği belirtiliyor. Yardım kuruluşları, Avrupa’da savunma ve Ukrayna’ya destek önceliğinin Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki yoksulluk, gıda ve sağlık programlarını zayıflattığı uyarısında bulunuyor.

AB bütçesinde de savunma önceliği

Merz hükümeti, aynı yaklaşımı Avrupa Birliği bütçesi için de savunuyor. Merz, AB’nin 2028-2034 bütçesinin savunma ve rekabetçilik önceliklerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, 21. yüzyılın meydan okumalarına 20. yüzyıl bütçe sistemiyle cevap verilemeyeceğini söyledi. Almanya, buna rağmen AB düzeyinde yeni ortak borçlanmaya karşı çıkıyor.

Bu tablo, Almanya’nın savaş sonrası dönemde inşa ettiği refah devleti modelinden, güvenlik ve askeri kapasiteyi önceleyen yeni bir mali-siyasi düzene geçiş yaptığını gösteriyor. Berlin yönetimi bu dönüşümü “zorunlu uyum” olarak sunarken, eleştiriler sosyal hakların ve yardımların savaş ve savunma harcamaları lehine geriletildiği yönünde yoğunlaşıyor.