Aylık Baran olarak, Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca’nın hâlâ karanlıkta kalan cinayetini Avukat Kerami Özdemir’e sorduk. Özdemir, kayıp deliller, incelenmeyen HTS kayıtları, çelişkili ifadeler ve gelişen kriminal imkânlar ışığında dosyanın yeniden açılması gerektiğini belirterek, “Bu olay aydınlatılsın ki kamu vicdanı rahatlasın” dedi.
Avukat Kerami Özdemir:
Kanaatimce bu dosya, sıradan bir cinayet soruşturması değildir; kaybolan deliller, incelenmeyen HTS kayıtları ve birbiriyle çelişen ifadeler, olayın kökünün tahminlerin ötesine uzanabileceğini göstermektedir. Bu sebeple dosya, yeniden ve bağımsız biçimde ele alınması gereken ciddi bir adalet meselesidir. Katilin evinden çıktığı iddia edilen 60 sayfalık notların akıbeti açıklanmadan, teknik veriler eksiksiz incelenmeden ve dosyadaki çelişkiler giderilmeden “soruşturma tamamlandı” denilemez. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının dosyayı arşiv kayıtları, HTS verileri ve yeni kriminal imkânlarla yeniden soruşturmaya açması gerektiği kanaatindeyim. Bu olay aydınlatılsın ki kamu vicdanı rahatlasın.
Şimdi şöyle bir şey var, değerli kardeşim. Birleşik Devletler'de 1972 yılında birbirine yakın iki mıntıkada, yani aralarında 600-700 metre mesafe bulunan iki yerde, iki kadın cesedi bulunmuş. Tabii, o dönemde kriminal incelemelerde, yani suç bilimi alanında kullanılan genelgeçer tekniklere göre bu iki cinayet çözülememiş. Dosyalar da kapatılmış. 1972 yılından tahminen 2020-2022 yıllarına kadar o dosyalar hiç açılmamış. O yıllarda bir adam şöyle demiş:
“Elimizde daha önceden kalmış faili meçhul dosyaları, yani 40-50 yıllık eski dosyaları, bir daha ele alalım. Teknik imkânlar gelişti. Özellikle kriminolojide, adli tıpta ve DNA teknolojisinde olağanüstü gelişmeler oldu. Dosyaları bir de o yönden tekrar araştıralım.”
Bunun üzerine araştırmaya başlamışlar. Dosyadaki delilleri teknolojinin ulaştığı son aşama itibarıyla tekrar incelemeye başladıklarında çok ilginç bir gerçekle karşılaşmışlar. 1972 yılında tespit edilemeyen katili çok basit bir şekilde tespit etmişler. Ben bunu hem haberlerde izlemiştim hem belgeselini seyretmiştim. Yani kan testleri, DNA testleri ve DNA'daki sınıflandırmalar sayesinde adamı 50 yıl sonra elleriyle koymuş gibi buldular. O kişi ceza aldı; ben de süreci takip etmiştim. Hapiste öldü.
İşin özü şu: Belirli bir dönemde çözülemeyen şifreler, sonraki teknolojik gelişmeler sayesinde çok daha kolay bir şekilde çözülebiliyor. Yeter ki soruşturmayı yürüten iddia makamı temsilcisi, yani savcı veya savcılık, bunu istesin.
Aylık Baran Dergisi 54. Sayı Ağustos 2026