Röportaj, Cumhuriyet dönemindeki din düşmanlığının köy ölçeğinde nasıl tecrübe edildiğini, sade ve doğrudan bir şahitlik diliyle kayıt altına alıyor.

Hasan Ersoy Kimdir?

1929 Trabzon-Of doğumludur. İstanbul’a göç edip inşaat müteahhitliği yapmıştır. Hayır hasenat işlerinde bulunmuştur. 2019 senesinde İstanbul’da vefat etmiştir.

16 Temmuz 2019 tarihinde yaptığımız röportajda Hasan Ersoy, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kur’an eğitiminin yasaklandığı döneme dair çocukluk hafızasında yer eden somut bir hadiseyi ele alıyor. Henüz 4–6 yaşlarındayken camide Kur’an ve namaz sûreleri öğrenirken jandarmanın baskın yaptığını, hocanın yatağıyla birlikte karakola götürüldüğünü ve Kur’an kursunun mühürlenerek kapatıldığını bizzat yaşadıklarını aktarıyor. Hasan Ersoy’un hatıraları, dinî eğitimin yasaklar karşısında tamamen ortadan kalkmadığını; camiden çıkarılan eğitimin bu kez ev altlarında, serenderlerde ve gizli mekânlarda sürdürüldüğünü, jandarma baskını sonrası hocanın gizlice ders vermeye devam etmesi, milletin bütün baskılara rağmen Kur’an eğitimini yaşatma iradesi gösterdiğini söylüyor. Röportaj, Cumhuriyet dönemindeki din düşmanlığının köy ölçeğinde nasıl tecrübe edildiğini, sade ve doğrudan bir şahitlik diliyle kayıt altına alıyor.

Nasılsınız? Yaşınızı söyler misiniz?

İsmim Hasan Ersoy. 90 yaşındayım.

Doğum tarihiniz kaç?

1929.

Asıl sormak istediğim şudur: Kur’an'ın yasaklandığı dönemlerle ilgili neler hatırlıyorsunuz? Anlatır mısınız?

Ha... Şimdi o zamanlar ben de çocuktum tabii, arkadaşlarımız var. Camiye gidiyoruz. Cami de evden, buradan şu Küplüce’ye kadar, 300 metre var.

Kaç yaşındasınız?

İşte 4-5 veyahut 6 neyse.

Sahaf Adil Sarmusak Kur’an Dersi Verdi Diye Bir Hoca Dövülerek Öldürüldü F

Atatürk dönemi mi?

Atatürk devrinde... Camiye gidiyoruz. Caminin namaz kılınan üst kısmının altında bir yer var. Hocanın oturduğu bir oda. Ama büyük bir oda; aşağı yukarı 50 metre yahut 60 metrekare böyle bir yer. Hem gelen giden misafirler orada oturuyor hem de hoca orada yatıp kalkıyor. Gelen çocuklar da orada Kur’an'ı, namaz surelerini öğreniyorlar. Kenarlarda sıralar var, o sıralara oturuyoruz. Orada çocuklar sırayla Kuran okuyorlar.

Hoca da burada, baş tarafta oturuyor. Elinde de uzun bir çubuk; ince bir fındık çubuğu... Şöyle yere bir vurdu mu, daha çıt yok. Hey gidi zamanlar hey...

Bir gün öyle okurken kapıya vurdular. Geldi, baktı ki iki tane jandarma. Jandarmalar içeri girdiler. Hocaya, 'Ne yapıyorsunuz burada?' diye sordular. Hoca, 'Çocuklara namaz surelerini öğretiyorum,' dedi. 'Namaz, Kuran surelerini öğretiyorum çocuklara.' dedi. Jandarma, 'E bunun yasak olduğunu bilmiyor musun?' dedi. Hoca ne dediyse tam hatırlamıyorum şimdi ama cevap verdi ona. Jandarma, 'Topla eşyanı, yatağını yorganını,' dedi. Hoca topladı yorganı yatağı. Çocuklara da, 'Haydi bakalım herkes evine,' dedi.

Biz dağıldık, herkes evine gitti. Hoca yatağını yorganını yaptı, yüklediler hocanın sırtına. Haydi bakalım... O zaman karakol Kondu'daydı. Doğru Kondu'ya gittiler. İki gün sonra mı, üç gün sonra mı hocayı bıraktılar; tabii geldi hoca gene. Ama giderken Kuran kursunu mühürlediler, kilitlediler. Kapıya bir mühür vurdular, öyle gittiler. Hoca daha orayı açamadı. Üstündeki namaz kılma yeri açık ama altta o Kuran kursu dediğimiz yer kapalı.

Bizim evin dışında bir serender var, babamın misafirhanesi. Üstüne akşamları misafirler gelir. Altında da boş bir yer var; orası da aşağı yukarı 30-40 metre var. 'Orayı Kuran kursu yapalım,' dediler. Babam hocaya tembih etti: 'Gel,' dedi, 'çocuklar buraya gelsinler, burada ders ver çocuklara.' Hoca geldi, devam etti gene. Ama tabii karakolun haberi olmadı daha. Gizli saklı olarak bizi gene okuttu. Allah rahmet eylesin, iyi de bir hocaydı. Öyle bir durumumuz oldu yani, öyle hatırlıyorum.

Asım Albayrak Hasan Ersoy Copy

Hocayı götürürken dövdüler mi?

Yok hocayı bizim orada dövmediler. Yalnız yataklarını arkasına verdiler alıp ama karakolda dövdüler mi dövmediler mi ondan bilgim yok yani.

O Kur’an’ları topladılar mı?

Hatırlamıyorum. O kadar şeyi hatırlamıyorum daha doğrusu farkında değildim. Yani Kur’an’ların pek farkında değilim. Yataklarını arkasına verdiklerini hatırlıyorum.

Miktad Yılmaz Hoca Ile Kur’an Yasağı Üzerinedddd

Yani cezaevinde kalacağı için yatağıyla beraber gidiyorlardı. Gidenler yatağıyla beraber mi gidiyorlardı?

Tabii tabii yataklarıyla beraber hocayı alıp gittiler. Ama yataklarını evine mi götürdü bıraktı da gitti öyle komple karakola mı gitti onu da hatırlamıyorum.

Hangi köy bu? Köyün ismi ne?

Zisino köyü o zaman da.

Yani bu Of kazasının...

Şimdi Bölümlü kazası diyelim.

Trabzon Of ilçesine bağlı Bölümlü.

Evet Zisino köyü Bölümlü. Evet şimdi Bölümlü oldu. Şey oldu belediye.

Peki Kondu neresi oluyor?

Kondu o zaman nahiye idi.

Nahiyeye götürdüler hocayı.

Oraya alıp gittiler.

İki gün kaldı sonra geldi.

Evet.

İstiklal Mahkemeleri Bir Mahkeme Değil, Hukuksuzluğun Kurumsal Hâlidirdddd

Peki şikâyet üzerine mi geldi hatırlıyor musun?

Şikâyet mi oldu, ne oldu tam hatırlamıyorum ama o zaman bir şikâyet yapıldığını zannetmiyorum. Camiydi sonuçta, geldiler işte, ne bileyim... Şikâyet olsa bizim orayı da şikâyet ederlerdi. Yani camiyi şikâyet ettiler de geldilerse, bizim orayı da şikâyet ederlerdi. Öyle olsa çocuklar okuyamazdı ama biz yine de okuduk.

Jandarmanın başında kim vardı hatırlıyor musun?

Jandarma var, başka başçavuş yoktu.

Kaç kaç tane?

İki tane jandarma.

O zamanlar Türkçe ezanı hatırlıyor musunuz?

Tabii canım. O zaman 20 yaşına delikanlıydım. O zaman... Hatırlarım ya.

Bu Ku’ran yasağıyla ilgili başka bir şey hatırlıyor musun?

Hocanın olayını iyi hatırlıyorum, o kadar. Yani anlattığım sadece o kadar.

Tamam, Allah razı olsun.

Aylık Baran Dergisi 47. Sayı Ocak 2026