Abu Dabi'nin savaş çığırtkanlığı

Bloomberg’in 'güvenilir' kaynaklara dayandırdığı raporlara göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bölgede İran’a yönelik askeri hareketliliğin başlamasıyla birlikte Körfez ülkelerini Tahran’a karşı ortak bir askeri kampanya yürütmeye çağırdı. BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başta olmak üzere bölge liderleriyle yoğun bir telefon diplomasisi yürüttü. Tapora göre bu kolektif saldırı teklifi, Körfez başkentlerinde kesin bir dille reddedildi.

Riyad ve Doha Rotayı Diplomasiye Çevirdi

Körfez’deki güç dengelerini sarsan bu süreçte, Suudi Arabistan ve Katar başlangıçtaki sert tutumlarını esneterek askeri çatışma yerine diplomatik kanalları işletmeyi tercih etti. Riyad yönetimi, geçtiğimiz mart ayında İran’a yönelik ani askeri hamleler gerçekleştirmiş olsa da kısa süre içinde strateji değişikliğine gitti. Pakistan’ın arabuluculuk girişimlerini destekleyen Suudi Arabistan, bölgeyi istikrarsızlaştıracak bir savaştan uzak durarak diplomatik çözüme ağırlık verdi.

Benzer bir geri adım da Katar cephesinde yaşandı. İran’ın, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisi olan Ras Laffan’ı vurması üzerine Doha yönetimi ilk etapta misilleme seçeneklerini masaya yatırdı. Ancak gerilimi tırmandırmanın faturasını hesap eden Katar, askeri seçenekleri eleyerek itidalli bir çizgiye yöneldi. Sürecin diplomatik boyuta evrilmesi ise BAE kanadında şok etkisi yarattı. Abu Dabi, bu diplomatik süreçte dışlanmasından ve kendisine küçük bir rol biçilmesinden dolayı ittifak ortaklarına karşı derin bir rahatsızlık yaşadı.

'Hürmüz’de anahtar hala Tahran’ın elinde'
'Hürmüz’de anahtar hala Tahran’ın elinde'
İçeriği Görüntüle

OPEC kararının perde arkası

BAE’nin ortak saldırı planının Körfez’de karşılıksız kalması, bölge ülkeleri arasındaki derin görüş ayrılıklarını ve güç savaşlarını gün yüzüne çıkardı. Abu Dabi yönetiminin geçtiğimiz ay OPEC’ten ayrılık kararı alması da bu jeopolitik kopuşun somut bir neticesi olarak görülüyor. BAE'nin Körfez ortaklarından bağımsız hareket etme arzusu ve bölgeyi ateşe atma potansiyeli taşıyan agresif adımları, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkeleriyle arasındaki mesafenin açılmasına sebep oldu.

Vaşington teşvik etti

Sürecin arkasındaki küresel azmettirici ise yine bildik bir güçtü. Bloomberg, Donald Trump yönetiminin BAE’nin bu kolektif askeri hamle girişiminden tam manasıyla haberdar olduğunu ve bu planı aktif şekilde desteklediğini belirtti. Beyaz Saray, Suudi Arabistan ile Katar’ın da BAE liderliğindeki bu saldırı cephesine dahil olmasını arzuluyordu.

Körfez bloğunu ikna edemeyen BAE'nin ise el altından savaşı körüklemeye devam ettiği anlaşıldı. Wall Street Journal gazetesinin hafta içi yayınladığı haber, Abu Dabi'nin bu süreçte tek başına harekete geçtiğini ve savaş esnasında İran topraklarına doğrudan askeri saldırılar düzenlediğini açıkça ortaya koydu.