Üniformadan kumar kıskacına
Enes, 2016 yılında bu vatan topraklarını koruma azmiyle uzman çavuşluk makamına otururken aynı kışlada, aynı üniformayı taşıyan bir "silah arkadaşı" suretindeki şahsın eliyle uzatılan kumar zehri, bir hayatın imhasının fitilini ateşledi.
Sormak lazımdır ki devletin kalesi olan kışlaya kadar sızan bu bahis terörü, nasıl bir boşluğun ürünüdür? Bir asker, vatan nöbetinden kumar nöbetine nasıl devşirildi? 8 yıllık bu sarmal, bir "hata" değil, sistemli bir "ruhi suikastti."
Enes’in veda videosundaki en ağır vuruş, kaybettiği paradan ziyade kaybettiği "haysiyetidir." Ailesinin birikimini tüketmiş, eşinden, dostundan, akrabasından yalanlarla borç almış ve sonunda herkesin gözünde bir "kumarbaz" etiketiyle dışlanmıştır. Toplumun ona sırtını dönmesi, bir zamanlar "komutan" dedikleri adamın yüzüne bakmaması, onu bir "sosyal cüzzamlıya" dönüştürmüştür. Herkesten kaçan, evine giremeyen, anasının babasının yüzüne bakamayan bir adamın yaşadığı o cehennem azabı, fiziksel ölümünden çok önce başlamıştır. Bu, bir insanın çevresi tarafından "canlı canlı gömülmesidir."
Vatandaşına teknik ihanet: Devlet bataklığın neresinde?
Devlet, neden sadece sonuçla (yani Enes gibileri tutuklamakla) uğraşıyor? İnternet alemi, sosyal mecralar ve her gün elimizden düşmeyen o telefonlar, nasıl oluyor da birer "kumar panayırı" gibi her köşe başında Enes’lerin karşısına bu reklamları çıkarabiliyor? Sosyal medyanın ve teknolojinin bir "yıkım aracı" olarak kullanılmasına göz yumanlar, Enes’in boynundaki ipin diğer ucunu tutanlardır. Devlet, bataklıktaki sinekleri avlamakla vakit kaybederken, o bataklığı besleyen küresel kumar baronlarına neden dur demiyor? Neden bu meseleye "üstünkörü" yaklaşıyor?
Kolay para putu algısı
Kasiyer bile olamayacak tiplerin paralar içinde yüzdüğü videolar yüzünden, insanlar kolay paranın peşine koşuyor. Kapitalist düzen, alın terini ve helal emeği "enayilik" gibi pazarlarken; ekranlardaki o sahte parıltılarla gençlerin ruhunu iğdiş ediyor. YouTuber’ların şatafatlı hayatları, Enes’lerin payına düşen o karanlık borç kuyusunun reklamıdır aslında. Emek düşmanı bu kültür, insanı sadece "tüketen bir nesne" olarak görür ve cebi boşaldığında onu toplumun dışına, o ıssız veda videolarına iter.
Maneviyatsızlık
Enes tıbbın kapısına gitti, AMATEM’de yattı, ilaçlara sığındı. Ama heyhat! Modern tıp, ruhu iğdiş edilmiş, manevi köklerinden koparılmış birine hangi hapı verebilir? Mesele "tıbbi bir bağımlılık" değil, "metafizik bir boşluktur." Enes’in "Rabbimin kollarına gidiyorum" sözü, bu modern cehennemden tek kaçış kapısı olarak gördüğü manevi bir sığınma talebidir. Bu cemiyet, gencine helal rızkın izzetini ve imanın ferahlığını veremediği sürece, daha çok evladımız o çaresizlik içinde "kurtarılmak istemiyorum" diyecektir.
Bir toplumun intiharı!
Enes Kuş’un ölümü bir istatistik değildir. Bu, 34 yaşında bir adamın şahsında, bir milletin geleceğinin, haysiyetinin intiharıdır. Onu dışlayanlar, onu kumar baronlarının kucağına itenler ve bu talanı sadece "izleyen" devlet mekanizması bu cinayetten sorumludur. 1 milyon liralık borç değil, bir milyon liralık "insanlık kaybı" vardır ortada.
Kumarın her türlüsünün "bitiş" olduğunu haykırarak giden Enes, bize bir ödev bıraktı. Alın terini yeniden kutsamak, "kolay para" putunu kırmak ve bu kumar düzenini kökünden sarsmak! Kurtuluş, polisiye tedbirlerde değil; ruh kökümüzü kurutan bu kokuşmuş sistemi baştan aşağı değiştirecek o iman ve aksiyon birliğindedir.
Baran Dergisi





