Gazze'de yetişen direniş neslinin öne çıkan isimlerinden biri olan Muhammed Zeki Hamed, ilim, cihad, eğitim ve toplumsal hizmeti aynı hayat içerisinde bir araya getiren şahsiyetlerden biriydi. Hafızlığı, ilmi çalışmaları, eğitim faaliyetleri, toplumsal öncülüğü ve direniş saflarındaki mücadelesiyle tanınan Hamed, 2025 yılında şehadete yürüdü. Geride ise hem eserleriyle hem de yetiştirdiği insanlarla yaşamaya devam eden bir miras bıraktı.
Çocukluk yılları ve ilim yolculuğu
Muhammed Zeki Hamed, 1994 yılında Gazze'de dünyaya geldi. Çocukluk yıllarından itibaren güçlü hafızası, hızlı kavrayışı ve öğrenme kabiliyetiyle dikkat çekti. Ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren Kur'an eğitimi almaya teşvik edildi.
Henüz on yaşına varmadan Kur'an-ı Kerim'i ezberleyerek hafızlığını tamamladı. Bu erken başarı, onun sonraki yıllarda takip edeceği ilim yolunun da başlangıcı oldu.
Hafızlığının ardından kıraat ilimleri, tefsir ve şer'i ilimler üzerine yoğunlaştı. Gazze'deki çeşitli âlimlerden ders aldı. Uzun yıllar süren tahsil hayatı boyunca Kur'an ilimleri başta olmak üzere İslami ilimlerin farklı alanlarında eğitim gördü. Daha sonra şer'i ilimler alanında yüksek lisans yaptı.
İlim tahsilini yalnızca kendisiyle sınırlı tutmadı. Zamanla ders veren, talebe yetiştiren ve eğitim faaliyetleri organize eden bir eğitimci haline geldi.
Kur'an eğitiminde uluslararası faaliyetler
Muhammed Zeki Hamed'in faaliyet gösterdiği alanlardan biri de Kur'an eğitimi oldu.
Kur'an-ı Kerim ve Sünnet Elektronik Akademisi'nin başkanlığını yürüttü. Onun öncülüğünde dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Müslümanlara yönelik çevrimiçi eğitim programları düzenlendi.
Elliden fazla ülkede gerçekleştirilen bu eğitim faaliyetleri sayesinde çok sayıda öğrenci Kur'an-ı Kerim eğitimi alma imkânı buldu. Gazze'de yaşayan bir eğitimcinin dünyanın farklı kıtalarındaki insanlara ulaşabilmesi, onun eğitim çalışmalarının ulaştığı genişliği göstermesi bakımından dikkat çekiciydi.
İlim ve cihadı birlikte taşıyan bir hayat
Gazze'deki direniş kültüründe ilim ve mücadele birbirinden ayrı alanlar olarak görülmez. Muhammed Zeki Hamed'in hayatı da bu anlayışın bir yansımasıydı.
Henüz 16 yaşındayken askerî eğitimlere başladı. Genç yaşta direniş saflarına katıldı ve çeşitli görevler üstlendi. Yıllar içerisinde edindiği tecrübe ve sorumluluklarla birlikte fısıl komutanı olarak görev yaptı.

Bir taraftan Kur'an eğitimi verirken diğer taraftan Gazze'nin savunmasında yer aldı. İlmi çalışmaları ile askerî görevlerini aynı anda sürdürmesi, onu tanıyanların en çok dikkat çektiği özelliklerden biri oldu.
Onun hayatında kalem ile silah birbirine rakip değil, aynı davanın farklı vasıtalarıydı.
Cephede yazılan bir eser: Tufan Sancağı Altında
Muhammed Zeki Hamed'in geride bıraktığı en önemli eserlerden biri "Tufan Sancağı Altında" adlı kitaptır.
Bu eser sıradan bir hatırat veya masa başında hazırlanmış bir çalışma değildir. Kitabın satırları, savaşın en yoğun günlerinde kaleme alınmıştır.

Muhammed Zeki, çatışmalar arasında bulduğu kısa vakitlerde düşüncelerini not ediyor, yaşadıklarını kaydediyor ve Gazze direnişine dair gözlemlerini yazıya geçiriyordu. Bazen tünellerde, bazen cephe hattında, bazen de bombardımanların gölgesinde yazdığı bu notlar zamanla bir kitaba dönüştü.
Eser, yalnızca yaşanan olayları aktarması bakımından değil, aynı zamanda bir mücahidin dünyaya, mücadeleye, imana ve şehadete nasıl baktığını göstermesi bakımından da önem taşımaktadır.
Notların Gazze'den çıkarılışı
Savaş şartları sebebiyle Muhammed Zeki'nin notlarını dışarı ulaştırmak kolay olmadı.
Kaleme aldığı yazılar tek seferde gönderilemedi. Çatışmaların şiddetlendiği dönemlerde aylarca kendisinden haber alınamadığı oldu. Şartlar nispeten uygun hale geldiğinde ise yanında bulunan notları ve defterleri güvendiği arkadaşlarına teslim etti.
Bu notlar iki veya üç aşamalı süreçlerle Gazze dışına çıkarıldı. Daha sonra bilgisayar ortamına aktarılarak dijital hale getirildi ve yurt dışında bulunan ağabeyi Abdurrahman Zeki'ye ulaştırıldı.
Muhammed Zeki başlangıçta bu yazıların kendi adıyla yayımlanmasını istememişti. Eserin "Bir Mücahidin Kaleminden" veya "Bir Gazzelinin Kaleminden" gibi ifadelerle neşredilmesini arzu ediyordu. Ancak şehadetinin ardından ailesi ve yakın çevresi, onun hayatının ve mücadelesinin ümmete örnek olması düşüncesiyle kitabın kendi adıyla yayımlanmasına karar verdi.
Toplumun içinde bir öncü
Muhammed Zeki Hamed'in faaliyetleri yalnızca eğitim ve direniş çalışmalarıyla sınırlı değildi.
Bulunduğu bölgede insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde aktif rol alıyordu. Maddi ihtilaflar, ailevi meseleler ve çeşitli sosyal sorunlarda tarafları bir araya getirerek uzlaşma sağlanmasına yardımcı oluyordu.
Yakın çevresi onu, genç yaşına rağmen insanların fikir danıştığı ve hakemliğine başvurduğu bir isim olarak anlatmaktadır.
Sosyal hizmet ve imar faaliyetleri
Gazze'deki kısa ateşkes dönemlerinde dahi çalışmalarını sürdürdü.
Mescidlerin inşası, su kuyularının açılması ve Kur'an eğitim merkezlerinin kurulması gibi faaliyetlerde öncü rol üstlendi. Eğitim çalışmaları, sosyal yardımlaşma faaliyetleri, kültürel etkinlikler ve gençlik programlarıyla da yakından ilgilendi.
Savaşın yıkıcı etkilerinin hissedildiği bir ortamda yalnızca savunma faaliyetleriyle değil, yeniden inşa çalışmalarıyla da meşgul oldu.
Bu yönüyle bulunduğu bölgede hem askerî hem de sosyal sorumluluklar üstlenen isimlerden biri olarak tanındı.
Aile hayatı ve sıla-i rahim hassasiyeti
Muhammed Zeki Hamed evliydi. Zeki ve Tertil isimlerinde iki çocuğu vardı.
Aile bağlarına büyük önem veriyordu. Akrabalar arasındaki ilişkilerin canlı tutulması için özel gayret gösteriyordu. Aile fertlerinin birbirlerini düzenli ziyaret etmelerini teşvik ediyor, bu ziyaretlerin aksatılmaması için planlamalar yapıyordu.
Hatta WhatsApp grupları üzerinden ziyaret programları oluşturarak kimin kimi ne zaman ziyaret edeceğine dair takvimler hazırladığı aktarılmaktadır.
Onun bu hassasiyeti, sıla-i rahimi yalnızca tavsiye edilen bir davranış değil, hayatın merkezinde yer alması gereken bir sorumluluk olarak gördüğünü göstermektedir.
Şehadeti
Muhammed Zeki Hamed, 2025 yılında Gazze'de şehit oldu.
Şehadet haberi ailesi ve yakın çevresi tarafından büyük bir teslimiyetle karşılandı. Ailesi onu Allah'ın kendilerine verdiği bir emanet olarak görüyor ve bu emanetin sahibine döndüğüne inanıyordu.
Annesinin şehadet haberinin ardından söylediği "Allah hediyemi kabul etsin" sözü, ailenin tevekkülünü ve şehadete bakışını yansıtan ifadelerden biri olarak hafızalara kazındı.
Ardında kalan miras
Muhammed Zeki Hamed, geride yalnızca bir direniş hikâyesi bırakmadı.
Kur'an hafızlığıyla başlayan ilim yolculuğu, şer'i ilimlerdeki çalışmaları, elliden fazla ülkede yürütülen eğitim faaliyetleri, toplum içerisindeki hizmetleri, sosyal projeleri ve direniş saflarında verdiği mücadeleyle çok yönlü bir hayat yaşadı.
"Tufan Sancağı Altında" adlı eseri ise onun cephede tuttuğu notları sonraki nesillere ulaştıran kalıcı bir miras haline geldi.
Muhammed Zeki Hamed'i ve Gazze'de şehit düşen tüm mücahidleri rahmetle anıyor, Allah'tan Muhammed Zeki Hamed'in makamını âli kılmasını, geride bıraktığı ilim, eğitim ve mücadele mirasını bereketlendirmesini; tüm şehitlerin de derecelerini yüceltmesini diliyoruz.