Yaptığı vahşeti "tabiî bir hâdise" sayacak kadar gözü dönen ırkçı figür, Lahey'de bizzat itiraf ettiği insanlık suçlarına rağmen Batı adaletinin göstermelik tavrıyla sembolik bir ceza alarak erkenden salıverilmişti. Yeryüzünde hak ettiği cezayı çekmeden ölen eli kanlı suçlu, geride sadece Boşnak halkına çektirdiği acıları ve silinmez bir utanç mirasını bıraktı.
Vahşeti tabiî karşılayan ırkçı zihniyet
1992-1995 yılları arasında 100 bine yakın insanın ölümüne ve 2 milyondan fazla ferdin yurdundan edilmesine sebebiyet veren kanlı Bosna Savaşı’nın baş faillerinden Biljana Plavsic, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da öldü. Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından hüküm giyen tek kadın unvanına sahip olan Plavsic, Boşnak Müslümanlar ile Hırvatlara uygulanan soykırım ve zulüm siyasetindeki öncü vazifesini mahkemede açıkça kabul etmişti.
Müebbet hapse mahkûm edilen bir diğer Sırp kasabı Radovan Karadzic ile kol kola yürüyen ve aslen biyoloji profesörü olan Plavsic, Sırp olmayan masum unsurların yok edilmesini bir suç değil "tabiî bir süreç" olarak savunacak derecede katıksız bir İslâm ve insanlık düşmanlığı sergilemişti.
Batı himayesi ve yarım kalan ceza
Hakkındaki iddianameyi öğrenince 2001'de teslim olan Plavsic, Müslüman Boşnaklara yönelik soykırım harekâtındaki suçunu itiraf etmesine karşılık 2003 yılında sadece 11 yıl gibi hafif bir cezayla kurtarıldı. İsveç’teki cezaevinde cezasının üçte ikisini doldurmasının ardından Batı hukukunun sunduğu erken tahliye imtiyazıyla 2009 senesinde serbest kaldı.
Dayton Anlaşması sonrasında Sırp Cumhuriyeti başkanlığı yaptığı dönemde Batı ile iş birliğine girerek taktiksel bir çizgiye geçen Plavsic, son yıllarını siyasete mesafeli şekilde Belgrad’da geçirdi. Arkasında yüz binlerce mazlumun ahını bırakan savaş suçlusu, işlediği katliamların hesabını ilahî adalete verecek.




